Dünya tarihi yolsuzluklar ve usulsüzlükler tarihi olmamakla birlikte bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de zaman-zaman bu tür suçların yaşanmakta olduğu bir gerçektir…
Anadolu’da kurulmuş olan birçok devletin çoğu kez karşılaştığı sorunlardan birinin devletin üst kademelerinde meydana gelen yolsuzluklar ve usulsüzlükler olduğu bilinmektedir…
Türk siyasal yaşamında çalkantılı ve sert tartışmalara yol açan bu yolsuzluk ve Adam kayırma, rüşvet iddiaların odağında kimi zaman dönemin bakanları kimi zaman Başbakanlar, Milletvekilleri, Belediye başkanları olmuştur…
Bu soruşturmalar çoğu kez ‘Siyasi operasyon’ olarak seslendirilse de tarafsız ve bağımsız Yargının gerçekleri bir gün mutlaka ortaya çıkaracağı ve toplumun beklentisinin bu olduğu unutulmamalıdır.
Yolsuzlukla ilgili siyasetçi kıssaları, genellikle güç yozlaşması, usulsüz ihaleler ve kamu kaynaklarının şahsi çıkarlar için kullanımının etrafında şekillendiği görülmektedir…
Tarihsel ve güncel örnekler, bu tür olayların toplumsal güveni sarstığını ve siyasi krizlere yol açtığını göstermektedir ama suç işleyenden hesap sorulmasının da gerektiği açıktır…
Bırakın adalet yerine bulsun, isterse kıyamet kopsun.!
Altın Kalemin Bedeli.!
Bir ülkede dürüstlüğüyle bilinen bir Belediye Başkanı vardı…
Günün birinde bir tüccar ona pahalı bir altın kalem hediye etti.
Başkan önce reddetti ama tüccar, ‘Bu sadece bir hatıra’ diyerek ısrar etti…
Ve Başkan kalemi aldı…
Ertesi gün tüccarın bir davası önüne geldi.
Başkan karar verirken kalemi fark etti.!
Bir an durdu, sonra kalemi kırdı ve şöyle dedi;
‘Bir kalem bile hükmümü etkileyebiliyorsa, ben artık adil değilim.!’
Küçük Hediye, Büyük Borç.!
Bir Belediye Başkanı, göreve yeni başladığında ‘Ben asla rüşvet almam, almayacağı’ diye söz vermişti…
Bir iş insanı bir gün ona sadece bir saat hediye etti.
Başkan düşündü;
‘Bu küçük bir şey, sorun olmaz…’
Ama zamanla saatler, hediyeler, ayrıcalıklar arttı…
Bir gün aynaya baktığında şunu fark etti;
‘Ben rüşveti bir anda almadım, parça parça teslim oldum.!’
Adaletin Terazisi.!
Bir Yargıç önüne gelen davalarda çok titizdi...
Bir gün zengin bir adam ona gizlice bir kese altın gönderdi.
Yargıç keseyi geri yolladı ama ertesi gün davayı düşünürken içi huzursuzdu…
Kendi kendine şöyle dedi;
‘Altını almadım ama teklif bile terazimi sarstı.!’
Ve davadan çekildi…
Köprünün Çöküşü.!
Bir şehirde yapılan köprü kısa sürede çöker...
Soruşturma yapıldığında, malzemeden çalındığı ortaya çıkar...
Sorumlular birbirini suçlar; Mühendis, Müteahhit, Denetçi…
En sonunda yaşlı bir adam şöyle der;
‘Bu köprü betonla değil, rüşvetle yapılmıştı.
Rüşvetle yapılan hiçbir şey ayakta kalmaz.!’
Sessiz onay.!
Bir memur rüşvet almıyordu ama alanları da ihbar etmiyordu.
Bir gün büyük bir yolsuzluk ortaya çıktı ve o da suçlandı…
‘Ben almadım ki!’ diye itiraz etti…
Yargıç şu yanıtı verdi; verdi:
‘Ama sustun, çoğu kez sessizlik de rüşvetin ortağıdır.’
(Alıntı)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Pazartesi kıssaları.!
Dünya tarihi yolsuzluklar ve usulsüzlükler tarihi olmamakla birlikte bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de zaman-zaman bu tür suçların yaşanmakta olduğu bir gerçektir…
Anadolu’da kurulmuş olan birçok devletin çoğu kez karşılaştığı sorunlardan birinin devletin üst kademelerinde meydana gelen yolsuzluklar ve usulsüzlükler olduğu bilinmektedir…
Türk siyasal yaşamında çalkantılı ve sert tartışmalara yol açan bu yolsuzluk ve Adam kayırma, rüşvet iddiaların odağında kimi zaman dönemin bakanları kimi zaman Başbakanlar, Milletvekilleri, Belediye başkanları olmuştur…
Bu soruşturmalar çoğu kez ‘Siyasi operasyon’ olarak seslendirilse de tarafsız ve bağımsız Yargının gerçekleri bir gün mutlaka ortaya çıkaracağı ve toplumun beklentisinin bu olduğu unutulmamalıdır.
Yolsuzlukla ilgili siyasetçi kıssaları, genellikle güç yozlaşması, usulsüz ihaleler ve kamu kaynaklarının şahsi çıkarlar için kullanımının etrafında şekillendiği görülmektedir…
Tarihsel ve güncel örnekler, bu tür olayların toplumsal güveni sarstığını ve siyasi krizlere yol açtığını göstermektedir ama suç işleyenden hesap sorulmasının da gerektiği açıktır…
Bırakın adalet yerine bulsun, isterse kıyamet kopsun.!
Altın Kalemin Bedeli.!
Bir ülkede dürüstlüğüyle bilinen bir Belediye Başkanı vardı…
Günün birinde bir tüccar ona pahalı bir altın kalem hediye etti.
Başkan önce reddetti ama tüccar, ‘Bu sadece bir hatıra’ diyerek ısrar etti…
Ve Başkan kalemi aldı…
Ertesi gün tüccarın bir davası önüne geldi.
Başkan karar verirken kalemi fark etti.!
Bir an durdu, sonra kalemi kırdı ve şöyle dedi;
‘Bir kalem bile hükmümü etkileyebiliyorsa, ben artık adil değilim.!’
Küçük Hediye, Büyük Borç.!
Bir Belediye Başkanı, göreve yeni başladığında ‘Ben asla rüşvet almam, almayacağı’ diye söz vermişti…
Bir iş insanı bir gün ona sadece bir saat hediye etti.
Başkan düşündü;
‘Bu küçük bir şey, sorun olmaz…’
Ama zamanla saatler, hediyeler, ayrıcalıklar arttı…
Bir gün aynaya baktığında şunu fark etti;
‘Ben rüşveti bir anda almadım, parça parça teslim oldum.!’
Adaletin Terazisi.!
Bir Yargıç önüne gelen davalarda çok titizdi...
Bir gün zengin bir adam ona gizlice bir kese altın gönderdi.
Yargıç keseyi geri yolladı ama ertesi gün davayı düşünürken içi huzursuzdu…
Kendi kendine şöyle dedi;
‘Altını almadım ama teklif bile terazimi sarstı.!’
Ve davadan çekildi…
Köprünün Çöküşü.!
Bir şehirde yapılan köprü kısa sürede çöker...
Soruşturma yapıldığında, malzemeden çalındığı ortaya çıkar...
Sorumlular birbirini suçlar; Mühendis, Müteahhit, Denetçi…
En sonunda yaşlı bir adam şöyle der;
‘Bu köprü betonla değil, rüşvetle yapılmıştı.
Rüşvetle yapılan hiçbir şey ayakta kalmaz.!’
Sessiz onay.!
Bir memur rüşvet almıyordu ama alanları da ihbar etmiyordu.
Bir gün büyük bir yolsuzluk ortaya çıktı ve o da suçlandı…
‘Ben almadım ki!’ diye itiraz etti…
Yargıç şu yanıtı verdi; verdi:
‘Ama sustun, çoğu kez sessizlik de rüşvetin ortağıdır.’
(Alıntı)