‘Evliler boşanmak istiyor, bekarlar evlenmek...
İşsizler çalışmak istiyor, işçiler çalışmaktan bıkkın...
Yoksullar varsıl olmak istiyor, varsıllar bir parça huzur...
Ünlüler saklanıyor, ahali ün peşinde...
Siyahlar, beyaz olmak istiyor, beyazlarsa bronzlaşmak...
Demem o ki, mutlu olmak istiyorsan eğer;
Sahip olduklarının farkında ol ve olduğun hale şükret...’
(Alıntı)
Çıkarım:
İnsan gereksinimleri ve istekleri hiçbir zaman bitmiyor...
İnsanın sürekli bir tatminsizlik, bitmek bilmeyen bir arzu (azgınlık) ve bunlara bağlı gelişen içsel bir huzursuzluk yaşaması, insanlık tarihinin en eski ve en temel varoluşsal sorunlarından biridir.
Bu durumun hem psikolojik hem felsefi hem de evrimsel kökenlere sahip olduğunu belirtiyor uzmanlar.
İnsanoğlu doğası gereği tatminsiz bir yapıya sahiptir...
Yeni bir eve taşındığımızda yahut bir amaca ulaştığınızda hissettiğimiz mutluluk bir süre sonra sıfırlanır ve beyin bir sonraki hedefe odaklanır.
Aslında bilimsel açıdan, "tamamen tatmin olmuş" bir canlı tehlikededir.
Doğa, yaşamda kalmamızı ve genlerimizi aktarmamızı garantilemek için bizi hep daha fazlasını istemeye (yiyecek, güç, statü) programlamıştır.
* * *
Huzursuzluk, bizi harekete geçiren evrimsel bir motor işlevi görür.
İnsan, doğası gereği kendini hep bir yönüyle "eksik" hisseder.
Bu eksikliği nesnelerle, unvanlarla yahut insanlarla doldurmaya çalışır.
İnsanlar mutluluklarını mutlak değerlerle değil, başkalarına bakarak ölçerler.
"Başkalarında olan ama bende olmayan" düşüncesi, azgın bir hırsı ve beraberinde kıskançlık kaynaklı bir huzursuzluğu tetikler...
Bu arada sistem ve modern reklamcılık, sürekli olarak "yetersiz" olduğumuz hissini pompalar.
Bize sürekli yeni arzular şırınga edilir; böylece tatminsizlik kronik bir hal alır.
Hayatta kalma dürtüsü, insanı her zaman daha güvenli, daha konforlu ve daha fazlasına sahip olmaya iter.
Ne ki, modern dünyada bu dürtü, bitmek bilmeyen bir tüketim ve kıyaslama çılgınlığına dönüşmüştür.!
* * *
Herkesin en mutlu, en başarılı ve en zengin anlarını sergilediği dijital dünya, bireyin kendi sıradan yaşamından tiksinmesine ve sürekli huzursuz olmasına yol açar...
Tatminsizliği tamamen yok etmek insan doğasını değiştirmek demektir.
Aslında sürekli gelecekteki bir hedefe odaklanmak yerine, şimdiki anın deneyimine odaklanmak daha doğrusudur...
Tatminsizliğin temelinde net bir yaşam amacına sahip olmama, sürekli başkalarıyla kıyaslama yapma ve geçmişe takılı kalma rahatsızlığından korunmanın yolu şükretmektir...
Şükür, inancımızın en önemli kavramlardan biridir.
Allah'ın kulları için yarattığı nimetler ve lütufları için minnet duymaya şükretmek denir.
Şükretmek, sahip olunan nimetlerin değerini bilmek, fark etmek ve bunlardan dolayı minnettarlık duymaktır...
Nankörlük ile zıt anlamlı olan şükür, teşekkür etmek anlamında da kullanılır.
Her nimetin Allah’tan geldiğini bilip bunu dil ile seslendirmektir şükür...
İnsan yapısı gereği her zaman daha fazlasını arzulayan, elindekinin değerini çabuk tüketen bir varlıktır.
Şükür ise bu sonsuz döngüyü kırabilecek en güçlü panzehirdir.
Keşke nefsimize engel olup şükretmeyi bilsek.!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
ORHAN KAPLAN
Şükretmek.!
‘Evliler boşanmak istiyor, bekarlar evlenmek...
İşsizler çalışmak istiyor, işçiler çalışmaktan bıkkın...
Yoksullar varsıl olmak istiyor, varsıllar bir parça huzur...
Ünlüler saklanıyor, ahali ün peşinde...
Siyahlar, beyaz olmak istiyor, beyazlarsa bronzlaşmak...
Demem o ki, mutlu olmak istiyorsan eğer;
Sahip olduklarının farkında ol ve olduğun hale şükret...’
(Alıntı)
Çıkarım:
İnsan gereksinimleri ve istekleri hiçbir zaman bitmiyor...
İnsanın sürekli bir tatminsizlik, bitmek bilmeyen bir arzu (azgınlık) ve bunlara bağlı gelişen içsel bir huzursuzluk yaşaması, insanlık tarihinin en eski ve en temel varoluşsal sorunlarından biridir.
Bu durumun hem psikolojik hem felsefi hem de evrimsel kökenlere sahip olduğunu belirtiyor uzmanlar.
İnsanoğlu doğası gereği tatminsiz bir yapıya sahiptir...
Yeni bir eve taşındığımızda yahut bir amaca ulaştığınızda hissettiğimiz mutluluk bir süre sonra sıfırlanır ve beyin bir sonraki hedefe odaklanır.
Aslında bilimsel açıdan, "tamamen tatmin olmuş" bir canlı tehlikededir.
Doğa, yaşamda kalmamızı ve genlerimizi aktarmamızı garantilemek için bizi hep daha fazlasını istemeye (yiyecek, güç, statü) programlamıştır.
* * *
Huzursuzluk, bizi harekete geçiren evrimsel bir motor işlevi görür.
İnsan, doğası gereği kendini hep bir yönüyle "eksik" hisseder.
Bu eksikliği nesnelerle, unvanlarla yahut insanlarla doldurmaya çalışır.
İnsanlar mutluluklarını mutlak değerlerle değil, başkalarına bakarak ölçerler.
"Başkalarında olan ama bende olmayan" düşüncesi, azgın bir hırsı ve beraberinde kıskançlık kaynaklı bir huzursuzluğu tetikler...
Bu arada sistem ve modern reklamcılık, sürekli olarak "yetersiz" olduğumuz hissini pompalar.
Bize sürekli yeni arzular şırınga edilir; böylece tatminsizlik kronik bir hal alır.
Hayatta kalma dürtüsü, insanı her zaman daha güvenli, daha konforlu ve daha fazlasına sahip olmaya iter.
Ne ki, modern dünyada bu dürtü, bitmek bilmeyen bir tüketim ve kıyaslama çılgınlığına dönüşmüştür.!
* * *
Herkesin en mutlu, en başarılı ve en zengin anlarını sergilediği dijital dünya, bireyin kendi sıradan yaşamından tiksinmesine ve sürekli huzursuz olmasına yol açar...
Tatminsizliği tamamen yok etmek insan doğasını değiştirmek demektir.
Aslında sürekli gelecekteki bir hedefe odaklanmak yerine, şimdiki anın deneyimine odaklanmak daha doğrusudur...
Tatminsizliğin temelinde net bir yaşam amacına sahip olmama, sürekli başkalarıyla kıyaslama yapma ve geçmişe takılı kalma rahatsızlığından korunmanın yolu şükretmektir...
Şükür, inancımızın en önemli kavramlardan biridir.
Allah'ın kulları için yarattığı nimetler ve lütufları için minnet duymaya şükretmek denir.
Şükretmek, sahip olunan nimetlerin değerini bilmek, fark etmek ve bunlardan dolayı minnettarlık duymaktır...
Nankörlük ile zıt anlamlı olan şükür, teşekkür etmek anlamında da kullanılır.
Her nimetin Allah’tan geldiğini bilip bunu dil ile seslendirmektir şükür...
İnsan yapısı gereği her zaman daha fazlasını arzulayan, elindekinin değerini çabuk tüketen bir varlıktır.
Şükür ise bu sonsuz döngüyü kırabilecek en güçlü panzehirdir.
Keşke nefsimize engel olup şükretmeyi bilsek.!