Hava Durumu

KEPENGİ AÇAN ESNAF, EMEKLİLİKTE NEDEN BEKLİYOR?

Yazının Giriş Tarihi: 25.09.2026 19:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.09.2026 19:09

Saat daha gün doğmadan yola çıkıyor.

Fırıncı hamurun başında, bakkal kepengin önünde, berber koltuğunun yanında, tamirci tezgâhının başında…

Çoğunun mesaisi yok.

Çünkü kendi işinin sahibi.

Dükkânın ışığını açtığı anda yalnızca işini değil; kirasını, vergisini, Bağ-Kur primini, faturalarını ve evinin geçimini de düşünmeye başlıyor.

Bazen gün boyu çalışıyor, akşam kasada beklediği parayı bulamıyor. Ama ertesi sabah yine kepengini açıyor.

Yıllar böyle geçiyor.

Çocuğunu okutuyor, evini geçindiriyor, yanında insan çalıştırıyor, vergisini ve primini ödüyor.

Sonra emeklilik hesabı yapıyor.

Karşısına 9.000 prim günü çıkıyor.

Ve haklı olarak soruyor:

“Ben daha kaç yıl çalışacağım?”

1.800 gün, esnaf için sadece rakam değil

4/A kapsamındaki çalışanlar açısından 7.200 gün şartı uygulanırken, Bağ-Kur kapsamındaki esnaf ve sanatkâr için 9.000 gün şartı devam ediyor.

Aradaki fark 1.800 gün; yaklaşık beş yıl.

Kâğıt üzerinde bir prim farkı.

Esnafın hayatında ise beş yıl daha çalışmak, beş yıl daha prim ödemek ve emekliliği beş yıl daha beklemek anlamına gelebiliyor.

Üstelik yaşını doldurduğu hâlde prim gününü tamamlayamayan bir insan için bu fark çok daha somut.

Esnafın sorusu basit

“Ben kendi işimi kurdum diye neden daha fazla prim günü ödemek zorundayım?”

Bu sorunun cevabı yıllardır net biçimde ortaya konulmuş değil.

7.200 gün düzenlemesi için TBMM’ye farklı dönemlerde kanun teklifleri sunuldu.

Konu defalarca gündeme geldi. Ancak düzenleme hâlâ yasalaşmadı.

Burada elbette sosyal güvenlik sisteminin mali dengesi, düzenlemenin kapsamı ve geçiş şartları hesaplanmalı.

Fakat hesap yapılırken esnafın hayatı da görülmeli.

Çünkü küçük işletme sahibi için çalışma hayatı çoğu zaman masa başındaki bir takvimden ibaret değil.

Hastayken dükkâna gitmek, satış olmadığında yine kira ödemek, zarar ettiğinde kendi birikiminden karşılamak ve ertesi gün yeniden işinin başına geçmek demek zorunda.

İstenen ayrıcalık değil

Küçük esnafın 7.200 gün talebinin temelinde eşitlik var.

“Bana daha fazla hak verin” demiyor.

“Ben de yıllarca çalışıyorum, primimi ödüyorum. Emeklilikte neden daha yüksek prim günü şartıyla karşılaşıyorum?” diye soruyor.

Bu soruya siyasi sloganlarla değil, açık bir düzenlemeyle cevap verilmesi gerekiyor.

Olacaksa kapsamı belli olsun.

Maliyeti hesaplanmış olsun.

Geçiş şartları açıklansın.

Takvimi ortaya konsun.

Çünkü belirsizlik de başlı başına bir yük.

Son söz

Sabah yine kepenk açılacak.

Bakkal yine müşterisini bekleyecek.

Berber yine koltuğunu hazırlayacak.

Tamirci yine tezgâhının başına geçecek.

Çünkü küçük esnafın hayatı çalışmak üzerine kuruludur.

Ama artık şu sorunun cevabını bekliyor:

Bağ-Kur’lu esnaf için 7.200 gün ne zaman hayata geçecek?

Çünkü mesele yalnızca 1.800 gün değil.

Mesele, ömrünü çalışarak geçiren insanın emekliliğe ne zaman kavuşacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.