Özelikle dar gelir gurubu ve biraz üstü geliri olan vatandaşlarımızın TOKİ veya kooperatifler üzerinden ev sahibi olmak istiyorlar.
Ev sahibi olmak adına Türkiye’de konut meselesi her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Artan maliyetler, düşen alım gücü ve erişilemez hale gelen konut fiyatları, vatandaşı alternatif arayışlara itiyor.
Bu arayışın en eski ama en tartışmalı yollarından biri ise yapı kooperatifleri.
Bugün sokakta herhangi bir vatandaşa “Kooperatife girer misin?” diye sorulduğunda alınan cevap genelde nettir.
Güvenmiyorum ama başka çare yok.
Yapı kooperatifleri teoride doğru bir modeldir.
Amaç; aracı kârını ortadan kaldırmak, maliyeti düşürmek ve üyeleri uygun şartlarda ev sahibi yapmaktır.
Nitekim Türkiye’de binlerce insan bu sistem sayesinde konut sahibi olmuştur. Ancak aynı sistem, kötü yönetildiğinde ciddi mağduriyetlerin de kaynağı olmuştur.
Geçmişte yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Yıllarca süren inşaatlar, bitmeyen projeler, sürekli artan aidatlar, ortada kalmış arsalar.
Bu tablo güveni zedeledi ve bugün kooperatif denince akla önce risk geliyor.
Sorunun temelinde sistem değil, yönetim var.
Kooperatifler çoğu zaman profesyonel bir yapıyla değil, sınırlı bilgiye sahip yönetimler tarafından yürütülüyor.
Şeffaflık eksikliği, mali disiplinsizlik ve plansızlık birleşince süreç kontrolden çıkıyor.
Devlet tarafında ise denetim mekanizması var ama yeterli değil.
Yapı kooperatifleri Ticaret Bakanlığı ve il müdürlükleri tarafından denetleniyor.
Ancak bu denetimler çoğunlukla düzenli ve sahaya dayalı değil, şikayet üzerine ilerliyor.
Bu da sorunlar büyümeden müdahale edilmesini zorlaştırıyor.
Kooperatif sistemi güven veren bir model olmaktan çıkmış, doğruysa kazandıran, yanlışsa mağdur eden bir yapıya dönüşmüştür.
Türkiye’de vatandaş kooperatife güvenmiyor ama tamamen de vazgeçemiyor.
Çünkü mevcut ekonomik şartlarda, birçok kişi için kooperatif hâlâ ev sahibi olmanın tek yolu.
Bu yüzden mesele “kooperatif iyi mi kötü mü?” değil.
Mesele, kooperatifin nasıl yönetildiği.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
Kooperatif gerçeği güven mi, mecburiyet mi?
Özelikle dar gelir gurubu ve biraz üstü geliri olan vatandaşlarımızın TOKİ veya kooperatifler üzerinden ev sahibi olmak istiyorlar.
Ev sahibi olmak adına Türkiye’de konut meselesi her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Artan maliyetler, düşen alım gücü ve erişilemez hale gelen konut fiyatları, vatandaşı alternatif arayışlara itiyor.
Bu arayışın en eski ama en tartışmalı yollarından biri ise yapı kooperatifleri.
Bugün sokakta herhangi bir vatandaşa “Kooperatife girer misin?” diye sorulduğunda alınan cevap genelde nettir.
Güvenmiyorum ama başka çare yok.
Yapı kooperatifleri teoride doğru bir modeldir.
Amaç; aracı kârını ortadan kaldırmak, maliyeti düşürmek ve üyeleri uygun şartlarda ev sahibi yapmaktır.
Nitekim Türkiye’de binlerce insan bu sistem sayesinde konut sahibi olmuştur. Ancak aynı sistem, kötü yönetildiğinde ciddi mağduriyetlerin de kaynağı olmuştur.
Geçmişte yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Yıllarca süren inşaatlar, bitmeyen projeler, sürekli artan aidatlar, ortada kalmış arsalar.
Bu tablo güveni zedeledi ve bugün kooperatif denince akla önce risk geliyor.
Sorunun temelinde sistem değil, yönetim var.
Kooperatifler çoğu zaman profesyonel bir yapıyla değil, sınırlı bilgiye sahip yönetimler tarafından yürütülüyor.
Şeffaflık eksikliği, mali disiplinsizlik ve plansızlık birleşince süreç kontrolden çıkıyor.
Devlet tarafında ise denetim mekanizması var ama yeterli değil.
Yapı kooperatifleri Ticaret Bakanlığı ve il müdürlükleri tarafından denetleniyor.
Ancak bu denetimler çoğunlukla düzenli ve sahaya dayalı değil, şikayet üzerine ilerliyor.
Bu da sorunlar büyümeden müdahale edilmesini zorlaştırıyor.
Kooperatif sistemi güven veren bir model olmaktan çıkmış, doğruysa kazandıran, yanlışsa mağdur eden bir yapıya dönüşmüştür.
Türkiye’de vatandaş kooperatife güvenmiyor ama tamamen de vazgeçemiyor.
Çünkü mevcut ekonomik şartlarda, birçok kişi için kooperatif hâlâ ev sahibi olmanın tek yolu.
Bu yüzden mesele “kooperatif iyi mi kötü mü?” değil.
Mesele, kooperatifin nasıl yönetildiği.