Dünya nüfusuna koşut artan tarım ürünleri gereksinimi, yoğun kimyasal girdi uygulamalarıyla verimde artış sağlanarak karşılanmaya çalışıldı.

Ancak tarımsal faaliyetlerde gereğinden fazla kullanılan girdilerin, insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri zamanla artan oranda hissedilmeye başladı.

Bunun sonucu olarak, salt verim artışını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve çevreyi korumayı esas alan sürdürülebilir tarım sistemleri önem kazandı.  

Öyle bir sistem bulunmalıydı ki, hem ürün artışı sağlansın ve hem de insan sağlığı ve çevre korunsun.

Bu kapsamda organik tarım uygulaması denenmeye başlandı aynı zamanda üretimde kullanılan kimyevi gübre ve diğer kimyasal ilaçların kontrollü biçimde kullanılması uygulaması başlatıldı.

* * *

Organik tarım, gelişmiş ülkelerde iç talebe yönelik gündeme geldi önceleri.

Ve organik tarıma tamamıyla geçiş üzerine düşünülürken, önümüze organik olduğu ileri sürülen, oysa düpedüz endüstriyel olan bir tarımsal üretim şekli çıktı ortaya.

Çağımızın gerektirdiği tempolu yaşamla birlikte, artan gelir düzeyi ve eğitim seviyesi, güvenli gıda tüketiminin de önemini arttırdı. Tüketiciler direk tükettikleri tarımsal ürünler başta olmak üzere, satın aldıkları tüm gıda ürünlerinin güvenliğinden emin olmak ister hale geldi doğal olarak.

Bu bilinçle, gerek doğrudan tarımsal ürünlerin, gerekse işlenmiş gıdaların güvenle üretildiğinin garantisini tüketicilere sunabilmek için, birtakım sistemler ve standartların oluşturulması gereksinimi kaçınılmaz oldu.

* * *
Organik tarım; doğanın dengesini bozmadan, üretimde hiçbir kimyasal girdi kullanmadan salt kültürel önlemler alarak gerçekleştirilen, planlı bir tarım şekli, olarak tanımlanmakta.

Her aşaması kayıt altına alınan organik tarımda, ürün tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm kontroller gerçekleştirilerek, karşılıklı güven esasına dayanan sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturulmalıydı.

Çevrenin ve doğal kaynakların korunarak üretim yapılmasını sağlayan organik tarım ile aynı zamanda toprak direncini artırılabilir, ürün kalitesi de yükselebilirdi.

Ama pek öyle olmadığı, sürdürülebilir olmadığı görüldü bu modelin...

Aynı süreçte İyi Tarım Uygulamaları kavramı ortaya çıktı.

İyi tarım demek; tarım üretimlerinin çevre, insan ve hayvan sağlığına zararsız ve kontrollü yapılması ve üretilen ürünlerin sertifikalandırılarak tüketicilere ulaştırılması demekti.

Bu sistem ile hem üretim artışı sağlandı hem de kalite...

Ne de olsa dünya nüfusu artmakta, daha bol ürün gereksinimi artmaktaydı.

* * *

Alışveriş yaparken hem bitkisel hem de hayvansal kimi gıdalarda bir logo mutlaka dikkatinizi çekmiştir…

İyi Tarım Uygulamaları Sertifikasına sahip ürünlerin üzerinde yer alan bu logo aslında çok şey anlatır tüketiciye.

Yani o ürün üretilirken çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar verilmediğini, doğal kaynakların korunmasına özen gösterildiğini, güvenilir ürün arzının sağlandığını anlatır.

Zaman-zaman organik tarımla karıştırılsa da bu İyi Tarım Uygulamaları farklı bir şeydir.

Organik tarımda kimyevi gübre ve kimyevi ilaç kullanılmaz.

Oysa bitki bir canlıdır...

Gereksinim duyduğu besinleri, gerek duyduğu oranda yapraktan yahut topraktan aldığı sürece gelişimini sürdürür.

Aksi halde gelişimini sürdürse bile meyve vermeyi sürdüremez.

Organik tarımda organik gübre kullanılır yani hayvan gübresi...

Ancak bunun kullanımı sınırlıdır...

Tüketimi karşılayacak oranda üretimin gerçekleştirilmesi olası değildir.

Bu nedenle kontrollü, iyi tarım uygulamaları dünyada ön almıştır bugün...