Aslan, kurt ve tilki, üçü bir olmuşlar, avlanmak üzere ormana girmişlerdi.
Akşama kadar bir dağ öküzü, bir keçi, bir de tavşan avlayan üç arkadaş, avlarını sırtlayarak bir mağaraya getirmişler, sofraya oturmuşlardı.
Aslan, kurda dönerek: “Gel bakalım aziz dostum, şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım,” emrini verdi.
Kurt, ezile büzüle avı şöyle paylaştırdı: “Ey, ulu sultanım! Şu dağ öküzü, senin payın... O büyük, sen de büyük ve çeviksin. İzin verirseniz, yaban keçisi de benim olsun. Tilki kardeş, tavşanı sever; şu semiz tavşan da onun olsun.”
Aslan bu paylaşıma kızdı: “Sen kim oluyorsun budala! Unutma ki, ormanlar şahı aslanın huzurundasın. Ben varken, paylaşımda sana söz düşer mi!” diyerek, bir pençede zavallı kurdu yere serdi.
Durumu gören tilki, korkudan titriyordu.
Aslan bu sefer ona döndü: “Ne bakıyorsun öyle! Haydi sen pay et şu avları!”
Tilki başına gelecekleri bildiğinden, korkuyla: “Ey büyük sultan! Pay etmek haddim değil ama söyleyeyim: Bu tavşan, sizin sabah kahvaltınız. Keçi öğle yemeğiniz için nefis bir yahni olur. Öküzü de akşam yersiniz.”
Aslan, bu paylaşımdan çok hoşlanıp tilkiye sordu: “Bu kadar adaletli paylaşımı nereden öğrendin dostum?”
Tilki, boynunu bükerek yerde cansız yatan kurda bir göz attı, Aslan’a: “Şu haddini bilmez kurdun halinden,” diye yanıt verdi.
Bunun üzerine Aslan: “Sen bizim aşkımıza kendi payından vazgeçtin; üçü de senin olsun, üçünü de al götür,” dedi.
Tilki de, “Aslan, bana kurttan sonra teklif etti; bunu pay et diye önce bana teklif etseydi, ondan canımı kurtarabilir miydim?” diyerek içinden yüzlerce kez şükretti...
(Mesnevî, Mevlânâ)
Sözün Özü:
Hatalardan ders çıkarmak, hayatta başarılı olmanın en önemli koşullarından biridir.
Çünkü hata yapmak kaçınılmaz bir gerçektir...
Öyleyse yapmamız gereken hatalarımızdan ders çıkarmamızdır.
Akıllı insanlar kendi hatalarından ders alır, daha akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alır.
İnsan doğası gereği mükemmel değildir ve her zaman doğruyu bilemez.
Bu nedenle hata yapmaktan korkmak veya utanmak yerine, onları kabullenmek ve onlardan öğrenmek gerekir.
Ancak akıllı kişi O’dur ki, dostlarının başına gelenlerden ders alır...
Böyle olunca bir hata yapmamak için önümüzde bir örnek vardır, bunu göz önünde bulundurarak aynı hatayı yinelemeden yaşamı sürdürmek en doğrusudur.
Eğer büyüklenmeyi bırakmaz, ders almazsak, onun azgınlığından başkaları ders alır..!
Çocukluğumuzda büyüklerimizin deneyimleşmiş yaşam örnekleri bize anlatıldığında bu bir kulağımızdan girer bir kulağımızdan çıkardı..!
İnsanoğlu bir şeyi yaşayarak ve görerek öğrenmeye eğilimlidir.
Oysa deneyimlenmiş bir örnek önümüzde dururken bunu kulak ardı etmek akıllı insanın yapacağı bir şey olamaz.
O nedenle çevremizde, büyüklerimizin, dostlarımızın yaşam deneyimleri bizlere ders olmalıdır.
İlla ki bunun başımıza gelmesini beklemek akıllı insanların yapacağı bir şey değildir...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Çevremizde olan bitenlerden ders almak..!
Aslan, kurt ve tilki, üçü bir olmuşlar, avlanmak üzere ormana girmişlerdi.
Akşama kadar bir dağ öküzü, bir keçi, bir de tavşan avlayan üç arkadaş, avlarını sırtlayarak bir mağaraya getirmişler, sofraya oturmuşlardı.
Aslan, kurda dönerek: “Gel bakalım aziz dostum, şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım,” emrini verdi.
Kurt, ezile büzüle avı şöyle paylaştırdı: “Ey, ulu sultanım! Şu dağ öküzü, senin payın... O büyük, sen de büyük ve çeviksin. İzin verirseniz, yaban keçisi de benim olsun. Tilki kardeş, tavşanı sever; şu semiz tavşan da onun olsun.”
Aslan bu paylaşıma kızdı: “Sen kim oluyorsun budala! Unutma ki, ormanlar şahı aslanın huzurundasın. Ben varken, paylaşımda sana söz düşer mi!” diyerek, bir pençede zavallı kurdu yere serdi.
Durumu gören tilki, korkudan titriyordu.
Aslan bu sefer ona döndü: “Ne bakıyorsun öyle! Haydi sen pay et şu avları!”
Tilki başına gelecekleri bildiğinden, korkuyla: “Ey büyük sultan! Pay etmek haddim değil ama söyleyeyim: Bu tavşan, sizin sabah kahvaltınız. Keçi öğle yemeğiniz için nefis bir yahni olur. Öküzü de akşam yersiniz.”
Aslan, bu paylaşımdan çok hoşlanıp tilkiye sordu: “Bu kadar adaletli paylaşımı nereden öğrendin dostum?”
Tilki, boynunu bükerek yerde cansız yatan kurda bir göz attı, Aslan’a: “Şu haddini bilmez kurdun halinden,” diye yanıt verdi.
Bunun üzerine Aslan: “Sen bizim aşkımıza kendi payından vazgeçtin; üçü de senin olsun, üçünü de al götür,” dedi.
Tilki de, “Aslan, bana kurttan sonra teklif etti; bunu pay et diye önce bana teklif etseydi, ondan canımı kurtarabilir miydim?” diyerek içinden yüzlerce kez şükretti...
(Mesnevî, Mevlânâ)
Sözün Özü:
Hatalardan ders çıkarmak, hayatta başarılı olmanın en önemli koşullarından biridir.
Çünkü hata yapmak kaçınılmaz bir gerçektir...
Öyleyse yapmamız gereken hatalarımızdan ders çıkarmamızdır.
Akıllı insanlar kendi hatalarından ders alır, daha akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alır.
İnsan doğası gereği mükemmel değildir ve her zaman doğruyu bilemez.
Bu nedenle hata yapmaktan korkmak veya utanmak yerine, onları kabullenmek ve onlardan öğrenmek gerekir.
Ancak akıllı kişi O’dur ki, dostlarının başına gelenlerden ders alır...
Böyle olunca bir hata yapmamak için önümüzde bir örnek vardır, bunu göz önünde bulundurarak aynı hatayı yinelemeden yaşamı sürdürmek en doğrusudur.
Eğer büyüklenmeyi bırakmaz, ders almazsak, onun azgınlığından başkaları ders alır..!
Çocukluğumuzda büyüklerimizin deneyimleşmiş yaşam örnekleri bize anlatıldığında bu bir kulağımızdan girer bir kulağımızdan çıkardı..!
İnsanoğlu bir şeyi yaşayarak ve görerek öğrenmeye eğilimlidir.
Oysa deneyimlenmiş bir örnek önümüzde dururken bunu kulak ardı etmek akıllı insanın yapacağı bir şey olamaz.
O nedenle çevremizde, büyüklerimizin, dostlarımızın yaşam deneyimleri bizlere ders olmalıdır.
İlla ki bunun başımıza gelmesini beklemek akıllı insanların yapacağı bir şey değildir...