Hava Durumu

Ahlaksız bilim insanlığı nereye götürür?  

Yazının Giriş Tarihi: 08.12.2025 23:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.12.2025 23:30

Genelde insanlığın her zamankinden fazla huzura, barışa ve mutluluğa gereksinim duyduğu bir süreçten geçmekteyiz…

Toplumu oluşturan bireyler olarak çoğumuz huzurun egemen olduğu ortamlardan yanayız.

Huzursuzluktan beslenenler vardır, hep olmuştur ve olacaktır kuşkusuz…

Kültürel yapımızın önemli bir kısmını oluşturan insani değerler, geçmişten miras aldığımız ve günümüze kadar yaşatılan değerler sistemidir…

Bu değerlerin unutulmaya yüz tuttuğu ortamlarda insanlar birbirlerine karşı hep yabancılaşmış, adeta birbirlerini tanımayan bir küskünler, birbirlerini yok etmeye çalışan toplulukları ortaya çıkmıştır.

ABD ve katil İsrail’in en öldürücü silahları masumları katletmek için üretip, kullanmasının nesi savunulabilir?

Bilim, insanlığa ‘gerçek yol gösterici’ bir yol olarak yeterli midir?

Bilim, ahlaktan bağımsız bir kavram mıdır?

Eğer bilim, ahlaki değerlerden yoksun bir şekilde yolunu sürdürürse, bilim insanlığı tehdit edici bir yola girmiş olmaz mı?

* * *

Bilimin insanlığa hizmet edebilmesi için, her şeyden önce ahlaki değerlere koşut bir çizgide ilerlemesi gerektiği açıktır…

İnancımız ve insani değerler penceresinden baktığımızda; hoşgörü, sevgi, saygı, yardımlaşma, özveri, sabır ve şükretme gibi değerler toplumsal yapıyı ayakta tutan değerlerdir.

Bu değerlerin yaşanmadığı yahut unutturulmaya çalışıldığı ortamlarda huzura ermenin, onu yakalamanın olası olmadığı süreçleri yaşamıştır insanlık hep...

Bilim ile ahlak arasında çok yakın bir ilişki olmalıdır…

Eğer bilim, ahlaki değerlerden yoksun bir şekilde yolunu sürdürürse şimdilerde olduğu gibi insanlığa hizmet mi etmiş olur?

Türkiye, bu ahlaksız gelişme ve tehditlere karşı kuşkusuz savunma sanayisini güçlendirecektir, güçlendirmektedir…

* * *

İnsan sosyal bir varlık olduğu için iyi yahut kötü tanımlamasını yapacak olan da yaşadığı toplumdur.

Toplumların yapıları farklı olduğu için ahlak anlayışları da toplumlara göre farklılık gösterebilir…

Toplumlar düzeni ve adaleti sağlamak, insanlar arasındaki ilişkileri düzenlemek amacıyla “hukuk” kurallarını oluştururlar.

Bu kuralların yazılı ve yazılı olmayan kaynakları vardır.

Yerleşik alışkanlıklar, örf ve adetler yazılı olmayan kaynaklardır…

Yazılı olmayan kaynakların maddi yaptırımı olabilmesi devlet otoritesi tarafından yazılı hukuk kurallarında yer verilmiş olmasına bağlıdır.

Hukuk kuralları uyulması zorunlu kurallardır ve uyulmadığında cezai yaptırım söz konusudur.

Toplumların yapıları farklı olduğu için hukuk kuralları da toplumlara göre farklılık gösterebilir.

Toplumların ahlaklı davranışları onaylaması, ahlaksız davranışları reddetmesi sonucunda ahlaklı davranışlar ödüllendirilir, ahlaksız davranışlar ise cezalandırılır, cezalandırılmalıdır..!

Ahlak ile hukuk arasında bir denge olmalıdır...

Bir toplumda ahlak ne kadar düşükse hukuk kuralları o kadar çok ve ayrıntılıdır.

Ayrıntılar ise sorunun çözümünü güçleştirir…

Şimdilerde uluslararası toplumda olduğu gibi..!

Öte yandan, ahlâk da adaletsiz bir ortamda zayıflar…

Hukuk adalet için vardır, ama ahlak yoksa adalet de yoktur!

Ahlaki değeler adalet duygusunu besler…

Bir toplumda ahlâk zarar görürse o toplum çöküntüye uğrar..!

Onu pozitif bilimin kurtarabilmesi de olanaksızdır..!

Asıl adalet ahlak ile başlar…

Gerçektir ki ahlak dışılık da akıldışılığın kardeşidir..!

Ahlaksızlık zaten ahlaklılara karşı adaletsizliktir..!

Önce ahlak ve maneviyat yani…

Önemli olan bilimi ahlak doğrultusunda kullanmaktır…

Yazımızı Einstein'ın ‘3. Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. dünya savaşında taş ve sopalar kullanılacağını biliyorum’ sözüyle bağlayalım…

Ahlak, eninde, sonunda kazanacaktır eminim…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.