Ülkemizde kimi kavramlar yerli yerinde kullanılmayınca da kargaşa ortaya çıkıyor.
Sözgelimi şu Sivil Toplum Örgü tanımında yaşan karmaşa…
Sivil Toplum Örgütleri (STÖ), yalın tanımıyla “hükümet/devlet dışı örgütlerle özdeş bir kavramdır.
Sivil Toplum Kuruluşları yahut Sivil Toplum Örgütleri, ‘resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar yahut üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlar olarak’ tanımlanmakta literatürde…
Ne ki, bu tanıma giren de girmeyen de kendini Sivil Toplum Kuruluşu olarak tanımlamakta.
Akademik Odalar, Meslek Örgütleri, Oda, Sendika, Vakıf ve Dernek adı altında faaliyet gösterenlerin tümü kendilerini STK kapsamına sokmakta, yahut öyle sanılmakta…
Oysa gerçek anlamda Sivil Toplum Örgütü kapsamı içine girmeyen birçok kurum ve kuruluşun olduğunun bilinmesi gerekiyor…
* * *
Özel yasayla kurulmuş, yarı kamu kurumu niteliği taşıyan TOOB’u, Ticaret ve Sanayi Odalarını, Baroları, Esnaf Odaları ve Meslek Odalarını gerçek anlamda bir Sivil Toplum Örgütü sayabilmek olanaklı değil yani… Meslek Odaları Anayasa’nın 135. Maddesinde yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları başlığı altında anayasal bir dayanağa sahip…
Özel yasayla oluşmuş Meslek Odalarını birer sivil toplum örgütü saymak doğru değildir.
Akademik Meslek Odaları olarak tanımlanan TTB, Türk Eczacılar Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Veteriner Hekimler birliği, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’ni (TÜRMOB) birer sivil toplum örgütü saymak olası değil.
Sivil Toplum Örgütü (STK) sayılan esnaf odalarına kayıt zorunluluğu vardır, başkan ve çalışanlar ücretlidir.
Böyle bir yapıyı ‘Sivil Toplum’ örgütünden saymak komik değil midir?
Zorunlu olarak üyelerden gelen paralar ve takip edilen evrak işlemlerinden dolayı her türlü olanağa sahip olan odaları ‘Sivil Toplum Örgütü’ saymak nedir Allah aşkına! Dernekler ile Meslek Odalarını aynı çuvala koymak doğru mudur?
Dernek denetimlerini eskiden İl Dernekler Müdürlükleri yapardı.
Dernekler Daire Başkanlığı’nın adı artık Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, olarak değiştirildi?
Ve eğer Odalar ve sendikalar STK ise dernek statüsüne dönmeleri gerekmiyor mu?
Ama kimi kuruluşlar ‘Sivil Toplum’ kavramının bu dayanılmaz cazibesi dayanarak içinde kendilerinin de olduğunu sanmaktalar.!
* * *
Sivil Toplum Örgütleri’nde ‘gönüllülük’ esastır ve sözcüğün tam anlamıyla bunlar Devlet/Hükümet dışındadırlar…
Söz gelimi Barolar, Mühendis Odaları birer Sivil Toplum Örgütü değildir, çünkü yarı/resmi devlet kurumudurlar bunlar.
Öte yandan hemen bütün çevre örgütleri, İnsaniyardım örgütleri, dayanışma ve yardımlaşma dernekleri gibi bir yığın dernek, vakıf birer Sivil Toplum Örgütü tanımı içerisine girerler.
Kimi ideologların, politikacıların, beyni ideolojisine hapsolmuş kimi satılık kalemşorların, el birliği yaparak; sözüm ona “toplumun iyiliği” adına hepsini bir sepet koyup STÖ’lere övgü düzme yarışında olmaları asıl Sivil Toplum Örgütü olan pek çok yapılaşmayı da ötekileştirmektedirler.!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
‘Sivil Toplum’ tanımında kavram karmaşası.!
Ülkemizde kimi kavramlar yerli yerinde kullanılmayınca da kargaşa ortaya çıkıyor.
Sözgelimi şu Sivil Toplum Örgü tanımında yaşan karmaşa…
Sivil Toplum Örgütleri (STÖ), yalın tanımıyla “hükümet/devlet dışı örgütlerle özdeş bir kavramdır.
Sivil Toplum Kuruluşları yahut Sivil Toplum Örgütleri, ‘resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar yahut üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlar olarak’ tanımlanmakta literatürde…
Ne ki, bu tanıma giren de girmeyen de kendini Sivil Toplum Kuruluşu olarak tanımlamakta.
Akademik Odalar, Meslek Örgütleri, Oda, Sendika, Vakıf ve Dernek adı altında faaliyet gösterenlerin tümü kendilerini STK kapsamına sokmakta, yahut öyle sanılmakta…
Oysa gerçek anlamda Sivil Toplum Örgütü kapsamı içine girmeyen birçok kurum ve kuruluşun olduğunun bilinmesi gerekiyor…
* * *
Özel yasayla kurulmuş, yarı kamu kurumu niteliği taşıyan TOOB’u, Ticaret ve Sanayi Odalarını, Baroları, Esnaf Odaları ve Meslek Odalarını gerçek anlamda bir Sivil Toplum Örgütü sayabilmek olanaklı değil yani…
Meslek Odaları Anayasa’nın 135. Maddesinde yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları başlığı altında anayasal bir dayanağa sahip…
Özel yasayla oluşmuş Meslek Odalarını birer sivil toplum örgütü saymak doğru değildir.
Akademik Meslek Odaları olarak tanımlanan TTB, Türk Eczacılar Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Veteriner Hekimler birliği, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’ni (TÜRMOB) birer sivil toplum örgütü saymak olası değil.
Sivil Toplum Örgütü (STK) sayılan esnaf odalarına kayıt zorunluluğu vardır, başkan ve çalışanlar ücretlidir.
Böyle bir yapıyı ‘Sivil Toplum’ örgütünden saymak komik değil midir?
Zorunlu olarak üyelerden gelen paralar ve takip edilen evrak işlemlerinden dolayı her türlü olanağa sahip olan odaları ‘Sivil Toplum Örgütü’ saymak nedir Allah aşkına!
Dernekler ile Meslek Odalarını aynı çuvala koymak doğru mudur?
Dernek denetimlerini eskiden İl Dernekler Müdürlükleri yapardı.
Dernekler Daire Başkanlığı’nın adı artık Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, olarak değiştirildi?
Ve eğer Odalar ve sendikalar STK ise dernek statüsüne dönmeleri gerekmiyor mu?
Ama kimi kuruluşlar ‘Sivil Toplum’ kavramının bu dayanılmaz cazibesi dayanarak içinde kendilerinin de olduğunu sanmaktalar.!
* * *
Sivil Toplum Örgütleri’nde ‘gönüllülük’ esastır ve sözcüğün tam anlamıyla bunlar Devlet/Hükümet dışındadırlar…
Söz gelimi Barolar, Mühendis Odaları birer Sivil Toplum Örgütü değildir, çünkü yarı/resmi devlet kurumudurlar bunlar.
Öte yandan hemen bütün çevre örgütleri, İnsani yardım örgütleri, dayanışma ve yardımlaşma dernekleri gibi bir yığın dernek, vakıf birer Sivil Toplum Örgütü tanımı içerisine girerler.
Kimi ideologların, politikacıların, beyni ideolojisine hapsolmuş kimi satılık kalemşorların, el birliği yaparak; sözüm ona “toplumun iyiliği” adına hepsini bir sepet koyup STÖ’lere övgü düzme yarışında olmaları asıl Sivil Toplum Örgütü olan pek çok yapılaşmayı da ötekileştirmektedirler.!