Türkiye’de Meslek odaları, üye olanların mesleki yolda yaptıkları işleri kolaylaştırmak, mesleğin çıkarlarını korumak ve gereksinimlerini karşılamayı, aynı mesleği yapan meslektaşları arasında iletişim ve yardımlaşmayı amaçlar…
Yasa böyle diyor ve böyle olması gerekiyor…
Ne ki, acaba öylemi?
Türkiye’de tüm meslek grupların hemen hemen bir odası var…
Salt herkesin hak ve çıkarlarını korumaya çalıştığını savlayan Gazeteciler hariç..!
Onların bir Meslek Odası yok..!
Özel yasalarla kurulan Odalar yasalara göre hareket edip, ona göre davranmakla yükümlü…
Yarı resmi bir yapıları bulunmakta yani…
Ancak Türkiye’de bulunan meslek odaları sivil toplum kavramının popülerlik kazanmasıyla birlikte 1990’lardan sonra kendilerini sivil toplum kuruluşu olarak tanımlayan bir dil geliştirdiler.
Hükümetler üzerinde kurdukları baskı, üyelerinin çıkarlarını savunma konusunda verdikleri mücadele ve temsil ettikleri kitleleri harekete geçirme yeteneklerine dikkat çekerek birçok kimse meslek kuruluşlarını birer sivil toplum kuruluşu olarak nitelendirmektedir.
Bu kuruluşların işleyiş ve örgütlenme biçimleri arasında farklılıklar bulunmakla birlikte, hepsinin benzer bir mantıkla çalıştıklarını ve benzer bir yapılanmaya sâhip olduklarını söylemek olası…
* * *
Meslek Odalarının kuruluş felsefesiTürkiye’de faaliyet gösteren on bir meslek kuruluşundan kimilerinin tarihsel arka planı Osmanlı modernleşme çabalarına kadar uzanır.
Barolar Birliği, Diş Hekimleri Birliği, Eczacılar Birliği, Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu, Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Noterler Birliği, Odalar ve Borsalar Birliği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Tabipler Birliği, Veteriner Hekimler Birliği ve Ziraat Odaları Birliği, gibi…
Ancak demokratikleşmenin vardığı boyut, dijitalleşme ile iletişimin yaygınlaşması gibi nedenler bu kuruluşlarının işlevlerinin sorgulanmasını gündeme getirmektedir…
Sivil Toplum Kuruluşu’ndan ziyade birer Kamu Kurumu niteliği taşıyan meslek kuruluşlarının artık bir an önce kapsamlı bir reformdan geçirilmesi zorunlu hale gelmiş bulunmaktadır.
Seçim sistemleri gereği yüzde 28’lik bir gurubun bile oda yönetimini ele geçirerek meslek gurubunun adını kullanarak siyaset yapmaları hiç hoş ve doğru değildir, bu konuda meslek üyelerinin bile şikâyetleri artarak büyümektedir…
* * *
Sivil toplum kuruluşları yahut Sivil Toplum Örgütleri, ‘resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlar olarak’ tanımlanmaktadır…
Ancak bu tanıma giren de girmeyen de kendini STK olarak tanımlamaktadır… Akademik Odalar, Meslek Örgütleri, Oda, Sendika, Vakıf ve Dernek adı altında faaliyet gösterenlerin tümü kendilerini STK kapsamına sokmaktalar.
Oysa bunlar gerçek anlamda Sivil Toplum Örgütü kapsamı içine girmezler…
Özel yasayla kurulmuş, yarı kamu kurumu niteliği taşıyan TOOB’u, Ticaret ve Sanayi Odalarını, Baroları, Esnaf Odaları ve Akademik Odalarını gerçek anlamda birer Sivil Toplum Örgütü sayabilmek olanaklı değildir.
Meslek Odaları Anayasa’nın 135. Maddesinde yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları başlığı altında anayasal bir dayanağa sahiptir. Böyle yapılar Sivil Toplum Örgütü olarak nasıl tanımlanabilir?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Meslek Odalarının ne işlevi var?
Türkiye’de Meslek odaları, üye olanların mesleki yolda yaptıkları işleri kolaylaştırmak, mesleğin çıkarlarını korumak ve gereksinimlerini karşılamayı, aynı mesleği yapan meslektaşları arasında iletişim ve yardımlaşmayı amaçlar…
Yasa böyle diyor ve böyle olması gerekiyor…
Ne ki, acaba öylemi?
Türkiye’de tüm meslek grupların hemen hemen bir odası var…
Salt herkesin hak ve çıkarlarını korumaya çalıştığını savlayan Gazeteciler hariç..!
Onların bir Meslek Odası yok..!
Özel yasalarla kurulan Odalar yasalara göre hareket edip, ona göre davranmakla yükümlü…
Yarı resmi bir yapıları bulunmakta yani…
Ancak Türkiye’de bulunan meslek odaları sivil toplum kavramının popülerlik kazanmasıyla birlikte 1990’lardan sonra kendilerini sivil toplum kuruluşu olarak tanımlayan bir dil geliştirdiler.
Hükümetler üzerinde kurdukları baskı, üyelerinin çıkarlarını savunma konusunda verdikleri mücadele ve temsil ettikleri kitleleri harekete geçirme yeteneklerine dikkat çekerek birçok kimse meslek kuruluşlarını birer sivil toplum kuruluşu olarak nitelendirmektedir.
Bu kuruluşların işleyiş ve örgütlenme biçimleri arasında farklılıklar bulunmakla birlikte, hepsinin benzer bir mantıkla çalıştıklarını ve benzer bir yapılanmaya sâhip olduklarını söylemek olası…
* * *
Meslek Odalarının kuruluş felsefesi Türkiye’de faaliyet gösteren on bir meslek kuruluşundan kimilerinin tarihsel arka planı Osmanlı modernleşme çabalarına kadar uzanır.
Barolar Birliği, Diş Hekimleri Birliği, Eczacılar Birliği, Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu, Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Noterler Birliği, Odalar ve Borsalar Birliği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Tabipler Birliği, Veteriner Hekimler Birliği ve Ziraat Odaları Birliği, gibi…
Ancak demokratikleşmenin vardığı boyut, dijitalleşme ile iletişimin yaygınlaşması gibi nedenler bu kuruluşlarının işlevlerinin sorgulanmasını gündeme getirmektedir…
Sivil Toplum Kuruluşu’ndan ziyade birer Kamu Kurumu niteliği taşıyan meslek kuruluşlarının artık bir an önce kapsamlı bir reformdan geçirilmesi zorunlu hale gelmiş bulunmaktadır.
Seçim sistemleri gereği yüzde 28’lik bir gurubun bile oda yönetimini ele geçirerek meslek gurubunun adını kullanarak siyaset yapmaları hiç hoş ve doğru değildir, bu konuda meslek üyelerinin bile şikâyetleri artarak büyümektedir…
* * *
Sivil toplum kuruluşları yahut Sivil Toplum Örgütleri, ‘resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlar olarak’ tanımlanmaktadır…
Ancak bu tanıma giren de girmeyen de kendini STK olarak tanımlamaktadır…
Akademik Odalar, Meslek Örgütleri, Oda, Sendika, Vakıf ve Dernek adı altında faaliyet gösterenlerin tümü kendilerini STK kapsamına sokmaktalar.
Oysa bunlar gerçek anlamda Sivil Toplum Örgütü kapsamı içine girmezler…
Özel yasayla kurulmuş, yarı kamu kurumu niteliği taşıyan TOOB’u, Ticaret ve Sanayi Odalarını, Baroları, Esnaf Odaları ve Akademik Odalarını gerçek anlamda birer Sivil Toplum Örgütü sayabilmek olanaklı değildir.
Meslek Odaları Anayasa’nın 135. Maddesinde yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları başlığı altında anayasal bir dayanağa sahiptir. Böyle yapılar Sivil Toplum Örgütü olarak nasıl tanımlanabilir?