Hava Durumu

SÜLÜN OSMAN’DAN YAPAY ZEKÂ DOLANDIRICILARINA

Yazının Giriş Tarihi: 28.08.2026 17:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.08.2026 17:28

Dolandırıcılık, toplumların değişmeyen sorunlarından biridir.

Zaman değişir, teknoloji gelişir, iletişim araçları farklılaşır; ancak insanların umutlarını, güven duygularını ve bazen de açgözlülüklerini istismar edenler her dönemde var olmuştur.

Türkiye'nin dolandırıcılık tarihine baktığımızda ilk akla gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Sülün Osman'dır.

İstanbul'un simgeleri arasında yer alan Galata Köprüsü'nü, Galata Kulesi'ni ve çeşitli kamu mallarını sattığı yönündeki hikâyelerle hafızalara kazınan Sülün Osman, aslında bir dönemin toplumsal yapısını da gözler önüne sermektedir.

O yıllarda insanlar sözlü beyana daha çok güveniyor, bilgiye ulaşmak bugünkü kadar kolay olmuyordu.

Ancak yıllar geçti, yöntemler değişti. 1980'li yıllarda bankerler dönemi yaşandı. Yüksek faiz vaatleriyle vatandaşların birikimleri toplandı.

Kısa sürede zengin olma hayali kuran binlerce insan, sistemin çökmesiyle büyük mağduriyetler yaşadı.

Ardından saadet zincirleri, sahte yatırım şirketleri ve hayali projeler gündeme geldi.

1990'lı ve 2000'li yıllarda ise farklı isimler ve farklı yöntemlerle gerçekleştirilen dolandırıcılık olayları kamuoyunu uzun süre meşgul etti.

İnsanların alın teriyle biriktirdiği paralar, gerçekliği sorgulanmadan sunulan vaatlerin peşinde kayboldu.

Son yıllarda ise dolandırıcılık bambaşka bir boyuta taşındı.

Artık dolandırıcılar sokakta değil, cep telefonlarımızın içinde.

Bir mesaj, bir telefon araması veya sosyal medyada karşımıza çıkan bir reklam, milyonlarca liralık mağduriyetlere yol açabiliyor.

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte tehlike daha da büyüdü.

Bir kişinin sesini taklit etmek, görüntüsünü oluşturmak veya kendisini banka görevlisi gibi göstermek artık eskisinden çok daha kolay.

İnsanlar kendi yakınlarının sesini duyduklarını düşünerek para transferi yapabiliyor.

Sahte yatırım uygulamaları, kripto para vaatleri, sosyal medya üzerinden yapılan aldatıcı kampanyalar her gün yeni mağdurlar oluşturuyor.

Emlak sektöründe de benzer riskler bulunuyor.

Sahte satılık ve kiralık ilanlar, kapora dolandırıcılıkları, sahte vekâletnameler ve internet üzerinden gerçekleştirilen çeşitli yöntemler vatandaşları mağdur etmeye devam ediyor.

Aynı şekilde otomobil piyasasında da sahte dekontlar ve güvenli ödeme sistemlerini taklit eden uygulamalar ciddi sorunlar oluşturuyor.

Aslında değişmeyen tek şey, dolandırıcının insan psikolojisini çok iyi kullanmasıdır.

Dün Galata Köprüsü'nü sattığını söyleyen kişi de, bugün telefonda yatırım uzmanı olduğunu iddia eden kişi de aynı noktadan hareket ediyor:

İnsanların güvenini kazanmak.

Sülün Osman'ın yaşadığı dönemde dolandırıcılar köprü satmaya çalışıyordu.

Bugün ise bir telefon ekranı üzerinden insanların hayat birikimlerini hedef alıyorlar.

Araçlar değişiyor, yöntemler yenileniyor; fakat dolandırıcılığın özü aynı kalıyor.

Unutulmamalıdır ki dolandırıcının en büyük sermayesi para değil, karşısındaki insanın güvenidir.

Bu nedenle güvenmeden önce araştırmak, inanmak için doğrulamak ve işlem yapmadan önce düşünmek her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.