Hava Durumu

Önce Ahlak... (1)

Yazının Giriş Tarihi: 26.10.2026 17:24
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.10.2026 17:25

Ahlâk; bir insanın insan olmasının temel ölçütüdür.

Çünkü Ahlakî değerlerini yitiren ve ahlaktan yoksun olan birinin; bilimi, parası, kariyeri, işgal ettiği makam, statükodaki konumu yahut diğer kazanımları ne olursa olsun adam olma niteliklerini yitirmiş demektir.

Her kim olursa olsun bu tipler konuşurken yalan söyler, eylemleri ile söylemleri çelişki arz eder, dün söylediğini bir gün sonra yalanlar.

Dili ile imandan ve dinden söz eder ama; işlerinde hep tersini yapar ve insanları kandırır...

Maneviyat ise; milli ve manevi değerleri korumanın sigortasıdır...

Milli ve manevi değerlerini sağlam bir zemine oturtamamış birinin sağlıklı bir kafa yapısına ve saygın bir kişiliğe sahip olması da düşünülemez...

Bakmayın siz Batının gelişmişliğine öykünenlere, bakmayın bilimi dilinden düşürmeyenlere...

Batının Afrikalı insanların kanı-canı pahasına, yer altı-yer üstü kaynaklarını çalarak vardıkları varsıllık seviyelerine...

* * *

Ahlaki değerlerini yitirmiş bir toplum salt sanayileşerek, teknoloji üreterek yahut ekonomik zenginliğe (maddi kalkınmaya) ulaşarak gerçek bir huzura kavuşabilir mi?

Varsıl Avrupa’ya bakın, birbirlerine girmiyor mu insanlar?

Geçti artık o Afrika’nın kaynaklarını kullanarak dünyaya efelenme günleri.!

Neymiş, bilim tek yol göstericiymiş, ahlaktan yoksun kullanılan bilimin yol gösterici hali ortada -değil mi?

Ahlaki ve manevi değerleri zayıf olan bir toplumlarda; elde edilen maddi güç ve bilimsel ilerleme, adalet yerine menfaat kavgasına, sömürüye ve toplumsal çöküntüye yol açtığı görülmüyor mu?

Bu yüzden, kalkınma hamlelerinden ve dünyevi hedeflerden önce insanlarda dürüstlük, merhamet, sorumluluk, adalet ve ahlak inşa edilmesi gerektiği görülmüyor mu?

Bilimsel bilgi mutlak ve değişmez bir "gerçek" değil; gözleme, deneye, akla ve bilimsel yönteme dayalı olarak elde edilen, o anki en geçerli ve tutarlı açıklama biçimidir...

Bilimsel bilgi mutlak doğru değildir...

Yeni kanıtlar, teknolojik ilerlemeler yahut farklı bir veri yorumu ortaya çıktığında bilimsel bilgi güncellenir ya da tamamen değişebilir.

* * *

Batının bilimi sömürü, savaş ve tahakküm aracı olarak kullanılmıyor mu?

Tarih boyunca ve günümüzde, Batı merkezli bilimsel gelişmelerin insanlığa büyük acılar yaşattığı durumlar hep olagelmiştir.

Atom bombasının icadı, kimyasal ve biyolojik silahlar, modern kitle imha silahları Batı biliminin ve mühendisliğinin ürünleridir.

Bu teknolojiler milyonlarca insanın ölümüne ve coğrafyaların yıkımına yol açmamış mıdır?

İlaç endüstrisi yahut tarım teknolojileri gibi alanlarda bilimsel patentler, yoksul ülkelerin hayati ilaçlara yahut gıdaya erişimini engelleyerek küresel eşitsizliği derinleştirdiği görülmüyor mu?

Sanayi Devrimi'nden bu yana gelişen teknoloji, doğanın sınırsızca sömürülmesine yol açarak bugünkü küresel ısınma ve iklim krizlerini doğurmadı mı?

Peki, bilime karşı mı olmak gerekiyor?

Asla, inancımız aklı, bilimi, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik ve dinî-ahlaki sorumluluğun ilk koşulu olarak görür.

Zaten aklı olmayanın dinî sorumluluğu da yoktur...

İslam dininde akıl, ilmin ve bilginin kaynağıdır.

İlk inen ayetin "Oku" emriyle başlaması, bilginin ve aklın işletilmesinin önemini gösterir.

Yarın sürdürmek dileği ile...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.