Kentlerde yaşamakta olan insanlarımız yeterli gıdaya ulaşamıyor, çünkü gıda fiyatlarında olağanüstü artışlar söz konusu...
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, özellikle 2026 yılı Nisan ayı raporlarında, tarla ve market arasındaki fiyat farklarının aşırı düzeyde açıldığına dikkat çekerek gıda fiyatlarındaki artışları üretici ve tüketici açısından ‘sürdürülemez’ olduğunu söylüyor...
Yani gıdadaki yüksek fiyat artışlarının sorumlusunun üretici olmadığının altını çiziyor.
Üreticinin elinden 18,75 TL çıkan elmanın markette 92,58 TL'ye satılması bunun en açık örneği olsa gerek...
Ne ki, kuru soğan ve patates gibi kimi ürünlerdeki artışların depolardakiürünlerin azalması yahut mevsimsel geçişlerin etkili olduğunu da bilmek gerekiyor.
Tarladan markete fiyat farklarının hem üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı hem de tüketicinin yüksek fiyatlarla ürün almak zorunda kaldığı açık...
Gıda enflasyonuyla mücadelede üretici-market arasındaki makasın daraltılması gerekiyor...
Bu konuda hem devlete hem de üreticilere görev düşüyor...
* * *
Gıdada yaşanan yüksek fiyatların temel nedeninin çiftçiler olmadığını bugün artık hemen herkes kabul ediyor.
Tarlada düşük olan ürün fiyatlarının markette çok yüksek seviyelere çıkması, sorunun üretimden ziyade üretim sonrası süreçlerde oluştuğu çok açık...
Kuşkusuz çiftçinin mazot, gübre, tohum, tarımsal ilaç ve elektrik gibi üretim girdilerine ödediği fiyatlar çok yüksek.
Ancak bu 19 liraya üreticinin elinden çıkan elmanın markette neden ve nasıl 95 liraya satıldığını açıklamaya yetmiyor.! Tarladan markete uzanan aracı zincirinin uzun olması ve her adımda maliyetlerin (nakliye, depolama, komisyon) üzerine eklenmesi fiyatları katlıyor...
Bir de buna bozulan ticari ahlak yani fırsatçılık eklenince fiyatlar yükseldikçe yükseliyor.!
Tarım üretiminde planlı üretime tam anlamıyla geçilememesi ve depolama olanaklarının yetersizliğini de gıdadaki fiyat artışlarında bir miktar etkisinin olduğunu da söylemek gerekir.
* * *
Tarımsal üretimin büyük oranda hava koşullarına bağlı, riskli bir sektör olduğu göz önüne alınırsa zaman-zaman kimi ürünlerdeki fiyat artışları mazur görülebilir ama bugün market ve pazarlarda gözlenen durumun bunlardan kaynaklanmadığı açıktır.
Gıdada aşırı fiyat artışlarını önlemenin bir yolu üreticinin örgütlenerek kooperatif birlikleri oluşturması kuşkusuz ama kooperatifçiliğin de ülkemizde birkaç iyi örneğin dışında başarısız olduğunu da görmek gerek.
Gıda ve tarım sektörlerinde yoğunlaşma ve rekabet eksikliği var.
Hükümetin yıllardır bu pahalılığı önlemek için yaptığı çalışmalardan nedense yeterli sonuç alınamıyor...
Öyle görünüyor ki hükümetin yaptığı çalışmaları geliştirmek ve genişletmek zorunluluğu vardır.
Gıda endüstrisindeki birleşmelere (Tekelleşme) karşı sert önlemler alınması gerekiyor.
Çünkü bir sektörde çok az şirket olduğu zaman pazar payı için birbirleriyle rekabet etmelerine gerek kalmıyor.
Bunun yerine arzı sınırlamak ve fiyatları belirlemek için birlikte çalışıyorlar, aralarında anlaşıyorlar...
Güçlü gıda şirketleriüretim maliyetlerindeki artışın çok ötesinde fiyatları artırarak enflasyonun daha da yükselmesine neden oluyorlar.
Onlar kazançlarını arttırırken, halkımız ise ailelerini beslemek için ucuz sağlıksız ve kalitesizgıdaya yöneliyorlar...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Gıda pahalılığının nedeni üretici değil...
Kentlerde yaşamakta olan insanlarımız yeterli gıdaya ulaşamıyor, çünkü gıda fiyatlarında olağanüstü artışlar söz konusu...
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, özellikle 2026 yılı Nisan ayı raporlarında, tarla ve market arasındaki fiyat farklarının aşırı düzeyde açıldığına dikkat çekerek gıda fiyatlarındaki artışları üretici ve tüketici açısından ‘sürdürülemez’ olduğunu söylüyor...
Yani gıdadaki yüksek fiyat artışlarının sorumlusunun üretici olmadığının altını çiziyor.
Üreticinin elinden 18,75 TL çıkan elmanın markette 92,58 TL'ye satılması bunun en açık örneği olsa gerek...
Ne ki, kuru soğan ve patates gibi kimi ürünlerdeki artışların depolardaki ürünlerin azalması yahut mevsimsel geçişlerin etkili olduğunu da bilmek gerekiyor.
Tarladan markete fiyat farklarının hem üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı hem de tüketicinin yüksek fiyatlarla ürün almak zorunda kaldığı açık...
Gıda enflasyonuyla mücadelede üretici-market arasındaki makasın daraltılması gerekiyor...
Bu konuda hem devlete hem de üreticilere görev düşüyor...
* * *
Gıdada yaşanan yüksek fiyatların temel nedeninin çiftçiler olmadığını bugün artık hemen herkes kabul ediyor.
Tarlada düşük olan ürün fiyatlarının markette çok yüksek seviyelere çıkması, sorunun üretimden ziyade üretim sonrası süreçlerde oluştuğu çok açık...
Kuşkusuz çiftçinin mazot, gübre, tohum, tarımsal ilaç ve elektrik gibi üretim girdilerine ödediği fiyatlar çok yüksek.
Ancak bu 19 liraya üreticinin elinden çıkan elmanın markette neden ve nasıl 95 liraya satıldığını açıklamaya yetmiyor.! Tarladan markete uzanan aracı zincirinin uzun olması ve her adımda maliyetlerin (nakliye, depolama, komisyon) üzerine eklenmesi fiyatları katlıyor...
Bir de buna bozulan ticari ahlak yani fırsatçılık eklenince fiyatlar yükseldikçe yükseliyor.!
Tarım üretiminde planlı üretime tam anlamıyla geçilememesi ve depolama olanaklarının yetersizliğini de gıdadaki fiyat artışlarında bir miktar etkisinin olduğunu da söylemek gerekir.
* * *
Tarımsal üretimin büyük oranda hava koşullarına bağlı, riskli bir sektör olduğu göz önüne alınırsa zaman-zaman kimi ürünlerdeki fiyat artışları mazur görülebilir ama bugün market ve pazarlarda gözlenen durumun bunlardan kaynaklanmadığı açıktır.
Gıdada aşırı fiyat artışlarını önlemenin bir yolu üreticinin örgütlenerek kooperatif birlikleri oluşturması kuşkusuz ama kooperatifçiliğin de ülkemizde birkaç iyi örneğin dışında başarısız olduğunu da görmek gerek.
Gıda ve tarım sektörlerinde yoğunlaşma ve rekabet eksikliği var.
Hükümetin yıllardır bu pahalılığı önlemek için yaptığı çalışmalardan nedense yeterli sonuç alınamıyor...
Öyle görünüyor ki hükümetin yaptığı çalışmaları geliştirmek ve genişletmek zorunluluğu vardır.
Gıda endüstrisindeki birleşmelere (Tekelleşme) karşı sert önlemler alınması gerekiyor.
Çünkü bir sektörde çok az şirket olduğu zaman pazar payı için birbirleriyle rekabet etmelerine gerek kalmıyor.
Bunun yerine arzı sınırlamak ve fiyatları belirlemek için birlikte çalışıyorlar, aralarında anlaşıyorlar...
Güçlü gıda şirketleri üretim maliyetlerindeki artışın çok ötesinde fiyatları artırarak enflasyonun daha da yükselmesine neden oluyorlar.
Onlar kazançlarını arttırırken, halkımız ise ailelerini beslemek için ucuz sağlıksız ve kalitesiz gıdaya yöneliyorlar...