Osmangazi belediyesi YUNUSELİ kuzey imar planında kalan GÜNEŞTEPE bölgesinde imar uygulaması yapılıyor kanuni dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre yaplmış ancak vatandaş mağdur edilmiştir
Güneştepe’de imar uygulaması tek seferde yapılmış bir işlem değil.
Ana plan ve uygulama süreci yaklaşık 2010–2015 döneminde başlıyor,
2015 sonrası hızlanarak 2018–2020 arasında sahada yoğun şekilde uygulanıyor
Vatandaşın evinin olduğu yer 3 parçaya bölünmüş ve imarlı arsa alması gerekirken tüm hakları bir türlü kamu alanı ( okul park rekreasyon sağlık ) gibi alanlara atılmıştır.
170 Metrekare Tarlanın Hikâyesi
İmar Geldi, Alan Gitti.
Türkiye’de arsa ve tarla sahiplerinin en çok karşılaştığı konulardan biri, imar uygulaması sonrası “toprağım küçüldü” gerçeğidir.
Bunun hukuki dayanağı ise açık: İmar Kanunu’nun 18. maddesi.
Bu madde, belediyelere çok geniş bir yetki verir.
Vatandaşın rızası aranmadan, ham araziler birleştirilir, yeniden düzenlenir ve imar parselleri oluşturulur.
Bu süreçte de “Düzenleme Ortaklık Payı” yani DOP adı altında kesinti yapılır.
Kanun diyor ki.
Kesinti oranı en fazla %40 olabilir.
Ama uygulamada çoğu bölgede bu üst sınır zorlanıyor.
Somut konuşalım.
Elinde 170 m² bir tarla olan bir vatandaş düşünelim.
Eğer maksimum kesinti uygulanırsa:
170 m²’nin %40’ı kesilir → 68 m² gider
Geriye kalan: 102 m²
Yani vatandaş, yıllarca “170 metrekare benim” dediği yerin yerine, imar sonrası yaklaşık 102 metrekarelik bir arsaya sahip olur.
Bu noktada şu gerçek net.
Bu işlem hukuka aykırı değil.
Kanun buna izin veriyor.
Ama şu da aynı derecede net.
Bu kesinti “keyfi” olamaz.
Belediye, gerçekten yol, park, okul, sağlık alanı gibi kamu ihtiyaçları varsa bu kesintiyi yapabilir.
Ayrıca aynı bölgede bulunan herkes için eşit oran uygulanması zorunludur.
Aksi durumda yapılan işlem dava konusu olur ve iptal edilebilir.
Bugün yaşanan sorun şu.
Vatandaş imar geliyor diye seviniyor, ama sonuçta eline geçen metrekare küçülüyor.
Gerçek şu ki.
İmar uygulaması değer artışı sağlar ama aynı zamanda mülkiyetin bir kısmını da kamuya devretmek anlamına gelir.
İmar, sadece kazanç değil; aynı zamanda bir “paylaşım” sistemidir.
Ve bu sistemde en kritik soru şudur.
Kesilen %40 gerçekten gerekli mi, yoksa alışkanlık mı?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
OSMANGAZİ BELEDİYESİ MAĞDUR MU ETTİ VATANDAŞI
Güneştepe mahallesinde vatandaş mağdur.
Osmangazi belediyesi YUNUSELİ kuzey imar planında kalan GÜNEŞTEPE bölgesinde imar uygulaması yapılıyor kanuni dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre yaplmış ancak vatandaş mağdur edilmiştir
Güneştepe’de imar uygulaması tek seferde yapılmış bir işlem değil.
Ana plan ve uygulama süreci yaklaşık 2010–2015 döneminde başlıyor,
2015 sonrası hızlanarak 2018–2020 arasında sahada yoğun şekilde uygulanıyor
Vatandaşın evinin olduğu yer 3 parçaya bölünmüş ve imarlı arsa alması gerekirken tüm hakları bir türlü kamu alanı ( okul park rekreasyon sağlık ) gibi alanlara atılmıştır.
170 Metrekare Tarlanın Hikâyesi
İmar Geldi, Alan Gitti.
Türkiye’de arsa ve tarla sahiplerinin en çok karşılaştığı konulardan biri, imar uygulaması sonrası “toprağım küçüldü” gerçeğidir.
Bunun hukuki dayanağı ise açık: İmar Kanunu’nun 18. maddesi.
Bu madde, belediyelere çok geniş bir yetki verir.
Vatandaşın rızası aranmadan, ham araziler birleştirilir, yeniden düzenlenir ve imar parselleri oluşturulur.
Bu süreçte de “Düzenleme Ortaklık Payı” yani DOP adı altında kesinti yapılır.
Kanun diyor ki.
Kesinti oranı en fazla %40 olabilir.
Ama uygulamada çoğu bölgede bu üst sınır zorlanıyor.
Somut konuşalım.
Elinde 170 m² bir tarla olan bir vatandaş düşünelim.
Eğer maksimum kesinti uygulanırsa:
170 m²’nin %40’ı kesilir → 68 m² gider
Geriye kalan: 102 m²
Yani vatandaş, yıllarca “170 metrekare benim” dediği yerin yerine, imar sonrası yaklaşık 102 metrekarelik bir arsaya sahip olur.
Bu noktada şu gerçek net.
Bu işlem hukuka aykırı değil.
Kanun buna izin veriyor.
Ama şu da aynı derecede net.
Bu kesinti “keyfi” olamaz.
Belediye, gerçekten yol, park, okul, sağlık alanı gibi kamu ihtiyaçları varsa bu kesintiyi yapabilir.
Ayrıca aynı bölgede bulunan herkes için eşit oran uygulanması zorunludur.
Aksi durumda yapılan işlem dava konusu olur ve iptal edilebilir.
Bugün yaşanan sorun şu.
Vatandaş imar geliyor diye seviniyor, ama sonuçta eline geçen metrekare küçülüyor.
Gerçek şu ki.
İmar uygulaması değer artışı sağlar ama aynı zamanda mülkiyetin bir kısmını da kamuya devretmek anlamına gelir.
İmar, sadece kazanç değil; aynı zamanda bir “paylaşım” sistemidir.
Ve bu sistemde en kritik soru şudur.
Kesilen %40 gerçekten gerekli mi, yoksa alışkanlık mı?