Hava Durumu

Darbe sevicilik Sol’un karakteri midir? (1)

Yazının Giriş Tarihi: 11.03.2026 15:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 15:50

Türkiye'de Cumhuriyet tarihini ‘Darbeler tarihi’ olarak da adlandırmak olası...

Kuruluşundan bu güne değin ordunun belli aralıklarla siyasi yaşama doğrudan yahut dolaylı şekillerde müdahale ettiği görülmektedir.

Başlıca askeri darbeler 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 iken; muhtıralar 12 Mart 1971, 28 Şubat 1997 (postmodern) ve 27 Nisan 2007 (e-muhtıra) şeklindedir.

Ve en son da başarısız bir darbe girişimi olan 15 Temmuz 2016...

Genellikle her darbede darbeye karşı çıkabilecek unsurlar tasfiye edilmiş; terör eylemleri tırmandırılmak suretiyle koşullar olgunlaştırılmıştır...

Darbe koşullarının olgunlaştırılmaya başladığı tarihten itibaren bu darbelerden ve girişimlerinden milyonlarca kişi mağdur olmuştur.

* * *

İktidara gelen hükümetler vesayet odaklarıyla çatışmamaya özen gösterse de sonunda hep karşı karşıya gelinmiştir..

Özellikle 27 Mayıs 1960 darbesi sürecinde hazırlanan 1961 Anayasası ile kurumsallaşan vesayet, 1982 Anayasasının getirdiği bir kısım Anayasal kurumların yardımıyla varlığını pekiştirerek sürdürmek istemiştir...

Türkiye’de askerî müdahaleler, tarih boyunca kimi zaman ordunun kurumsal olarak, kimi zaman ise bazı yüksek rütbeli subayların kendilerini öncelikli görerek sivil yönetime el koyma girişimleri olarak gerçekleşmiştir.

Bunlardan kimileri başarıya ulaşmış, kimileri önlenmiş, kimileri de salt hükümetlere yapılan bir uyarı olmakla kalmıştır...
12 Mart ordunun 27 Mayıs 1960’dan sonra ikinci kez siyasete müdahalesi olarak tarihe geçmiştir.

Bugün 12 Mart 1971 Muhtırasının 55. yıl dönümüdür...

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin emir komuta zinciri içinde hükümeti istifaya zorladığı bir darbedir bu...

* * *

12 Mart Muhtırasının Başbakanı, daha sonra 12 Eylül'de bir darbe daha yiyen, üçüncü kez ise post modern bir darbenin içinde bizzat yer alan Süleyman Demirel'di ne yazık ki..!

12 Mart darbesi de 27 Mayıs darbesi gibi bir anlamda ‘Demokrasi sadece sandık değildir’ diyen bir darbeydi..!

Ve darbeciler bu temel ilkeyi ‘vesayet’ olarak uygulamışlardır hep...

61 Anayasası da zaten sandıktan çıkan demokrasinin üniversite, yargı ve askerden oluşan bir grubun vesayeti altına alınması için tasarlanmıştı...

Türkiye’de Sol/ liberal solun ezip geçilmediği bir darbe olmamışsa da 12 Mart Muhtırası’nın Solcuların desteği ile gerçekleşmiş olması hazindir.!

* * *

Ordunun komuta kademesi ortak imza ile memleketi kargaşaya sürüklemekle suçladığı hükümete bir muhtıra vermişti...
Kemalizm vurgusunun güçlü olduğu Muhtıra TRT’ye götürülüp 13 haberlerinde okutulmuş, Mecliste de bu Muhtıra okunurken de CHP’liler bunu ayakta alkışlamışlardı..!
Solcular darbeyi kendi cuntalarının yaptığını sanarak hemen desteklemişlerdi yani!

Ama askerin içindeki sol cunta başlarındaki iki kuvvet komutanın Genelkurmay Başkanı tarafından ikna edilmesiyle iş değişmişti.!
Ve ardından da sola karşı büyük bir sindirme ve tasfiye hareketi başlatılmıştı.!

Ne ki, Muhtırayı ilk alkışlayanın TİP lideri Behice Boran olması da ilginçti!
DİSK de muhtıraya destek verdiğini, solcu liderlerden Mucip Ataklı ise askerin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek “hukuki bir ihtilal” yaptığını açıklamıştı.!
Sol Kemalist dernekler de ortak bir bildiri yayımlayarak muhtıraya destek verdiklerini ilan etmişler ama solcuların beklentilerinin yanlış olduğu ilerleyen günlerde ne yazık ki ortaya çıkmıştı..!

Yarın sürdürmek dileği ile...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.