Osmangazi ilçemize bağlı Çekirge, tarihi geçmişi, termal kaynakları ve otelleriyle köklü bir semt olarak bilinse de günümüzde bu tanımlamalardan ziyade, biraz teselli olması açısından köklü, nezih ve sakin bir yaşam alanı olarak görülebilir...
Çekirge semtinin ismi, halk arasında I. Murat döneminde yaşadığı söylenen Çekirge Sultan adında yoksul bir dervişe yahut anlatıya dayanır...
Anlatıya göre, hamamın önünde dilencilik yapan yoksul bir adam, hamamda kaybolan değerli küpeleri saç örgüsüne sarılı halde bulup yerini söyleyince gaybten haber verme konularındaki ünü Padişah 1. Murat’a kadar ulaşır...
Sultan I. Murat, adamı denemek için bir yöntem bulur ve avucuna bir Çekirge alarak elini kapatır ve avucunda ne olduğunu sorar...
Adamın Sultan’ın avucunda ne olduğunu bilmesi olanaksızdır...
İçinden mırıldanarak ‘Bir atlarsın çekirge, iki atlarsın çekirge...’ dediği anda Sultan 1.Murat elini açar ve bir Çekirge fırlar, gider...
Bu olaydan sonra bu günkü Çekirge semtinin adını buradan aldığı, Yoksul Adamın da adının Çekirge Sultan olarak anıldığı ve sarayda müneccim (astrolog) konumu kazandığı anlatılır.
(Alıntı)
Çıkarım:
Gaipten haber vermek, bilinmeyen âlemden, gelecekten yahut henüz gerçekleşmemiş olaylardan kesin bilgi veriyormuş gibi konuşmak demektir.
Günlük yaşamda elinde somut bir veri olmasa da her şeyi önceden biliyormuş gibi davranan, ahkam kesen ya da aşırı özgüvenle öngörü yürüten kişiler için alaycı bir dille kullanılır...
Bir kimsenin atıp tutması yahut duyuma dayanmayan savlarda bulunması durumunda bu deyim tercih edilir...
İnancımıza göre mutlak geleceği yalnızca Allah bilir...
Kâhinlik, medyumluk yahut fal bakmak suretiyle gelecekten haber verme savında bulunmak inancımıza uygun görülmez.
Peygamberlere yahut Allah'ın dilediği kimi Veli kullarına ilahi iradeyle bildirilen durumlar ise bu genellemenin dışındadır...
Ne ki, Allah bildirmediği zaman, peygamberler dahi gaybı bilemezler.
Kimi insanlar, yıldızlara, kahve fincanına ve benzeri şeylere bakarak, rüyalardan yola çıkarak gelecekten haberler veriyorlar.
"Senin başına şunlar gelecek,şu gün şöyle olacak, bugün böyle olacak" gibi...
Din adamlarımız bunların dinde yeri olmadığını, verdikleri bilgilerin de gerçeklerle ilgisi olmadığının belirtiyorlar...
‘Ayetve hadislerde kesinkes bildirilen gerçekler bu iken gelecekle ilgili ahkâm kesmeye kalkanlar, şeytanın güdümüne girmiş ve hidayetten sapmış kimselerdir.’
Hz. Peygamberimiz buyurmuşlardır ki; ‘Kim gelecekten haber veren birine gider de onun söylediklerine inanırsa, Hz. Muhammed'e (SAV) indirileni (Kur'an'ı ve Sünneti) inkâr etmiş olur.’
Gelecekten haber verenlere inananların durumu bu olursa, ya gelecekten haber verenlerin hali nasıl olur, siz düşünün.!
Bilgisi, konumu, dindeki derecesi ne olursa hiçbir insan gelecekten haber veremez.
Bu türden haber veren kimselere inanmak onların verdiği haberleri onaylamak, inancı zedeleyen bir durum olduğundan inancımızla asla bağdaşmaz...
Aynı şekilde gizli ilimlere sahip olduğunu, gelecekten haber verdiğini savlayan kimselere inanmak, saygı duymak ve onların söylediklerini doğrulamak da inancımızın kabul edemeyeceği bir tutumdur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
ORHAN KAPLAN
‘Bir atlarsın Çekirge, iki atlarsın.!’
Osmangazi ilçemize bağlı Çekirge, tarihi geçmişi, termal kaynakları ve otelleriyle köklü bir semt olarak bilinse de günümüzde bu tanımlamalardan ziyade, biraz teselli olması açısından köklü, nezih ve sakin bir yaşam alanı olarak görülebilir...
Çekirge semtinin ismi, halk arasında I. Murat döneminde yaşadığı söylenen Çekirge Sultan adında yoksul bir dervişe yahut anlatıya dayanır...
Anlatıya göre, hamamın önünde dilencilik yapan yoksul bir adam, hamamda kaybolan değerli küpeleri saç örgüsüne sarılı halde bulup yerini söyleyince gaybten haber verme konularındaki ünü Padişah 1. Murat’a kadar ulaşır...
Sultan I. Murat, adamı denemek için bir yöntem bulur ve avucuna bir Çekirge alarak elini kapatır ve avucunda ne olduğunu sorar...
Adamın Sultan’ın avucunda ne olduğunu bilmesi olanaksızdır...
İçinden mırıldanarak ‘Bir atlarsın çekirge, iki atlarsın çekirge...’ dediği anda Sultan 1.Murat elini açar ve bir Çekirge fırlar, gider...
Bu olaydan sonra bu günkü Çekirge semtinin adını buradan aldığı, Yoksul Adamın da adının Çekirge Sultan olarak anıldığı ve sarayda müneccim (astrolog) konumu kazandığı anlatılır.
(Alıntı)
Çıkarım:
Gaipten haber vermek, bilinmeyen âlemden, gelecekten yahut henüz gerçekleşmemiş olaylardan kesin bilgi veriyormuş gibi konuşmak demektir.
Günlük yaşamda elinde somut bir veri olmasa da her şeyi önceden biliyormuş gibi davranan, ahkam kesen ya da aşırı özgüvenle öngörü yürüten kişiler için alaycı bir dille kullanılır...
Bir kimsenin atıp tutması yahut duyuma dayanmayan savlarda bulunması durumunda bu deyim tercih edilir...
İnancımıza göre mutlak geleceği yalnızca Allah bilir...
Kâhinlik, medyumluk yahut fal bakmak suretiyle gelecekten haber verme savında bulunmak inancımıza uygun görülmez.
Peygamberlere yahut Allah'ın dilediği kimi Veli kullarına ilahi iradeyle bildirilen durumlar ise bu genellemenin dışındadır...
Ne ki, Allah bildirmediği zaman, peygamberler dahi gaybı bilemezler.
Kimi insanlar, yıldızlara, kahve fincanına ve benzeri şeylere bakarak, rüyalardan yola çıkarak gelecekten haberler veriyorlar.
"Senin başına şunlar gelecek, şu gün şöyle olacak, bugün böyle olacak" gibi...
Din adamlarımız bunların dinde yeri olmadığını, verdikleri bilgilerin de gerçeklerle ilgisi olmadığının belirtiyorlar...
‘Ayet ve hadislerde kesinkes bildirilen gerçekler bu iken gelecekle ilgili ahkâm kesmeye kalkanlar, şeytanın güdümüne girmiş ve hidayetten sapmış kimselerdir.’
Hz. Peygamberimiz buyurmuşlardır ki; ‘Kim gelecekten haber veren birine gider de onun söylediklerine inanırsa, Hz. Muhammed'e (SAV) indirileni (Kur'an'ı ve Sünneti) inkâr etmiş olur.’
Gelecekten haber verenlere inananların durumu bu olursa, ya gelecekten haber verenlerin hali nasıl olur, siz düşünün.!
Bilgisi, konumu, dindeki derecesi ne olursa hiçbir insan gelecekten haber veremez.
Bu türden haber veren kimselere inanmak onların verdiği haberleri onaylamak, inancı zedeleyen bir durum olduğundan inancımızla asla bağdaşmaz...
Aynı şekilde gizli ilimlere sahip olduğunu, gelecekten haber verdiğini savlayan kimselere inanmak, saygı duymak ve onların söylediklerini doğrulamak da inancımızın kabul edemeyeceği bir tutumdur.