İsrail yayılmacılığına ve saldırganlığına kim dur diyecek?
Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2026 19:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 19:41
İsrail, Filistin topraklarında ve Gazze'de sivillere, çocuklara ve temel yaşam alanlarına yönelik saldırılarında büyük bir insani kriz ve yıkıma neden oldu...
Adeta bir soy kırım uyguladı...
Bölgede süren bu şiddet ve insan hakları ihlalleri, savaş suçu iddialarını gündeme getirmekte ve dünya genelinde büyük tepki çekmektedir...
Ne ki, gösterilen tepkiler İsrail’i caydırmamakta daha da pervasızlaştırmaktadır...
Ardından Siyonist,soy kırımcı İsrail ile nüfusunun yarıdan fazlası Türk ve Müslüman olan komşumuz İran arasında başlayan açık savaş, bölgeyi ve dünyayı kıyametin eşiğine doğru sürüklemektedir.!
Çatışmaların durmaması halinde küresel bir felaketin kapılarını aralayacağı kaçınılmaz görünmektedir.
Mevcut çatışma ortamının sonlanması için önce İsrail'in durması yahut durdurulması gerektiği görüşü üzerinde duruluyor...
Türkiye’nin bu konuda olağanüstü bir çaba harcadığı açıktır...
* * *
İsrail'in saldırgan ve yayılmacı politikalarını durdurabilecek tek güç, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletlerdir...
Ancak bu durumun zamanı, ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin diplomatik ve askeri desteğini çekmesine yahut bölgedeki jeopolitik dengeleri değiştirecek ciddi bir caydırıcılığın oluşmasına bağlıdır.
İsrail'in askeri ve diplomatik olarak hareket alanını sınırlayabilecek temel unsur ABD'dir...
Mevcut uluslararası düzende, ABD'nin güvenlik garantileri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki (BMGK) vetoları nedeniyle diğer ülkelerin tek başına İsrail'e askeri müdahalede bulunmasının küresel bir çatışma riski taşıdığı açıktır...
Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumlar, İsrailli liderler hakkında tutuklama kararları ve insan hakları ihlallerine yönelik hukuki bağlayıcılığı olan kararlar üretse de bu kararların sahada doğrudan bir infaz gücü bulunmamaktadır.
Bölgedeki Arap ve İslam ülkelerininortak diplomatik baskısı ile ekonomik yaptırımları, İsrail'in yalnızlaşması ve politikasını değiştirmesi için bir diğer önemli unsurlar olabilir...
Rahmetli Erbakan Hocanın dediği gibi ‘İsrail sadece güçten anlar’ saptaması burada ‘Cuk’ oturmaktadır...
Saldırıların ve çatışmaların ne zaman sonlanacağı yahut İsrail'in ne zaman durdurulacağı; küresel süper güçler arasındaki çıkar dengelerinin değişmesine ve uluslararası baskı mekanizmalarının somut yaptırımlara dönüşmesine bağlı olduğu çok açıktır...
Yani İsrail'in bölgedeki askeri ve siyasi yayılmacılığının durdurulması, tek bir aktörün değil; uluslararası diplomasinin, küresel güç dengelerinin ve sahadaki direnişin çok boyutlu bir etkileşimine bağlıdır.
Hiç kuşkusuz ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri ve diplomatik kalkanın gevşemesi yahut stratejik ortakların masaya oturması, bu politikaların dizginlenmesine yarayabilir...
Başkan Trump’ıp önceki gün Katil Netenyahu’ya, ‘Akıllı ol, yalnız kalırsın’ çıkışı önemlidir...
Bölgedeki Arap ve Müslüman ülkelerin sergiledikleri ortak siyasi ve ekonomik, askeri güç birliği de önemlidir...
Ayrıca bölgede işgal yahut ilhak politikalarına karşı sahada aktif direniş gösteren silahlı ve sivil grupların konumu da bir diğer önemli husustur...
Tüm dünya genelinde giderek artan toplumsal tepkiler, boykot hareketleri ve diplomatik baskılar da giderek artmaktadır...
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
İsrail yayılmacılığına ve saldırganlığına kim dur diyecek?
İsrail, Filistin topraklarında ve Gazze'de sivillere, çocuklara ve temel yaşam alanlarına yönelik saldırılarında büyük bir insani kriz ve yıkıma neden oldu...
Adeta bir soy kırım uyguladı...
Bölgede süren bu şiddet ve insan hakları ihlalleri, savaş suçu iddialarını gündeme getirmekte ve dünya genelinde büyük tepki çekmektedir...
Ne ki, gösterilen tepkiler İsrail’i caydırmamakta daha da pervasızlaştırmaktadır...
Ardından Siyonist, soy kırımcı İsrail ile nüfusunun yarıdan fazlası Türk ve Müslüman olan komşumuz İran arasında başlayan açık savaş, bölgeyi ve dünyayı kıyametin eşiğine doğru sürüklemektedir.!
Çatışmaların durmaması halinde küresel bir felaketin kapılarını aralayacağı kaçınılmaz görünmektedir.
Mevcut çatışma ortamının sonlanması için önce İsrail'in durması yahut durdurulması gerektiği görüşü üzerinde duruluyor...
Türkiye’nin bu konuda olağanüstü bir çaba harcadığı açıktır...
* * *
İsrail'in saldırgan ve yayılmacı politikalarını durdurabilecek tek güç, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletlerdir...
Ancak bu durumun zamanı, ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin diplomatik ve askeri desteğini çekmesine yahut bölgedeki jeopolitik dengeleri değiştirecek ciddi bir caydırıcılığın oluşmasına bağlıdır.
İsrail'in askeri ve diplomatik olarak hareket alanını sınırlayabilecek temel unsur ABD'dir...
Mevcut uluslararası düzende, ABD'nin güvenlik garantileri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki (BMGK) vetoları nedeniyle diğer ülkelerin tek başına İsrail'e askeri müdahalede bulunmasının küresel bir çatışma riski taşıdığı açıktır...
Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumlar, İsrailli liderler hakkında tutuklama kararları ve insan hakları ihlallerine yönelik hukuki bağlayıcılığı olan kararlar üretse de bu kararların sahada doğrudan bir infaz gücü bulunmamaktadır.
Bölgedeki Arap ve İslam ülkelerinin ortak diplomatik baskısı ile ekonomik yaptırımları, İsrail'in yalnızlaşması ve politikasını değiştirmesi için bir diğer önemli unsurlar olabilir...
Rahmetli Erbakan Hocanın dediği gibi ‘İsrail sadece güçten anlar’ saptaması burada ‘Cuk’ oturmaktadır...
Saldırıların ve çatışmaların ne zaman sonlanacağı yahut İsrail'in ne zaman durdurulacağı; küresel süper güçler arasındaki çıkar dengelerinin değişmesine ve uluslararası baskı mekanizmalarının somut yaptırımlara dönüşmesine bağlı olduğu çok açıktır...
Yani İsrail'in bölgedeki askeri ve siyasi yayılmacılığının durdurulması, tek bir aktörün değil; uluslararası diplomasinin, küresel güç dengelerinin ve sahadaki direnişin çok boyutlu bir etkileşimine bağlıdır.
Hiç kuşkusuz ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri ve diplomatik kalkanın gevşemesi yahut stratejik ortakların masaya oturması, bu politikaların dizginlenmesine yarayabilir...
Başkan Trump’ıp önceki gün Katil Netenyahu’ya, ‘Akıllı ol, yalnız kalırsın’ çıkışı önemlidir...
Bölgedeki Arap ve Müslüman ülkelerin sergiledikleri ortak siyasi ve ekonomik, askeri güç birliği de önemlidir...
Ayrıca bölgede işgal yahut ilhak politikalarına karşı sahada aktif direniş gösteren silahlı ve sivil grupların konumu da bir diğer önemli husustur...
Tüm dünya genelinde giderek artan toplumsal tepkiler, boykot hareketleri ve diplomatik baskılar da giderek artmaktadır...
İsrail’in sonunu kendilerinin getireceği görülmektedir...