Kim ne derse desin, toplumsal kriterler bazında oldukça farklı bir ülkeyiz biz…

Sıradışı kategorilerde hep birinciliği kapıyoruz bu nedenle de…

Örneğin… Ülkemizin okuma oranları?..

Türkiye’de gazete ve kitap okuma oranının giderek düştüğü yansıyor araştırmalara…

Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan Türkiye Eğilimleri 2020 Araştırması sonuçlarına göre; halkımızın yarısından fazlası gazete ve kitap okumuyor.

Ama hayatı seyretmeyi seviyor halkımız… Sosyal medyaya girmeye ve TV izlemeye, gazete-kitap okumaktan çok daha fazla zaman ayırıyor.

Dedik ya biz sıradışı gerçekleri seviyoruz diye… Okuyunca anlayacaksınız sizde… İşte araştırmanın rakamları ve acı gerçeklerimiz…

                        SOSYAL MEDYA TAKİPÇİLİĞİ REKOR KIRIYOR

Kadir Has Üniversitesi’nin Türkiye’nin sosyo-kültürel durumuyla ilgili yaptığı araştırmanın sonuçları tabii ki çok çarpıcı…

İnsanın inanası gelmiyor adeta… Bu alanlarda ne kadar gerilemiş halkımız…

26 ilde 18 yaş üzeri 1.000 kişi ile yapılan bu araştırmada; gazete okumayan kişilerin oranı 2019 yılında yapılan aynı araştırma oranına göre yüzde 8 daha arttı. 2019 yılında gazete okumayan kişi sayısı yüzde 48,4 iken, 2020 yılı sonunda bu oran yüzde 56,6 oldu.

Kitap okumayan insanlarımıza gelince…Bir yıl içinde kitap okumayan insan sayımız yüzde 50,9’dan yüzde 59’a çıktı.

2020 Yılı sonunda yalnızca internetten gazete okuyanların oranı; yüzde 62,9 olurken, basılı gazete okuma oranı yüzde 37,1’e geriledi.

Sayılar ve oranlar bir gazeteci-yazar olarak benim yüzümü kızartmaya devam ediyor. Çünkü toplumun yüzde 92,1’i hayatının büyük bölümünü sosyal medyaya ayırdığını söylemiş. TV’de dizi izleyenlerin oranı da oldukça fazla… Kitap veya gazete okumamak için direnen insanlarımız, yüzde 93,3 oranında TV izlediğini söylemiş.

Araştırmaya katılanların yüzde 50,9’u sinemaya gittiğini belirtirken, sinemaya gitmeyenlerin oranında biraz da pandemi koşulları nedeniyle yüzde 10,8’lik artış gözlendi. Pandemi koşulları tiyatroya gitmeme oranını da artırmış tabii ki… 2020 yılında tiyatroya gitmeyenlerin oranı: yüzde 74,6 olmuş.

Araştırma gösteriyor ki; ülkemiz insanları okumayı sevmiyor. Hatta giderek okumaktan uzaklaşıyor. Okulları bittikten sonra kalemi-kağıdı-kitabı kaldırıyor hayatından… Bunun karşılığında da; sosyal medyayı yakından takip etmeye ve TV izlemeye bayılıyor.

Bu istatistiki bilgiler ışığında da şöyle söylemek gerekiyor galiba; gazete ve kitap almayan/okumayan insanlarımız işin kolayına kaçıyor ve oturduğu yerden TV izlemekten ve internete girerek sosyal medya takipçiliğinden hoşlanıyor.

Bu yazının içindeki fotoğraf bir Avrupa ülkesinden ve insanlar bir restoran kuyruğunda o kentin yerel gazetesini okuyarak, kuyruğun bitmesini bekliyorlar.

Bu görüntülere; bu ülkede hasret kaldık biz!..

Bu acı gerçek nedeniyle de; bu ülkede gazete ve kitap basım tirajları giderek düşüyor.

Okumayan ama seyreden halkımız, sosyal medya fenomenleri ile dizi oyuncularına-yapımcılarına bol-bol para kazandırıyor.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER:Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece kendi gidecekleri yere kadar eşlik ediyorlar. (Mark TWAİN)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

        DOĞA İLE BARIŞMANIN YENİ ARACI: KARAVAN

Bu köşede hep karamsar ve olumsuz yorumlar yapacak değiliz ya…

Şimdi pandemi döneminde yüzü gülen bir sektöre ve bu tür yaşama gönül verenleri anlatmaya çalışacağım.

Geçtiğimiz yılın mart ayından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 salgını, insanları evlerine hapis ederken, bu can sıkıntısını hafifletmek için kendilerini doğanın kucağına atmak isteyenler için  etkili bir pencere oldu karavan yaşamı…

Pandemi şartlarından yılan ve yorulan insanlar, karavan sektörünün de bir heyecanı oldu tabii ki… Pandemi öncesine kadar rutin düzeyde olan sipariş ve satışlar, bir anda çoğalmaya ve hatta “karavanlar yok satar” hale gelmeye başlandı.

Karavan ürteticileri pandemi ile birlikte satışlarında yüzde 300’lük yani 3 kat artış olduğundan bahsederken, sektörün geleceğinin de çok iyi olacağını da belirtiyorlar.

4 kişinin yaşayabileceği lüks bir karavanın fiyatı 200 bin TL’yi buluyor. Ama eski minibüslerden dönüştürülerek 50-60 bin TL’ye kullanılabilir bir karavan da yapmak mümkün tabii ki…

Pandemi dışında insanları karavanlı yaşama yönlendiren bir başka etken de; TV’deki gezi proğramları… Özellikle İZ TV’de “Karavanda” isimli bir program yapan Bursalı sanatçı Erkan Can ve Güven Kıraç, espri dolu çok güzel gezi programları ile insanları karavanlı yaşamlara özendiriyorlar.

İşte bu yüzden karavan; bir yaşam tarzı oluyor artık Türkiye’de de…

Geleceği oldukça parlak görünen karavan sektöründeki firmalar da; yıllık 1.000 adet olan toplam üretim kapasitesini 5 binlere, satış potansiyelini de ihracatla birlikte 5 milyon eurolara ulaştırmak için yatırımlarına devam ediyorlar.

Doğa ile yeniden barışmanın yeni aracı olan karavancılık, bu nedenlerle ekonominin bu zorlu günlerinde parlayan yıldız olmaya da başladı.