Önce 17 Ağustos 1999 Gölcük-Kocaeli depremi, ardından 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli yüz yılın depremlerinde yaşadığımız korkunun ve acıların tazeliğini ilk günkü gibi koruyor muyuz, yoksa biraz savsakladık mı?
17 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen ve birkaç dakika içerisinde arkadaşımızı, kardeşimizi, annemizi, babamızı ya da evlerimizi yitirmemize neden olan Marmara Depremi’nin üzerinden tam 27, Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden de 3 yıl geçti.
Hepimizde olduğu gibi tüm Türkiye’de de büyük yaralar açan ve etkilerini halen sürdüren bu felaketlerin ve benzerlerinin, bir daha yaşanmaması en büyük temennimizdi.
Peki kararlılığımızı ne kadar yerine getirebildik?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da bu depremleri anarken salt yas tutmakla kalınmadı hiç kuşkusuz, bir daha böyle acı olayların yaşanmaması adına devlet, yerel yönetimler ve millet olarak büyük bir çaba içinde olundu.
Deprem bölgelerinde yaralar sarıldı ve Millet böyle büyük acıların yaşanmaması ve kayıpların verilmemesi için plansız ve kaçak yapılaşmadan olabildiğince kaçınıldı.
Deprem yönetmeliğine olabildiğince uygun hareket edildi.
Kimi yerel yönetimler kolları sıvadı, kentsel dönüşüm projeleri uyguladı.
Yıldırım Belediyemizin bu konuda da başı çekti…
* * *
Kuşkusuz ki, Marmara ve Kahramanmaraş merkezli depremler gibi Türkiye’de meydana gelen tüm depremlerde yaşanacak insani, sosyal ve ekonomik tahribatları minimuma indirmek yine bizlerin elinde.
Depremin değil, binanın öldürdüğünün bilincinde olarak hareket etmek, bir daha böyle acıların yaşanmaması için gerekli duyarlılığı göstermemiz gerekliliği açık…
Hep diledik, dua ettik, eski yılların depremlerinin, yangınlarının, savaşlarının, alçaklıklarının acılarının üzerimizde bıraktığı tortular geride kalır inşallah, diye…
Ne ki, ateş düştüğü yeri yakıyor.!
Üzerlerinden onca yıl geçti, geride bıraktıklarımız, yiten canlar unutulmadı kuşkusuz.
Ama gelecek adına tam anlamıyla büyük bir çaba gösterebildik mi?
‘Unutmadık’ demek yetmiyor.!
* * *
Doğal olarak; en büyük yıkımın beklendiği İstanbul-Bursa da dâhil olmak üzere ülkemizin her bölgesinde yaşanması olası depremler için alınabilecek önlemlere ilişkin çalışmalar yapılmakta.
Ama bunların yeterli olmadığı, daha büyük projelerin geliştirilmesi gerektiği ortada…
Ve bu konudaki çalışmalarda kamu kurum ve kuruluşların, üniversitelerin, ilgili sektörler, STK’ların ve tüm vatandaşların üzerine bir sorumluluk alması gerekliliği çok açık…
Türkiye bir deprem ülkesi ve depremler tarih boyunca bu topraklarda 100 binlerce can almış…
6 Şubat Depreminin bu yıl dönümünde yine “Unutmayacağız, Unutturmayacağız” sözleri paylaşılıyor ve paylaşılacak tüm medyada. Ancak inanıyoruz ki, 6 Şubat’ı unutmamak yetmiyor.!
Gereğini tüm koşulları zorlayarak yerine getirmek gerekiyor…
Gelişmiş deprem ülkelerinde olduğu gibi can kayıplarının ve ekonomik zararların önlenmesi için ülkemizde de çelik yapılarındevlet politikası olmasının ön koşul olmasının sağlanması önemli bir konu.
Deprem bölgesindeki hastanelerin ve okulların çelik yapılıyor olması olumlu bir gelişme…
Yarısı bizden kampanyasında rakamlar yeniden güncellenmeli…
Yeni başlangıçlar, genelde, büyük, ağır buhranların sonrasında gerçekleşiyor.
Yaşamın acısı ile bizzat yüzleştikten sonra olsa da taze başlangıçlar yapabilmeliyiz…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Depremlere hazırlıklı mıyız?
Önce 17 Ağustos 1999 Gölcük-Kocaeli depremi, ardından 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli yüz yılın depremlerinde yaşadığımız korkunun ve acıların tazeliğini ilk günkü gibi koruyor muyuz, yoksa biraz savsakladık mı?
17 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen ve birkaç dakika içerisinde arkadaşımızı, kardeşimizi, annemizi, babamızı ya da evlerimizi yitirmemize neden olan Marmara Depremi’nin üzerinden tam 27, Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden de 3 yıl geçti.
Hepimizde olduğu gibi tüm Türkiye’de de büyük yaralar açan ve etkilerini halen sürdüren bu felaketlerin ve benzerlerinin, bir daha yaşanmaması en büyük temennimizdi.
Peki kararlılığımızı ne kadar yerine getirebildik?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da bu depremleri anarken salt yas tutmakla kalınmadı hiç kuşkusuz, bir daha böyle acı olayların yaşanmaması adına devlet, yerel yönetimler ve millet olarak büyük bir çaba içinde olundu.
Deprem bölgelerinde yaralar sarıldı ve Millet böyle büyük acıların yaşanmaması ve kayıpların verilmemesi için plansız ve kaçak yapılaşmadan olabildiğince kaçınıldı.
Deprem yönetmeliğine olabildiğince uygun hareket edildi.
Kimi yerel yönetimler kolları sıvadı, kentsel dönüşüm projeleri uyguladı.
Yıldırım Belediyemizin bu konuda da başı çekti…
* * *
Kuşkusuz ki, Marmara ve Kahramanmaraş merkezli depremler gibi Türkiye’de meydana gelen tüm depremlerde yaşanacak insani, sosyal ve ekonomik tahribatları minimuma indirmek yine bizlerin elinde.
Depremin değil, binanın öldürdüğünün bilincinde olarak hareket etmek, bir daha böyle acıların yaşanmaması için gerekli duyarlılığı göstermemiz gerekliliği açık…
Hep diledik, dua ettik, eski yılların depremlerinin, yangınlarının, savaşlarının, alçaklıklarının acılarının üzerimizde bıraktığı tortular geride kalır inşallah, diye…
Ne ki, ateş düştüğü yeri yakıyor.!
Üzerlerinden onca yıl geçti, geride bıraktıklarımız, yiten canlar unutulmadı kuşkusuz.
Ama gelecek adına tam anlamıyla büyük bir çaba gösterebildik mi?
‘Unutmadık’ demek yetmiyor.!
* * *
Doğal olarak; en büyük yıkımın beklendiği İstanbul-Bursa da dâhil olmak üzere ülkemizin her bölgesinde yaşanması olası depremler için alınabilecek önlemlere ilişkin çalışmalar yapılmakta.
Ama bunların yeterli olmadığı, daha büyük projelerin geliştirilmesi gerektiği ortada…
Ve bu konudaki çalışmalarda kamu kurum ve kuruluşların, üniversitelerin, ilgili sektörler, STK’ların ve tüm vatandaşların üzerine bir sorumluluk alması gerekliliği çok açık…
Türkiye bir deprem ülkesi ve depremler tarih boyunca bu topraklarda 100 binlerce can almış…
6 Şubat Depreminin bu yıl dönümünde yine “Unutmayacağız, Unutturmayacağız” sözleri paylaşılıyor ve paylaşılacak tüm medyada. Ancak inanıyoruz ki, 6 Şubat’ı unutmamak yetmiyor.!
Gereğini tüm koşulları zorlayarak yerine getirmek gerekiyor…
Gelişmiş deprem ülkelerinde olduğu gibi can kayıplarının ve ekonomik zararların önlenmesi için ülkemizde de çelik yapıların devlet politikası olmasının ön koşul olmasının sağlanması önemli bir konu.
Deprem bölgesindeki hastanelerin ve okulların çelik yapılıyor olması olumlu bir gelişme…
Yarısı bizden kampanyasında rakamlar yeniden güncellenmeli…
Yeni başlangıçlar, genelde, büyük, ağır buhranların sonrasında gerçekleşiyor.
Yaşamın acısı ile bizzat yüzleştikten sonra olsa da taze başlangıçlar yapabilmeliyiz…