Öncekiler kamu davalarından öte dünyaya kaçarak kurtulmuşlardı.!
Yazının Giriş Tarihi: 26.02.2026 17:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.02.2026 17:31
Yarın siyasal tarihimize kara bir leke olarak yapışan 28 Şubat’ın yıldönümü…
Merhum Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olduğu 28 Şubat 1997'de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla meşru hükümete karşı yapılan Post-Modern müdahalenin 29. yıldönümü…
28 Şubat süreci ardından Milli iradenin oluşturduğu hükümet yetkisini ellerinden alıp onu istifaya zorlayan ve ona en ağır hakaretlerde bulunan ve “Başörtüsü ayrıntıdır” diyen kimi paşalar yıllar sonra soruşturmalar geçirerek yargılanmışlar ve o günün aktörleri açılan Kamu davalarından yıllarca yargılanırken, çoğu kurtuluşu ‘öte dünyaya kaçarak’ bulmuşlardı.!
Bugün de aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu 168 kişi, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bir bildiriye imza attıkları görülmekte.!
* * *
Geçtiğimiz hafta yayımlanan bildirinin içeriği "Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!" diye başlıyor…
"Türkiye'nin Amerika ve İsrail planları doğrultusunda Talibanlaştırma baskısı altında olduğu" savunuluyor ve ‘Laiklik’ vurgusu yapılıyor.
Tıpkı 1997’de Ağa Babaların düşündükleri gibi.!
Bildiriye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin dahil olmak üzere iktidar cephesi ve toplumun önemli bir kesiminden hemen tepkiler geldi kuşkusuz.
Başkan Erdoğan bildiriyi imzalayanları ‘Azgın Güruh’ olarak tanımladı.
Ve imzacıların "86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek istediğini" belirtti…
Bakan Yusuf Tekin de imzacılar hakkında yargı süreci başlatacağını açıkladı, metnin "kötü niyetli" ve "ideolojik olduğunu" savundu…
* * *
Bugün ulaştığımız demokrasi ve özgürlük ortamının oluşmasında engebeli yolları açan, ter döken, emek veren, ömür tüketenlere bin selam olsun…
Bu günlere kolay gelinmedi kuşkusuz…
Sonsuzluğa uğurladıklarımız nur içinde yatsın…
28 Şubat dedikleri gibi bin yıl değil, bin gün bile sürmedi.
Yeni çömezlerin de yazdıkları, çizdikleri, söylemleri hava-civa olacak.!
Her kes safını belirlemeli, önemli olan bu…
Kimse darbeyi ağzına bile almamalı, alamamalı artık.
Post-modern darbe olarak da tanımlanan süreçte medya aracılığıyla hükûmetin istifaya zorlanması süreci yaşanmıştı.
Şimdikiler de İnterneti, Medyayı kullanmaktalar.!
* * *
Türkiye de her müdahale ve bunalım dönemleri ortalama on-on beş yıllık dönemlerde yaşanmıştır.
Her müdahale ve bunalım, küçük ve orta boy işletmelerin ortadan kaybolmasına, daha doğrusu, büyük sermaye grupları tarafından yutulmasına neden olmuş, bu da gittikçe daha hızlı gelişen bir tekelleşmeye yol açmıştır.!
28 Şubat müdahalesi de her darbe ve girişimi gibi birçok mağduriyetlere yol açmıştır.
Tıpkı 27 Mayıs 1960, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi...
* * *
Son 35-40 yıllık yaşamı çeşitli siyasal çalkantılar ve yasaklamalarla geçen ve 28 Şubat’ın en önemli mağduru Erbakan, Türk siyasetinde kendisine mümtaz bir yer edinmiş, ömrünü öğrenmeye ve öğretmeye adamış bir siyasetçi ve bilim adamı olarak siyasi tarihimizdegüzel bir örnek olarak yerini almış bulunmaktadır.
Kişiliği, mücadelesi, davası ve ilkeleriyle olduğu kadar bir insan olarak, bir hoca olarak, bir lider olarak da genç nesillere hep güzel bir örnek olmuştu…
Nur içinde yatsın inşallah…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Öncekiler kamu davalarından öte dünyaya kaçarak kurtulmuşlardı.!
Yarın siyasal tarihimize kara bir leke olarak yapışan 28 Şubat’ın yıldönümü…
Merhum Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olduğu 28 Şubat 1997'de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla meşru hükümete karşı yapılan Post-Modern müdahalenin 29. yıldönümü…
28 Şubat süreci ardından Milli iradenin oluşturduğu hükümet yetkisini ellerinden alıp onu istifaya zorlayan ve ona en ağır hakaretlerde bulunan ve “Başörtüsü ayrıntıdır” diyen kimi paşalar yıllar sonra soruşturmalar geçirerek yargılanmışlar ve o günün aktörleri açılan Kamu davalarından yıllarca yargılanırken, çoğu kurtuluşu ‘öte dünyaya kaçarak’ bulmuşlardı.!
Bugün de aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu 168 kişi, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bir bildiriye imza attıkları görülmekte.!
* * *
Geçtiğimiz hafta yayımlanan bildirinin içeriği "Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!" diye başlıyor…
"Türkiye'nin Amerika ve İsrail planları doğrultusunda Talibanlaştırma baskısı altında olduğu" savunuluyor ve ‘Laiklik’ vurgusu yapılıyor.
Tıpkı 1997’de Ağa Babaların düşündükleri gibi.!
Bildiriye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin dahil olmak üzere iktidar cephesi ve toplumun önemli bir kesiminden hemen tepkiler geldi kuşkusuz.
Başkan Erdoğan bildiriyi imzalayanları ‘Azgın Güruh’ olarak tanımladı.
Ve imzacıların "86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek istediğini" belirtti…
Bakan Yusuf Tekin de imzacılar hakkında yargı süreci başlatacağını açıkladı, metnin "kötü niyetli" ve "ideolojik olduğunu" savundu…
* * *
Bugün ulaştığımız demokrasi ve özgürlük ortamının oluşmasında engebeli yolları açan, ter döken, emek veren, ömür tüketenlere bin selam olsun…
Bu günlere kolay gelinmedi kuşkusuz…
Sonsuzluğa uğurladıklarımız nur içinde yatsın…
28 Şubat dedikleri gibi bin yıl değil, bin gün bile sürmedi.
Yeni çömezlerin de yazdıkları, çizdikleri, söylemleri hava-civa olacak.!
Her kes safını belirlemeli, önemli olan bu…
Kimse darbeyi ağzına bile almamalı, alamamalı artık.
Post-modern darbe olarak da tanımlanan süreçte medya aracılığıyla hükûmetin istifaya zorlanması süreci yaşanmıştı.
Şimdikiler de İnterneti, Medyayı kullanmaktalar.!
* * *
Türkiye de her müdahale ve bunalım dönemleri ortalama on-on beş yıllık dönemlerde yaşanmıştır.
Her müdahale ve bunalım, küçük ve orta boy işletmelerin ortadan kaybolmasına, daha doğrusu, büyük sermaye grupları tarafından yutulmasına neden olmuş, bu da gittikçe daha hızlı gelişen bir tekelleşmeye yol açmıştır.!
28 Şubat müdahalesi de her darbe ve girişimi gibi birçok mağduriyetlere yol açmıştır.
Tıpkı 27 Mayıs 1960, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi...
* * *
Son 35-40 yıllık yaşamı çeşitli siyasal çalkantılar ve yasaklamalarla geçen ve 28 Şubat’ın en önemli mağduru Erbakan, Türk siyasetinde kendisine mümtaz bir yer edinmiş, ömrünü öğrenmeye ve öğretmeye adamış bir siyasetçi ve bilim adamı olarak siyasi tarihimizde güzel bir örnek olarak yerini almış bulunmaktadır.
Kişiliği, mücadelesi, davası ve ilkeleriyle olduğu kadar bir insan olarak, bir hoca olarak, bir lider olarak da genç nesillere hep güzel bir örnek olmuştu…
Nur içinde yatsın inşallah…