İklim değişikliği, sıcaklık ve hava koşullarındaki uzun vadeli değişimleri ifade ediyor…
Bu değişimler, güneş aktivitesindeki değişiklikler yahut büyük volkanik patlamalar gibi doğal nedenlerden kaynaklanabildiğini açıklıyor uzmanlar.
Ne ki, 1800'lerden beri, iklim değişikliğinin ana itici gücünün, özellikle kömür,petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların yakılması nedeniyle insan faaliyetlerinin oluşturduğu gerçeği de var…
Fizik kuralına göre dünyanın toplam su miktarı değişmez…
Hal değiştirir, sürekli hareket eder ve bulunduğu bölgelerdeki seviyesi sürekli değişir…
“Ol” deyince olduran yaratanın gücü dışında ve O’nun koyduğu fiziki yasalar dışında dünyanın toplam su miktarı değişmez…
Su buharlaşır ve başka mekânlara gider ve yine su olarak dünyaya geri döner.
O nedenle dünyanın belli bölgelerinde yağışlar artarken, seller oluşurken kimi bölgelerde kuraklıklar yaşanmaktadır…
Yani dünyanın tümünde iklim değişiklikleri aynı olmaz…
* * *
İklim değişikliği nedeniyle dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de kuraklıklar yaşanmakta, kimi bölgelerde ise seller oluşturacak yağışlar yaşanmaktadır.
Yaşanan kuraklıklar nedeniyle Türkiye’de son yıllarda birçok üründe üretim azalması yaşandığı gözlenmektedir.
Küresel ısınmanın, özellikle su kaynaklarının azalması, şiddetli kuraklık ve taşkınların yaşanması, orman yangınları ve çölleşme gibi olumsuzluklar göstereceği öngörülmektedir.
Ülkemizde son dönemde meydana gelen aşırı hava olayları bunun en önemli göstergesidir.
Birleşmiş Milletler ve UNESCO başta olmak üzere ilgili kuruluşların raporlarına göre, dünya ve Türkiye'de artan nüfus, küresel ısınma, kuraklık gibi nedenlerle her geçen yıl suya olan talep artarken, tatlı su kaynakları azalmaktadır.
Dünya nüfusunun yüzde 40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor.
Kentlerimizde hiç yaşanmamış su kesintileri tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir.
* * *
Dünya genelinde sıcaklık giderek artıyor ama etkisi her yerde aynı hissedilmiyor kuşkusuz…
Son 50 yılda, iklim değişikliği ülkeler arasındaki eşitsizliği de artırdığına yönelik bulgular da var araştırma sonuçlarına göre…
Yeni bir araştırmaya göre iklim değişikliği yoksul ülkelerde büyümeyi aşağı çekerken, kimi varsıl ülkelerde ise refah seviyesini artırdığı gözlenmekte.
Küresel sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak döngünün değişmesi, buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi gibi belirli değişimlerin insan yaşamını, sosyoekonomik sektörleri ve çevreyle ilgili sistemleri etkileyecek önemli değişiklikler oluşturması beklenmektedir…
* * *
Bu nedenle toplum ve birey olarak bize de önemli görevler düşmektedir.
Küresel düzeyde, Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar, sera gazı yayılımını azaltmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yaparak ısınmayı sınırlamayı amaçlıyor.
Ayrıca, okyanus sağlığı izlenerek biyoçeşitliliği korumak için deniz koruma alanları gibi önlemler küresel ölçekte iş birliğini gerektirmektedir.
Bölgesel anlamda da yapılacak şeyler vardır kuşkusuz…
Hem şahıslar olarak, hem devlet ve yerel yönetimler olarak kısaca toplum olarak hepimize görev düşmektedir.
Yani su kaynaklarını korumak, gıda güvenliğini sağlamak ve kıyı nüfuslarının refahını sürdürmek için gerekeni yapmak yaşamsal öneme sahiptir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
İklim değişikliği Türkiye’yi nasıl etkiliyor?
İklim değişikliği, sıcaklık ve hava koşullarındaki uzun vadeli değişimleri ifade ediyor…
Bu değişimler, güneş aktivitesindeki değişiklikler yahut büyük volkanik patlamalar gibi doğal nedenlerden kaynaklanabildiğini açıklıyor uzmanlar.
Ne ki, 1800'lerden beri, iklim değişikliğinin ana itici gücünün, özellikle kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların yakılması nedeniyle insan faaliyetlerinin oluşturduğu gerçeği de var…
Fizik kuralına göre dünyanın toplam su miktarı değişmez…
Hal değiştirir, sürekli hareket eder ve bulunduğu bölgelerdeki seviyesi sürekli değişir…
“Ol” deyince olduran yaratanın gücü dışında ve O’nun koyduğu fiziki yasalar dışında dünyanın toplam su miktarı değişmez…
Su buharlaşır ve başka mekânlara gider ve yine su olarak dünyaya geri döner.
O nedenle dünyanın belli bölgelerinde yağışlar artarken, seller oluşurken kimi bölgelerde kuraklıklar yaşanmaktadır…
Yani dünyanın tümünde iklim değişiklikleri aynı olmaz…
* * *
İklim değişikliği nedeniyle dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de kuraklıklar yaşanmakta, kimi bölgelerde ise seller oluşturacak yağışlar yaşanmaktadır.
Yaşanan kuraklıklar nedeniyle Türkiye’de son yıllarda birçok üründe üretim azalması yaşandığı gözlenmektedir.
Küresel ısınmanın, özellikle su kaynaklarının azalması, şiddetli kuraklık ve taşkınların yaşanması, orman yangınları ve çölleşme gibi olumsuzluklar göstereceği öngörülmektedir.
Ülkemizde son dönemde meydana gelen aşırı hava olayları bunun en önemli göstergesidir.
Birleşmiş Milletler ve UNESCO başta olmak üzere ilgili kuruluşların raporlarına göre, dünya ve Türkiye'de artan nüfus, küresel ısınma, kuraklık gibi nedenlerle her geçen yıl suya olan talep artarken, tatlı su kaynakları azalmaktadır.
Dünya nüfusunun yüzde 40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor.
Kentlerimizde hiç yaşanmamış su kesintileri tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir.
* * *
Dünya genelinde sıcaklık giderek artıyor ama etkisi her yerde aynı hissedilmiyor kuşkusuz…
Son 50 yılda, iklim değişikliği ülkeler arasındaki eşitsizliği de artırdığına yönelik bulgular da var araştırma sonuçlarına göre…
Yeni bir araştırmaya göre iklim değişikliği yoksul ülkelerde büyümeyi aşağı çekerken, kimi varsıl ülkelerde ise refah seviyesini artırdığı gözlenmekte.
Küresel sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak döngünün değişmesi, buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi gibi belirli değişimlerin insan yaşamını, sosyoekonomik sektörleri ve çevreyle ilgili sistemleri etkileyecek önemli değişiklikler oluşturması beklenmektedir…
* * *
Bu nedenle toplum ve birey olarak bize de önemli görevler düşmektedir.
Küresel düzeyde, Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar, sera gazı yayılımını azaltmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yaparak ısınmayı sınırlamayı amaçlıyor.
Ayrıca, okyanus sağlığı izlenerek biyoçeşitliliği korumak için deniz koruma alanları gibi önlemler küresel ölçekte iş birliğini gerektirmektedir.
Bölgesel anlamda da yapılacak şeyler vardır kuşkusuz…
Hem şahıslar olarak, hem devlet ve yerel yönetimler olarak kısaca toplum olarak hepimize görev düşmektedir.
Yani su kaynaklarını korumak, gıda güvenliğini sağlamak ve kıyı nüfuslarının refahını sürdürmek için gerekeni yapmak yaşamsal öneme sahiptir.