Dün 12 Mart Muhtırasına giden yolda Sol’un rolüne değinmiştik...
Solcuların büyük kısmı 12 Mart’taki muhtırayı, kendi cuntalarının verdiğini sanarak, zafer naraları atmışlar, ancak kısa bir süre sonra soluğu Ziverbey Köşkü işkence hanesinde alınca gerçekle yüz yüze gelmişlerdi!..
Asker muhtıraya gerekçe olarak ekonominin bozulmasından, paranın değerinin düşmesine, üniversitelerde başlayan öğrenci gösterilerine, sendikaların grevleri sonucu üretimin düşmesine, Aleviler ile Sünniler arasında çatışmaların başlamasına kadar bir dizi neden göstermişti.
Ve zaten her zaman da bir yahut birkaç gerekçe bulunur, üretilirdi..!
Bu ülkede Solun her zaman darbeci bir zihniyeti içinde barındırırdı zaten.
Bu gün de hala “Sandık her şey değildir” mantığı ile demokrasi için olmazsa olmaz seçimleri, sandık sonuçlarını ciddiye almayan bir yaklaşım sergilemiyor mu Sol?
Evet, sandık kuşkusuz her şey değildir de, sandıksız bir demokrasinin de nasıl olacağının söylenmesi gerekmez mi?
Sandık ve sandıktan çıkan sonuca saygı, bir demokrasi için ön koşuldur oysa...
Yani seçim sandığı yoksa demokrasi de yoktur…
Bu ülkenin sorunu hala sandıkla gelenin sandıkla gideceği bir geleneği oturtamamış olması ne yazık ki..!
Bizim solcuların kafaları buna ya basmıyor ya işlerine gelmiyor..!
* * *
Bu gün 12 Mart 2026...
Tarihte adına “12 Mart 1971 Muhtırası” yahut “Darbesi” denilen muhtıra ve darbenin 55. yıldönümü.
Muhtıranın verildiği gün Başbakan Demirel, “Bu muhtıra bana karşı verilmiştir” diyerek görevinden istifa edince, yani o ünlü şapkasını alıp-gidince hükümet de düşmüştü...
Genel Kurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının imzasıyla verilen Muhtıra, ülkede sürüp gitmekte olan anarşi (şiddet olayları), sosyal ve ekonomik huzursuzluklar nedeniyle bunların giderilmesi için parlamento ve hükümete karşı verilmişti.
Güçlü ve inandırıcı yeni bir hükümet kurularak (Milli Birlik Hükümeti isteği) , Anayasa’nın öngördüğü reformların, Atatürkçü bir görüşle, devrem yasalarının uygulanarak yürürlüğe konulması isteniliyor, aksi takdirde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime doğrudan el koyacağı hususları yer alıyordu Muhtırada...
Hükümet düşünce ardından, muhtıradaki istekleri gerçekleştirecek “ara rejim” yahut ‘geçiş dönemi rejimi” için yeni hükümet ve düzen arayışları başlamıştı...
Bütün siyasi partilerin katılımıyla, tarafsız bir başbakanın başkanlığında Milli Birlik hükümetinin kurulmasının istenilmesi sonucu, Ana Muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Nihat Erim partisinden istifa ettirilerek amacına uygun “reform hükümeti” denilen hükümet kurduruldu. Nihat Erim, görevinde başarılı olamayınca, yeniden kurulan hükümetlerin başına başkaları geçti...
Ve Türkiye, 13 Ekim 1973’de parlamento seçimleri yapılana kadar, 12 Mart Darbesi'nin damgasını vurduğu genelde Milli Birlik Hükümetleri ile otoriter bir şekilde yönetildi..!
* * *
12 Mart Darbesinin yahut müdahalesinin en önemli özelliği Sol’un baştan sona kadar bunun içinde olduğu ve bir noktaya kadar desteklemesidir.
Ancak işin boyutu değişince de bedeli kendilerine fatura edilerek ödetilmiştir..!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Darbe sevicilik Sol’un karakteri midir? (2)
Dün 12 Mart Muhtırasına giden yolda Sol’un rolüne değinmiştik...
Solcuların büyük kısmı 12 Mart’taki muhtırayı, kendi cuntalarının verdiğini sanarak, zafer naraları atmışlar, ancak kısa bir süre sonra soluğu Ziverbey Köşkü işkence hanesinde alınca gerçekle yüz yüze gelmişlerdi!..
Asker muhtıraya gerekçe olarak ekonominin bozulmasından, paranın değerinin düşmesine, üniversitelerde başlayan öğrenci gösterilerine, sendikaların grevleri sonucu üretimin düşmesine, Aleviler ile Sünniler arasında çatışmaların başlamasına kadar bir dizi neden göstermişti.
Ve zaten her zaman da bir yahut birkaç gerekçe bulunur, üretilirdi..!
Bu ülkede Solun her zaman darbeci bir zihniyeti içinde barındırırdı zaten.
Bu gün de hala “Sandık her şey değildir” mantığı ile demokrasi için olmazsa olmaz seçimleri, sandık sonuçlarını ciddiye almayan bir yaklaşım sergilemiyor mu Sol?
Evet, sandık kuşkusuz her şey değildir de, sandıksız bir demokrasinin de nasıl olacağının söylenmesi gerekmez mi?
Sandık ve sandıktan çıkan sonuca saygı, bir demokrasi için ön koşuldur oysa...
Yani seçim sandığı yoksa demokrasi de yoktur…
Bu ülkenin sorunu hala sandıkla gelenin sandıkla gideceği bir geleneği oturtamamış olması ne yazık ki..!
Bizim solcuların kafaları buna ya basmıyor ya işlerine gelmiyor..!
* * *
Bu gün 12 Mart 2026...
Tarihte adına “12 Mart 1971 Muhtırası” yahut “Darbesi” denilen muhtıra ve darbenin 55. yıldönümü.
Muhtıranın verildiği gün Başbakan Demirel, “Bu muhtıra bana karşı verilmiştir” diyerek görevinden istifa edince, yani o ünlü şapkasını alıp-gidince hükümet de düşmüştü...
Genel Kurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının imzasıyla verilen Muhtıra, ülkede sürüp gitmekte olan anarşi (şiddet olayları), sosyal ve ekonomik huzursuzluklar nedeniyle bunların giderilmesi için parlamento ve hükümete karşı verilmişti.
Güçlü ve inandırıcı yeni bir hükümet kurularak (Milli Birlik Hükümeti isteği) , Anayasa’nın öngördüğü reformların, Atatürkçü bir görüşle, devrem yasalarının uygulanarak yürürlüğe konulması isteniliyor, aksi takdirde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime doğrudan el koyacağı hususları yer alıyordu Muhtırada...
Hükümet düşünce ardından, muhtıradaki istekleri gerçekleştirecek “ara rejim” yahut ‘geçiş dönemi rejimi” için yeni hükümet ve düzen arayışları başlamıştı...
Bütün siyasi partilerin katılımıyla, tarafsız bir başbakanın başkanlığında Milli Birlik hükümetinin kurulmasının istenilmesi sonucu, Ana Muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Nihat Erim partisinden istifa ettirilerek amacına uygun “reform hükümeti” denilen hükümet kurduruldu.
Nihat Erim, görevinde başarılı olamayınca, yeniden kurulan hükümetlerin başına başkaları geçti...
Ve Türkiye, 13 Ekim 1973’de parlamento seçimleri yapılana kadar, 12 Mart Darbesi'nin damgasını vurduğu genelde Milli Birlik Hükümetleri ile otoriter bir şekilde yönetildi..!
* * *
12 Mart Darbesinin yahut müdahalesinin en önemli özelliği Sol’un baştan sona kadar bunun içinde olduğu ve bir noktaya kadar desteklemesidir.
Ancak işin boyutu değişince de bedeli kendilerine fatura edilerek ödetilmiştir..!