Hava Durumu

İsrail’in asıl karın ağrısı ne?

Yazının Giriş Tarihi: 06.05.2026 18:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 18:46

İsrail'in Türkiye ile ilgili zaman zaman sert ve diplomatik açıklamalar yapmasının temelinde karmaşık bölgesel jeopolitik çıkarlar yatsa da,

İsrail’in en temel karın ağrısı Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destektir...

2 Mart 2026'da İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran ile süren savaşı sırasında, İran'ın Lübnan'daki müttefiki vekil güç Hizbullah, İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e füze saldırıları başlatmıştı.

İsrail’in de buna karşılık saldırıları halen sürmekte...

Türkiye'nin Hamas'a yönelik tutumu ve Filistin konusundaki sert eleştirileri İsrail için en büyük rahatsızlık kaynaklarından biridir.

Özetle, Türkiye'nin bağımsız dış politikası ve bölgesel konulardaki aktif rolü, İsrail'in bölge politikaları sıkça ters düşmektedir...

* * *

Olası bir Türk-İsrail savaşı, bölgesel dengeleri temelden sarsar ve ABD'nin İsrail'i desteklemesiyle küresel krize dönüşebilecek bir çatışmaya yol açar.

Dolaylı çatışma olasılığı yüksek olsa da doğrudan bir savaşta bölgede büyük çaplı ekonomik, sosyolojik istikrarsızlık yaşanır.

Türkiye-İsrail savaşı salt iki ülke arasında kalmaz; ABD'nin İsrail'i desteklemesiyle savaş genişler, NATO'da ciddi krizler yaşanır...

Çatışma ile Orta Doğu'da büyük bir kaos doğar...

Türkiye konumu, ekonomik gücü, ordusu, kendi geliştirdiği Milli silahları ile böylesi bir savaştan asla kaçmaz ama oyuna gelerek de başka ülkelere gebe kalacak pozisyon içine girmez...

Türkiye bugün Orta-Doğu’daki gelişmeleri büyük bir dikkatle izlemektedir...

Onun-bunun dolduruşuyla hareket etmez.!

Devlet aklı, geçmişte yaşananları usunda tutar...

1853’te Ruslarla yaptığımız Kırım Savaşı’nda İngilizler ve Fransızların yanımızda yer aldığını bilir ama bu savaş nedeni ile ilk kez dışarıya (İngiliz-Fransızlara) borçlanıldığını da bilir.!

1946’da Ruslar bu kez Boğazlar, Kars, Ardahan’la ilgili taleplerde bulunur...

Bu kez de yanımızda NATO (İngiliz – Fransız + ABD) vardır ama bu kez de İMF’ye borçlandığımızı unutmaz...

Yani tezgâh aynıdır.!

İkisinde de Rus talepleri vardır...

Ve Rusların taleplerinin ikisinde de dışarıya borçlanmıştır.!

* * *

Osmanlı, döneminin ileri ve güçlü devleti olmasına karşın, 18’inci yüzyılda batının arayı iyice açtığını görmüş, devletin yapısını ve yönetim anlayışını değiştirmeye çalışmıştı ama başaramamıştı...

Cumhuriyet yönetimi de tepeden inme bir değişiklikle ülkeyi kalkındıracağını, değiştireceğini düşünse de onlar da ‘zamanın ruhu’nu yakalayamamış ve başarılı olamamıştı...

İkinci Dünya savaşından sonra kurulan yenidünya düzeninde, bakış açımız değişti ve halkın katılımı olmadan kalkınma olamayacağı fark edilmişti ama bu kez de kaynak sorunu ortaya çıkmıştı.!

Özal, dış-satım olmadan ülkenin ve insan anlayışının değişmeyeceği gerçeğini görmüştü...

1980’ler de ihracat 2,5 milyar dolardı…

2002’li yıllarda 35 Milyar dolara yükselmişti…

AK Parti döneminde ise büyük bir sıçrayışla 2007’de 130 ve bugün 275 milyar dolar sınırına dayandı...

Bugün Türkiye’nin sesi çıkıyorsa bunu ağırlıklı olarak Rahmetli Özal ve Erbakan’ın açtığı yolda kararlı bir biçimde yürüyen Erdoğan’a borçlu olduğumuzu görmek gerekir...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.