Avrupa’da bir kiliseye girin.
Turistsiniz, inançlı değilsiniz, hatta sadece fotoğraf çekeceksiniz.
Yine de kapıda refleks olarak toparlanırsınız.
Şapka çıkarılır, ses kısılır, omuzlar kapatılır.
Kimse “bana karışamazsın” demez.
Çünkü orada mesele din değildir; mekâna saygıdır.
Kimse özgürlük nutku atmaz.
Kimse “ben böyle rahatım” diye dayatmaz.
Çünkü kutsal ve kamusal alanlarda bireysel rahatlık değil, ortak edep esastır.
Aynı insanlar Türkiye’ye döndüğünde ise tablo değişir.
Cami avlusunda yüksek sesle konuşmalar.
Cenazede kahkahalar.
Telefonla görüntülü konuşmalar.
Uygunsuz kıyafetler.
Umursamaz tavırlar.
Bunu özgürlük olarak tanımlamak mümkün değil.
Bu, düpedüz saygısızlıktır.
Cenaze dediğiniz yer bir matem alanıdır.
İnsanlar orada babasını, annesini, kardeşini toprağa verir.
Böyle bir ortamda “ben nasıl istersem öyle davranırım” demek bireysel hak değildir.
Bu, başkasının acısına karşı körleşmektir.
Üstelik aynı kişiler Avrupa’da kurallara harfiyen uyar.
Demek ki mesele “yapamamak” değil istememek.
Yani sorun özgürlük değil, kültür sorunudur.
Bu konu yakın zamanda Armağan Çağlayan’ın, Fatih Ürek’in cenazesindeki görüntülere yönelik “Burası cenaze, biraz saygı gösterin” sitemiyle yeniden gündeme geldi.
Bu cümle aslında son derece temel bir hatırlatmadır.
Normal bir toplumda buna gerek bile olmaz.
Ama bizde oluyor.
Çünkü bizde “rahatlık” kavramı uzun zamandır yanlış anlaşılıyor.
Ciddiyet kayboldu, adap geri plana itildi.
Her şey serbestlik adı altında gevşetildi.
Oysa cami sadece ibadet edilen bir bina değildir.
Aynı zamanda bir hüzün, bir veda, bir mahcubiyet mekânıdır.
İnsan oraya girerken sesini düşürür, kıyafetine dikkat eder, davranışını tartar.
Bu bir inanç göstergesi değil, insanlık göstergesidir.
Kilise gezmeye gittiğinde kurallara uyup kendi mahallesindeki camide umursamaz davranan kişi özgür değildir.
Tutarsızdır.
Hatta ikiyüzlüdür.
Toplum dediğiniz şey ortak hassasiyetlerle ayakta durur.
Bugün cenazede saygıyı kaybeden bir toplum, yarın hiçbir şeye saygı göstermez.
Özgürlük, başkasının acısını ezme hakkı değildir.
Modernlik, kuralsızlık hiç değildir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN HAKLI MI?
Avrupa’da bir kiliseye girin.
Turistsiniz, inançlı değilsiniz, hatta sadece fotoğraf çekeceksiniz.
Yine de kapıda refleks olarak toparlanırsınız.
Şapka çıkarılır, ses kısılır, omuzlar kapatılır.
Kimse “bana karışamazsın” demez.
Çünkü orada mesele din değildir; mekâna saygıdır.
Kimse özgürlük nutku atmaz.
Kimse “ben böyle rahatım” diye dayatmaz.
Çünkü kutsal ve kamusal alanlarda bireysel rahatlık değil, ortak edep esastır.
Aynı insanlar Türkiye’ye döndüğünde ise tablo değişir.
Cami avlusunda yüksek sesle konuşmalar.
Cenazede kahkahalar.
Telefonla görüntülü konuşmalar.
Uygunsuz kıyafetler.
Umursamaz tavırlar.
Bunu özgürlük olarak tanımlamak mümkün değil.
Bu, düpedüz saygısızlıktır.
Cenaze dediğiniz yer bir matem alanıdır.
İnsanlar orada babasını, annesini, kardeşini toprağa verir.
Böyle bir ortamda “ben nasıl istersem öyle davranırım” demek bireysel hak değildir.
Bu, başkasının acısına karşı körleşmektir.
Üstelik aynı kişiler Avrupa’da kurallara harfiyen uyar.
Demek ki mesele “yapamamak” değil istememek.
Yani sorun özgürlük değil, kültür sorunudur.
Bu konu yakın zamanda Armağan Çağlayan’ın, Fatih Ürek’in cenazesindeki görüntülere yönelik “Burası cenaze, biraz saygı gösterin” sitemiyle yeniden gündeme geldi.
Bu cümle aslında son derece temel bir hatırlatmadır.
Normal bir toplumda buna gerek bile olmaz.
Ama bizde oluyor.
Çünkü bizde “rahatlık” kavramı uzun zamandır yanlış anlaşılıyor.
Ciddiyet kayboldu, adap geri plana itildi.
Her şey serbestlik adı altında gevşetildi.
Oysa cami sadece ibadet edilen bir bina değildir.
Aynı zamanda bir hüzün, bir veda, bir mahcubiyet mekânıdır.
İnsan oraya girerken sesini düşürür, kıyafetine dikkat eder, davranışını tartar.
Bu bir inanç göstergesi değil, insanlık göstergesidir.
Kilise gezmeye gittiğinde kurallara uyup kendi mahallesindeki camide umursamaz davranan kişi özgür değildir.
Tutarsızdır.
Hatta ikiyüzlüdür.
Toplum dediğiniz şey ortak hassasiyetlerle ayakta durur.
Bugün cenazede saygıyı kaybeden bir toplum, yarın hiçbir şeye saygı göstermez.
Özgürlük, başkasının acısını ezme hakkı değildir.
Modernlik, kuralsızlık hiç değildir.