Toplumun birçoğu camilerimizin ısıtma ve aydınlatma faturalının çok düşük geldiğini düşünebilirler.
Ancak ibadethanelerimizin elektrik ve doğalgaz fatura tarifleri maalesef ticari olarak ücretlendirmektedir.
Bu konu ile ilgili enerji bakanlığı bir çalışma yapması gerekmektedir.
Camiler ne üretim yapar, ne satış yapar, ne de kâr amacı güder.
Buna rağmen elektrik ve doğalgaz faturaları çoğu zaman ticarethane tarifesine yakın geliyor.
Bu bir çelişki gibi görünüyor, ama aslında sistemin teknik bir sonucu.
Enerji tarifeleri “ibadethane mi?” diye değil, “mesken mi?” diye belirleniyor.
Camiler konut sayılmadığı için mesken dışı abonelik grubuna giriyor.
Yani mesele camilerin ticari sayılması değil, sistemde ayrı bir yerlerinin olmaması.
Sonuç ise net:
Yüksek faturalar.
Bu yük çoğu zaman devlet tarafından değil, cami dernekleri ve vatandaşın bağışlarıyla karşılanıyor.
Asıl soru şu:
Cami, kamu hizmeti veren bir yapı mı, değil mi?
Eğer öyleyse, okul ve hastane gibi değerlendirilmeli.
Değilse, bugünkü tablo devam eder.
Konu basit bir itirazdan ibaret değil.
Bu, doğrudan bir sınıflandırma sorunu.
Ve çözüm de net
Ya ibadethaneler için özel bir tarife tanımlanır.
Ya da bu tartışma bitmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
CAMİ TİCARETHANE DEĞİL, AMA FATURASI ÖYLE
Toplumun birçoğu camilerimizin ısıtma ve aydınlatma faturalının çok düşük geldiğini düşünebilirler.
Ancak ibadethanelerimizin elektrik ve doğalgaz fatura tarifleri maalesef ticari olarak ücretlendirmektedir.
Bu konu ile ilgili enerji bakanlığı bir çalışma yapması gerekmektedir.
Camiler ne üretim yapar, ne satış yapar, ne de kâr amacı güder.
Buna rağmen elektrik ve doğalgaz faturaları çoğu zaman ticarethane tarifesine yakın geliyor.
Bu bir çelişki gibi görünüyor, ama aslında sistemin teknik bir sonucu.
Enerji tarifeleri “ibadethane mi?” diye değil, “mesken mi?” diye belirleniyor.
Camiler konut sayılmadığı için mesken dışı abonelik grubuna giriyor.
Yani mesele camilerin ticari sayılması değil, sistemde ayrı bir yerlerinin olmaması.
Sonuç ise net:
Yüksek faturalar.
Bu yük çoğu zaman devlet tarafından değil, cami dernekleri ve vatandaşın bağışlarıyla karşılanıyor.
Asıl soru şu:
Cami, kamu hizmeti veren bir yapı mı, değil mi?
Eğer öyleyse, okul ve hastane gibi değerlendirilmeli.
Değilse, bugünkü tablo devam eder.
Konu basit bir itirazdan ibaret değil.
Bu, doğrudan bir sınıflandırma sorunu.
Ve çözüm de net
Ya ibadethaneler için özel bir tarife tanımlanır.
Ya da bu tartışma bitmez.