Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman da aynı şoföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş.
İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiştir.
Kendi kendine ‘20 kuruşu geri versem mi şoföre’ diye düşünüyormuş.
Ama içinden bir ses de diyormuş ki ‘çok gülünç bir para ve şoförün umurunda değil. Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten sadece 20 kuruş onlara bir şey yapmaz.’
Ve ‘bu parayı harcamam, saklayabilirim’ diye düşünür, Allah'tan gelen bir hediye gibi.’ der...
İneceği durağa gelince, imam kalkar, fikrini değiştirir ve inmeden önce şoförün yanına gider, 20 kuruşu geri verir ve, ‘Paranın üstünü fazla verdiniz.’ der.
Şoför gülümser ve der ki;
‘Siz caminin yeni imamısınız değil mi?’
‘Aslında uzun zamandır sizi Caminizde ziyaret etmek istiyordum. İslam’ı öğrenmek için. Bu yüzden bilerek size fazla para verdim. Nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.’
İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyordur, heyecandan dizlerinin bağı çözülmüştür.!
Yere yığılacak hale gelir, bir direğe tutunur ve kendine gelmeye çalışır...
Gözlerinden yaşlar dökülerek der ki;
‘Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum.!
(Mustafa Ünal’ın Gönül Bahçesi’nden alıntı)
Çıkarım:
İslam dininde dürüstlük, doğruluk ve gerçeğe bağlılık, imanın temeli ve Müslüman ahlakının en üstün erdemi olarak kabul edilir.
Niyette, sözde ve davranışta dosdoğru olmayı emreden İslam, yalanı, hıyaneti ve ikiyüzlülüğü kesinlikle yasaklar...
Doğruluk, salt dilde değil, kalpte ve fiiliyatta (özü sözü bir olmak) bütünsel bir ahlak yapısını ifade eder.
O nedenle Müslüman bir kişi örnek bir kişi olmak zorundadır...
Peygamberimiz (SAV) ‘Allah'a inandım de, sonra dosdoğru ol!’ hadisiyle iman ile doğruluğu ayrılmaz bir bütün olarak sunmuştur.
İslam, hak kavramına büyük önem verir...
Doğruluk, hakların korunmasını sağlar; yalan ise hakların zayi olmasına ve toplumsal huzurun bozulmasına yol açar...
İman ile yalan, doğruluk ile hıyanet aynı kalpte bulunamaz yani…
Dürüstlük güveni inşa eder, toplumsal yozlaşmayı önler ve kişiyi Allah katında yüceltir...
Özetle, İslam'da bir Müslüman her koşulda doğru sözlü, dürüst ve güvenilir olmakla yükümlüdür...
Para yahut kişisel çıkar uğruna dini ve vatani değerleri feda etmek, Türk toplumunda ve İslam kültüründe en ağır ihanet biçimlerinden biri olarak kabul edilir.
İslam hukukunda ve ahlakında, dini değerlerin maddi kazanç kapısı yapılması, istismar edilmesi günahtır...
Kötü niyetli kimi kişilerin yahut sözde yöneticilerin, siyasetçilerin insanların manevi duygularını sömürerek servet edinmesi, İslam ve İhsan gibi kaynaklarda ‘dini para ile satmak’ olarak tanımlanır.
Din ve vatanın birer emanet olduğu, bu emanetlere ihanet etmenin büyük bir manevi vebal taşıdığı vurgulanır...
İslam dininin özü doğruluk ve dürüstlüktür...
Doğruluk ve dürüstlük İslam ahlak anlayışında imandan sonra gelen en önemli bir erdemdir...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
20 kuruş deyip geçme.!
Londra'daki Cami'ye yeni bir imam gönderilmiş.
Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman da aynı şoföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş.
İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiştir.
Kendi kendine ‘20 kuruşu geri versem mi şoföre’ diye düşünüyormuş.
Ama içinden bir ses de diyormuş ki ‘çok gülünç bir para ve şoförün umurunda değil. Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten sadece 20 kuruş onlara bir şey yapmaz.’
Ve ‘bu parayı harcamam, saklayabilirim’ diye düşünür, Allah'tan gelen bir hediye gibi.’ der...
İneceği durağa gelince, imam kalkar, fikrini değiştirir ve inmeden önce şoförün yanına gider, 20 kuruşu geri verir ve, ‘Paranın üstünü fazla verdiniz.’ der.
Şoför gülümser ve der ki;
‘Siz caminin yeni imamısınız değil mi?’
‘Aslında uzun zamandır sizi Caminizde ziyaret etmek istiyordum. İslam’ı öğrenmek için. Bu yüzden bilerek size fazla para verdim. Nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.’
İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyordur, heyecandan dizlerinin bağı çözülmüştür.!
Yere yığılacak hale gelir, bir direğe tutunur ve kendine gelmeye çalışır...
Gözlerinden yaşlar dökülerek der ki;
‘Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum.!
(Mustafa Ünal’ın Gönül Bahçesi’nden alıntı)
Çıkarım:
İslam dininde dürüstlük, doğruluk ve gerçeğe bağlılık, imanın temeli ve Müslüman ahlakının en üstün erdemi olarak kabul edilir.
Niyette, sözde ve davranışta dosdoğru olmayı emreden İslam, yalanı, hıyaneti ve ikiyüzlülüğü kesinlikle yasaklar...
Doğruluk, salt dilde değil, kalpte ve fiiliyatta (özü sözü bir olmak) bütünsel bir ahlak yapısını ifade eder.
O nedenle Müslüman bir kişi örnek bir kişi olmak zorundadır...
Peygamberimiz (SAV) ‘Allah'a inandım de, sonra dosdoğru ol!’ hadisiyle iman ile doğruluğu ayrılmaz bir bütün olarak sunmuştur.
İslam, hak kavramına büyük önem verir...
Doğruluk, hakların korunmasını sağlar; yalan ise hakların zayi olmasına ve toplumsal huzurun bozulmasına yol açar...
İman ile yalan, doğruluk ile hıyanet aynı kalpte bulunamaz yani…
Dürüstlük güveni inşa eder, toplumsal yozlaşmayı önler ve kişiyi Allah katında yüceltir...
Özetle, İslam'da bir Müslüman her koşulda doğru sözlü, dürüst ve güvenilir olmakla yükümlüdür...
Para yahut kişisel çıkar uğruna dini ve vatani değerleri feda etmek, Türk toplumunda ve İslam kültüründe en ağır ihanet biçimlerinden biri olarak kabul edilir.
İslam hukukunda ve ahlakında, dini değerlerin maddi kazanç kapısı yapılması, istismar edilmesi günahtır...
Kötü niyetli kimi kişilerin yahut sözde yöneticilerin, siyasetçilerin insanların manevi duygularını sömürerek servet edinmesi, İslam ve İhsan gibi kaynaklarda ‘dini para ile satmak’ olarak tanımlanır.
Din ve vatanın birer emanet olduğu, bu emanetlere ihanet etmenin büyük bir manevi vebal taşıdığı vurgulanır...
İslam dininin özü doğruluk ve dürüstlüktür...
Doğruluk ve dürüstlük İslam ahlak anlayışında imandan sonra gelen en önemli bir erdemdir...