Sandık her şey değildir ama onsuz da demokrasi olmaz…
Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2026 17:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.01.2026 17:40
Kuşkusuz demokrasi dar anlamda sandıkla özdeşleştirilemez.
Sandığa dikkat çekmemizin amacı, sandık eşittir demokrasi demek değildir.
Vurgulanmak istenen sandığın vazgeçilmezliğidir…
Yani sandık demokrasinin ön koşuludur ama salt o yeterli değildir.
Sandık demokrasinin en büyük tezahürü ve işaretidir.
Seçim, demokrasinin en önemli aracıdır kısaca.
Oy verme zamanı demokrasinin bayramıdır...
2002 yılından beri girdiği 15 genel seçim, referandum ve yerel seçimi kazanan Başkan Erdoğan’ın meşruiyetini sorgulayan CHP’nin seçimlere daha 2 yıl varken ‘Sandık’ diye tutturması demokrasi aşıklığının içtenliğini ne kadar ortaya koyuyor acaba?
* * *
Sandık derken elbette demokrasi olma savı taşıyan yerlerdeki sandığı kast ediyoruz, her sandığı değil.!
Otoriter ve totaliter ülkelerdeki sandık demokratik ülkelerdeki sandıkla aynı anlamı taşımaz.
Örneğin, Suriye'de iç savaştan önceki Esad dönemindeki sandığın yahut eski Sovyetler Birliği'ndeki sandığın demokratik sandıkla bir ilgisi var mıydı?
Bu nedenle tek parti diktatörlüğümüzün 1946 seçimlerindeki açık oylama, gizli sayımlı sandık değil üzerinde durduğumuz.
Bir yerde eğer demokratik seçim sandıkları kurulabiliyorsa bu bize orada demokrasinin temel değer ve kurumlarının iyi kötü var ve işlemekte olduğunu gösterir.
Başı açık-kapalı herkesin seçimle gelinen makamlara talip olunabilmesi asıl demokratik olan…
Yarışmacı, âdil, periyodik ve güvenilir denetim altında seçimler üzerinde durulması gereken.
* * *
Sonuçta demokrasi tercih yapabilme özgürlüğüdür.
Ama ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile birlikte…
Bugün demokratik ülkelerde ve demokratik olmamakla birlikte seçimeyer veren siyasi sistemlerde birbirinden farklı çok sayıda seçim sistemi uygulanmaktadır…
Yani sandık, seçim ‘her şey’ olmamakla birlikte bir siyasi sistemin seçimler yapılmadan demokratik olduğu savlanamaz.
Ne ki, bir siyasal sistemin, demokratik sayılabilmesi için seçimlerin yapılıyor olması da yetmez; aynı zamanda seçimlerin demokratikseçim ilkeleri doğrultusunda, adil yapılıyor olması da gerekir.
Türkiye, 1946’dan bu yana yaklaşık 80 yıllık çok-partili yaşamında 1946 seçimleri hariç Türkiye sandığı hep önemsemiş kimi sorunlara karşın demokrasiyi işletebilmiştir.
* * *
Yani zamanında yahut önce sandık yine milletin önüne konacaktır.
Bundan kimsenin kuşku duyması gereksizdir.
Türkiye’de asıl eksiklik, parti içi demokrasi ve siyasi partiler yasasındadır…
Parti içi yönetimlerin ve milletvekilleri adayları, belediye başkan ve meclis üyelerinin belirlenmesinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde demokratik usullerle yapılabilmesinin sağlanmasıdır.
Bu iktidar partisi için de muhalefet partileri için de geçerlidir.
Türkiye’de demokrasi konusunda duyarlı olanların üzerinde durduğu budur.
Diğer bir önemli konu da siyasetin finansmanı konusudur.
Son yıllarda yerel yönetimlerinsiyasetin finansmanında nasıl kullanıldığı çok net olarak ortaya serilmiş bulunmaktadır.
Bu konuda yerel seçimler öncesisiyasetin finansmanı konusunda önemli düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortadadır.
Partiler güç ve çabalarını Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemini eski parlamenter Sisteme döndürme yerine özellikle Parti içi demokrasi ve demokratik bir seçim Sistemi için yoğunlaştırmalıdır…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Sandık her şey değildir ama onsuz da demokrasi olmaz…
Kuşkusuz demokrasi dar anlamda sandıkla özdeşleştirilemez.
Sandığa dikkat çekmemizin amacı, sandık eşittir demokrasi demek değildir.
Vurgulanmak istenen sandığın vazgeçilmezliğidir…
Yani sandık demokrasinin ön koşuludur ama salt o yeterli değildir.
Sandık demokrasinin en büyük tezahürü ve işaretidir.
Seçim, demokrasinin en önemli aracıdır kısaca.
Oy verme zamanı demokrasinin bayramıdır...
2002 yılından beri girdiği 15 genel seçim, referandum ve yerel seçimi kazanan Başkan Erdoğan’ın meşruiyetini sorgulayan CHP’nin seçimlere daha 2 yıl varken ‘Sandık’ diye tutturması demokrasi aşıklığının içtenliğini ne kadar ortaya koyuyor acaba?
* * *
Sandık derken elbette demokrasi olma savı taşıyan yerlerdeki sandığı kast ediyoruz, her sandığı değil.!
Otoriter ve totaliter ülkelerdeki sandık demokratik ülkelerdeki sandıkla aynı anlamı taşımaz.
Örneğin, Suriye'de iç savaştan önceki Esad dönemindeki sandığın yahut eski Sovyetler Birliği'ndeki sandığın demokratik sandıkla bir ilgisi var mıydı?
Bu nedenle tek parti diktatörlüğümüzün 1946 seçimlerindeki açık oylama, gizli sayımlı sandık değil üzerinde durduğumuz.
Bir yerde eğer demokratik seçim sandıkları kurulabiliyorsa bu bize orada demokrasinin temel değer ve kurumlarının iyi kötü var ve işlemekte olduğunu gösterir.
Başı açık-kapalı herkesin seçimle gelinen makamlara talip olunabilmesi asıl demokratik olan…
Yarışmacı, âdil, periyodik ve güvenilir denetim altında seçimler üzerinde durulması gereken.
* * *
Sonuçta demokrasi tercih yapabilme özgürlüğüdür.
Ama ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile birlikte…
Bugün demokratik ülkelerde ve demokratik olmamakla birlikte seçime yer veren siyasi sistemlerde birbirinden farklı çok sayıda seçim sistemi uygulanmaktadır…
Yani sandık, seçim ‘her şey’ olmamakla birlikte bir siyasi sistemin seçimler yapılmadan demokratik olduğu savlanamaz.
Ne ki, bir siyasal sistemin, demokratik sayılabilmesi için seçimlerin yapılıyor olması da yetmez; aynı zamanda seçimlerin demokratik seçim ilkeleri doğrultusunda, adil yapılıyor olması da gerekir.
Türkiye, 1946’dan bu yana yaklaşık 80 yıllık çok-partili yaşamında 1946 seçimleri hariç Türkiye sandığı hep önemsemiş kimi sorunlara karşın demokrasiyi işletebilmiştir.
* * *
Yani zamanında yahut önce sandık yine milletin önüne konacaktır.
Bundan kimsenin kuşku duyması gereksizdir.
Türkiye’de asıl eksiklik, parti içi demokrasi ve siyasi partiler yasasındadır…
Parti içi yönetimlerin ve milletvekilleri adayları, belediye başkan ve meclis üyelerinin belirlenmesinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde demokratik usullerle yapılabilmesinin sağlanmasıdır.
Bu iktidar partisi için de muhalefet partileri için de geçerlidir.
Türkiye’de demokrasi konusunda duyarlı olanların üzerinde durduğu budur.
Diğer bir önemli konu da siyasetin finansmanı konusudur.
Son yıllarda yerel yönetimlerin siyasetin finansmanında nasıl kullanıldığı çok net olarak ortaya serilmiş bulunmaktadır.
Bu konuda yerel seçimler öncesi siyasetin finansmanı konusunda önemli düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortadadır.
Partiler güç ve çabalarını Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemini eski parlamenter Sisteme döndürme yerine özellikle Parti içi demokrasi ve demokratik bir seçim Sistemi için yoğunlaştırmalıdır…