Suç işle hapse gir, Milletvekili seçil kurtul, öyle mi?.!
Yazının Giriş Tarihi: 08.07.2026 18:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.07.2026 18:07
Bir gazetecinin ‘İtirafçılara’, bir başka gazetecinin de İBB davasından tutuklu olan ‘Bürokratlara’ ve hali hazırdaki CHP ‘Milletvekillerine’ CHP Gurup Başkanı Özgür Özel ve ekibi tarafından ‘Milletvekilliği’ sözü verildiği iddiaları bir yandan etik diğer yandan da parti içi demokrasi tartışmalarını yeniden gündeme getirmiş bulunmakta...
İBB davasında yargılamaları süren ‘İtirafçıların" ifadelerini değiştirmemeleri yahut yinelememeleri için bir lobi faaliyeti yürütüldüğünün ileri sürüldüğü TV programında söz konusu kişilere güvence verildiği ve "Seni Milletvekili yapacağız" şeklinde sözler dağıtıldığı iddia edildi...
Eğer bu iddialar doğru ise Milletvekilliği görevinin ‘Kişileri kurtarma’ amaçlı kullanılması anlamına gelmez mi?
* * *
Anayasa'nın 83. maddesi, ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan durumlar hariç, Milletvekillerinin tutuklanmasını yahut yargılanmasını Meclis kararına bağlar.
Ancak bu durum suçtan tamamen "kurtulmak" anlamına gelmez; kimi özel suçlarda dokunulmazlık kaldırılarak Milletvekilleri yargılanıp hapis cezası alabilmekte ve Vekillikleri düşebilmektedir...
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yasama dokunulmazlığı kaldırılan yahut haklarındaki kesinleşmiş hapis cezalarıyargı organlarınca mecliste okunan vekiller, hapis cezalarını çekmek üzere cezaevine gönderilmektedir.
Görüleceği üzere kesinleşmiş hapis cezaları olanlar için bir ‘Kurtuluş’ yoktur...
Mahkemeleri sürenler içindir bu ‘Kurtuluş’ hakkı...
Milletvekili dokunulmazlığı, parlamenterlerin görevlerini baskı altında kalmadan özgürce yerine getirebilmeleri için tanınan anayasal bir güvencedir...
Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasa'nın 14. maddesindeki durumlar (devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler) bu korumanın dışındadır...
* * *
Mutlak Butlan sonrası yaşanan gelişmeler sonucu CHP’den ayrılarak yeni bir yahut iki parti kuracağı söylenen Özgür Özel’in yargılanan Bürokratlara ve CHP İl Başkanlarına ön sıralardan ‘Milletvekilliği’ verme vaadi, kurulacağı belirtilen yeni partilerdeki ‘Parti içi demokrasi’ anlayışını göstermiş olmaz mı?
Hani nerede ‘Ön seçim’, demokrasi, diye sormazlar mı insana?
Yoksa bütün ‘Demokrasi, hukuk, adalet’ sözleri gibi ‘Parti içi demokrasi ve Ön seçim’ de havada kalacak vaatler olarak mı kalacak, diye sormazlar mı?
Evet, aslındaCHP, 50’li yıllara gelinceye kadar ne kongre ve ne de kendi içindedoğru-düzgün bir seçim yapmamıştır...
1946 şaibeli seçimlerinden sonra 14 Mayıs 1950 de yapılan seçimlerde de zaten iktidarını da yitirmiştir.
Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan keyfi ve yanlış yönetim anlayışı bu partiyi halktan iyice koparmıştır...
* * *
Şimdi Özgür Özer ve İmamoğlu’nun başını çektiği ekibin CHP’den ayrılarak kuracakları yeni partinin, partilerin şimdiki CHP’den de daha ‘despotik’ partiler olacağı anlaşılmıyor mu?
Geçtim kurulacak parti, partilerin ideolojik belirsizliklerini, politik çizgisini...
Örgütsel yapısı, iletişim stratejisi ve seçim performansı da meçhul.!
Evet, ‘Değişim kaçınılmazdır ama kimi ilke ve prensipler önemlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Suç işle hapse gir, Milletvekili seçil kurtul, öyle mi?.!
Bir gazetecinin ‘İtirafçılara’, bir başka gazetecinin de İBB davasından tutuklu olan ‘Bürokratlara’ ve hali hazırdaki CHP ‘Milletvekillerine’ CHP Gurup Başkanı Özgür Özel ve ekibi tarafından ‘Milletvekilliği’ sözü verildiği iddiaları bir yandan etik diğer yandan da parti içi demokrasi tartışmalarını yeniden gündeme getirmiş bulunmakta...
İBB davasında yargılamaları süren ‘İtirafçıların" ifadelerini değiştirmemeleri yahut yinelememeleri için bir lobi faaliyeti yürütüldüğünün ileri sürüldüğü TV programında söz konusu kişilere güvence verildiği ve "Seni Milletvekili yapacağız" şeklinde sözler dağıtıldığı iddia edildi...
Eğer bu iddialar doğru ise Milletvekilliği görevinin ‘Kişileri kurtarma’ amaçlı kullanılması anlamına gelmez mi?
* * *
Anayasa'nın 83. maddesi, ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan durumlar hariç, Milletvekillerinin tutuklanmasını yahut yargılanmasını Meclis kararına bağlar.
Ancak bu durum suçtan tamamen "kurtulmak" anlamına gelmez; kimi özel suçlarda dokunulmazlık kaldırılarak Milletvekilleri yargılanıp hapis cezası alabilmekte ve Vekillikleri düşebilmektedir...
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yasama dokunulmazlığı kaldırılan yahut haklarındaki kesinleşmiş hapis cezaları yargı organlarınca mecliste okunan vekiller, hapis cezalarını çekmek üzere cezaevine gönderilmektedir.
Görüleceği üzere kesinleşmiş hapis cezaları olanlar için bir ‘Kurtuluş’ yoktur...
Mahkemeleri sürenler içindir bu ‘Kurtuluş’ hakkı...
Milletvekili dokunulmazlığı, parlamenterlerin görevlerini baskı altında kalmadan özgürce yerine getirebilmeleri için tanınan anayasal bir güvencedir...
Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasa'nın 14. maddesindeki durumlar (devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler) bu korumanın dışındadır...
* * *
Mutlak Butlan sonrası yaşanan gelişmeler sonucu CHP’den ayrılarak yeni bir yahut iki parti kuracağı söylenen Özgür Özel’in yargılanan Bürokratlara ve CHP İl Başkanlarına ön sıralardan ‘Milletvekilliği’ verme vaadi, kurulacağı belirtilen yeni partilerdeki ‘Parti içi demokrasi’ anlayışını göstermiş olmaz mı?
Hani nerede ‘Ön seçim’, demokrasi, diye sormazlar mı insana?
Yoksa bütün ‘Demokrasi, hukuk, adalet’ sözleri gibi ‘Parti içi demokrasi ve Ön seçim’ de havada kalacak vaatler olarak mı kalacak, diye sormazlar mı?
Evet, aslında CHP, 50’li yıllara gelinceye kadar ne kongre ve ne de kendi içinde doğru-düzgün bir seçim yapmamıştır...
1946 şaibeli seçimlerinden sonra 14 Mayıs 1950 de yapılan seçimlerde de zaten iktidarını da yitirmiştir.
Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan keyfi ve yanlış yönetim anlayışı bu partiyi halktan iyice koparmıştır...
* * *
Şimdi Özgür Özer ve İmamoğlu’nun başını çektiği ekibin CHP’den ayrılarak kuracakları yeni partinin, partilerin şimdiki CHP’den de daha ‘despotik’ partiler olacağı anlaşılmıyor mu?
Geçtim kurulacak parti, partilerin ideolojik belirsizliklerini, politik çizgisini...
Örgütsel yapısı, iletişim stratejisi ve seçim performansı da meçhul.!
Evet, ‘Değişim kaçınılmazdır ama kimi ilke ve prensipler önemlidir.