Emlak sektöründe son yıllarda en çok kanayan yaralardan biri, müteahhit firmalar ile emlak danışmanları arasındaki güven erozyonu ciddi oranda yükselmiştir.
Aslında uzun yıllardır devam eden bu büyük korku kimsenin umurunda değil.
Emlak danışmanı haftalarca çalışır, müşteriyle görüşür, projeyi anlatır, fiyat pazarlığına kadar süreci taşır.
Ancak bir bakar ki müşteri ertesi gün doğrudan satış ofisine gidip daireyi oradan almış!
Yani emeği, zamanı, alın teri hepsi bir kalemde silinmiş olur.
Bu, sadece bir danışmanın değil, sektörün itibarını zedeleyen bir davranıştır.
Bir müteahhit firmanın, nasıl olsa müşteri geldi, kime geldiği önemli değil mantığıyla hareket etmesi, ahlaki değil, etik dışıdır.
Bir inşaat şirketi, satış ofisini kurduğu gün, aynı zamanda sektördeki ilişki kurallarını da bilmek zorundadır.
O müşteri oraya gökten inmedi!
Bir emlak danışmanı tarafından yönlendirildi, bilgilendirildi, ikna edildi.
Emlakçının emeğini hiçe saymak, sadece haksız kazanç değil, güven cinayetidir.
Bugün bir danışmanı saf dışı bırakan firma, yarın kendi itibarını kaybeder.
Çünkü sektör artık küçük değil; herkes her şeyi biliyor, konuşuyor.
O tür firmalar kısa vadede birkaç daire satar belki, ama uzun vadede piyasada “emlakçı düşmanı firma” olarak damgalanır.
Artık emlak danışmanları da sessiz kalmamalı.
Yasal zeminde haklarını aramalı, protokollerini sağlam tutmalı, müşteriyi yazılı yönlendirme formlarıyla satış ofisine göndermelidir.
Çünkü emeğin korunmadığı yerde kazanç helal olmaz.
Unutmayın:
Emlak danışmanını devre dışı bırakan, aslında kendi itibarını mezara gömer.
Sektör dürüstlükle ayakta kalır; üç kuruşluk kurnazlıkla değil.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
EMLAKÇIYI DEVRE DIŞI BIRAKMAK
Sektörün Kara Lekesi
Emlak sektöründe son yıllarda en çok kanayan yaralardan biri, müteahhit firmalar ile emlak danışmanları arasındaki güven erozyonu ciddi oranda yükselmiştir.
Aslında uzun yıllardır devam eden bu büyük korku kimsenin umurunda değil.
Emlak danışmanı haftalarca çalışır, müşteriyle görüşür, projeyi anlatır, fiyat pazarlığına kadar süreci taşır.
Ancak bir bakar ki müşteri ertesi gün doğrudan satış ofisine gidip daireyi oradan almış!
Yani emeği, zamanı, alın teri hepsi bir kalemde silinmiş olur.
Bu, sadece bir danışmanın değil, sektörün itibarını zedeleyen bir davranıştır.
Bir müteahhit firmanın, nasıl olsa müşteri geldi, kime geldiği önemli değil mantığıyla hareket etmesi, ahlaki değil, etik dışıdır.
Bir inşaat şirketi, satış ofisini kurduğu gün, aynı zamanda sektördeki ilişki kurallarını da bilmek zorundadır.
O müşteri oraya gökten inmedi!
Bir emlak danışmanı tarafından yönlendirildi, bilgilendirildi, ikna edildi.
Emlakçının emeğini hiçe saymak, sadece haksız kazanç değil, güven cinayetidir.
Bugün bir danışmanı saf dışı bırakan firma, yarın kendi itibarını kaybeder.
Çünkü sektör artık küçük değil; herkes her şeyi biliyor, konuşuyor.
O tür firmalar kısa vadede birkaç daire satar belki, ama uzun vadede piyasada “emlakçı düşmanı firma” olarak damgalanır.
Artık emlak danışmanları da sessiz kalmamalı.
Yasal zeminde haklarını aramalı, protokollerini sağlam tutmalı, müşteriyi yazılı yönlendirme formlarıyla satış ofisine göndermelidir.
Çünkü emeğin korunmadığı yerde kazanç helal olmaz.
Unutmayın:
Emlak danışmanını devre dışı bırakan, aslında kendi itibarını mezara gömer.
Sektör dürüstlükle ayakta kalır; üç kuruşluk kurnazlıkla değil.