Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte binlerce genç, ailelerinden ayrılarak üniversite hayatına ilk adımını atacak.
Kimi ilk kez başka bir şehirde yaşayacak, kimi ilk kez ailesinin günlük kontrolünden uzak kalacak.
Üniversite, elbette gençlerin eğitim aldığı, sosyalleştiği ve kendi hayatını kurmaya başladığı önemli bir dönemdir.
Ancak bu süreçte ailelerin de dikkatli olması gereken bazı noktalar var.
Çocuğunuzu üniversiteye bırakıp eve döndükten sonra onun hayatıyla tamamen bağınızı koparmayın.
Burada kastettiğim şey, çocukları sürekli takip etmek, telefonlarını kontrol etmek ya da her adımına müdahale etmek değildir.
Ancak aile ile çocuk arasındaki iletişimin güçlü kalması gerekir.
Çünkü aileden ve alıştığı çevreden uzak kalan gençler, yeni bir şehirde ve yeni bir sosyal ortamda çeşitli sorunlarla karşılaşabilir.
Üniversite hayatı yeni arkadaşlıklar demektir.
Ancak her yeni arkadaşlık da doğru insanlarla kurulacak diye bir kural yoktur.
Gençlerin kimlerle arkadaşlık yaptığı, kimlerin etkisi altında kaldığı ve hangi çevrelerde bulunduğu ailelerin dikkat etmesi gereken konular arasında olmalıdır.
Burada her farklı düşünceyi veya her öğrenci grubunu “tehlikeli” görmek doğru değildir.
Ancak özellikle şiddeti teşvik eden, suç işlemeye yönlendiren veya gençleri ekonomik ve sosyal olarak kendisine bağımlı hâle getirmeye çalışan kişilerden uzak durulması gerekir.
Ailelerin çocuklarıyla iletişim kurarken şu soruları açıkça konuşabilmesi önemlidir:
Kimlerle vakit geçiriyorsun?
Kaldığın ortam güvenli mi?
Herhangi bir baskıya maruz kalıyor musun?
Sana kolay para teklif eden oldu mu?
Banka hesabını veya IBAN’ını kullanmak isteyen var mı?
Bunlar baskı kurmak için değil, çocuğun karşılaşabileceği riskleri erken fark edebilmek için sorulmalıdır.
Asıl tehlike: borç tuzağı
Bugün özellikle öğrencileri bekleyen en ciddi risklerden biri de borç ilişkileridir.
Ailesinden uzakta yaşayan bir genç, bazen maddi sıkıntı yaşayabilir.
Kira, yurt, yemek, ulaşım ve sosyal yaşam giderleri düşünüldüğünde öğrencilerin ekonomik olarak zorlanması şaşırtıcı değildir.
İşte tam bu noktada bazı kötü niyetli kişiler devreye girebilir.
“Şimdilik sen al, sonra ödersin…”
“Banka hesabını kullanalım, sana para verelim…”
“Bir arkadaşına borç para gönderiyoruz, senin hesabını kullanalım…”
“Biraz para verelim, sonra halledersin…”
Basit gibi görünen bu teklifler, ilerleyen süreçte ciddi sorunlara dönüşebilir.
Özellikle gençlerin banka hesaplarını başkalarına kullandırması, kimlik ve hesap bilgilerini paylaşması veya ne için kullanılacağını bilmeden para transferi yapması ciddi hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Üniversite çağındaki genç artık çocuk değildir.
Ancak henüz hayat tecrübesi sınırlı bir gençtir.
Bu nedenle ailelerin yapması gereken şey, sürekli denetim kurmak değil, sağlıklı bir iletişim köprüsü oluşturmaktır.
Ara ara konuşun.
Nasıl yaşadığını sorun.
Maddi durumunu öğrenin.
Borcu olup olmadığını konuşun.
Kimlerle vakit geçirdiğini merak edin.
Ancak bunları bir sorgu havasında değil, güven ilişkisi içerisinde yapın.
Çünkü baskı arttıkça gençler sorunlarını gizlemeye başlayabilir.
Gizlenen sorunlar ise çoğu zaman büyüyerek geri döner.
Üniversite hayatı özgürlük demektir, sahipsizlik değil
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
ÜNİVERSİTELER BAŞLIYOR AİLELER DİKKAT!
Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte binlerce genç, ailelerinden ayrılarak üniversite hayatına ilk adımını atacak.
Kimi ilk kez başka bir şehirde yaşayacak, kimi ilk kez ailesinin günlük kontrolünden uzak kalacak.
Üniversite, elbette gençlerin eğitim aldığı, sosyalleştiği ve kendi hayatını kurmaya başladığı önemli bir dönemdir.
Ancak bu süreçte ailelerin de dikkatli olması gereken bazı noktalar var.
Çocuğunuzu üniversiteye bırakıp eve döndükten sonra onun hayatıyla tamamen bağınızı koparmayın.
Burada kastettiğim şey, çocukları sürekli takip etmek, telefonlarını kontrol etmek ya da her adımına müdahale etmek değildir.
Ancak aile ile çocuk arasındaki iletişimin güçlü kalması gerekir.
Çünkü aileden ve alıştığı çevreden uzak kalan gençler, yeni bir şehirde ve yeni bir sosyal ortamda çeşitli sorunlarla karşılaşabilir.
Üniversite hayatı yeni arkadaşlıklar demektir.
Ancak her yeni arkadaşlık da doğru insanlarla kurulacak diye bir kural yoktur.
Gençlerin kimlerle arkadaşlık yaptığı, kimlerin etkisi altında kaldığı ve hangi çevrelerde bulunduğu ailelerin dikkat etmesi gereken konular arasında olmalıdır.
Burada her farklı düşünceyi veya her öğrenci grubunu “tehlikeli” görmek doğru değildir.
Ancak özellikle şiddeti teşvik eden, suç işlemeye yönlendiren veya gençleri ekonomik ve sosyal olarak kendisine bağımlı hâle getirmeye çalışan kişilerden uzak durulması gerekir.
Ailelerin çocuklarıyla iletişim kurarken şu soruları açıkça konuşabilmesi önemlidir:
Kimlerle vakit geçiriyorsun?
Kaldığın ortam güvenli mi?
Herhangi bir baskıya maruz kalıyor musun?
Sana kolay para teklif eden oldu mu?
Banka hesabını veya IBAN’ını kullanmak isteyen var mı?
Bunlar baskı kurmak için değil, çocuğun karşılaşabileceği riskleri erken fark edebilmek için sorulmalıdır.
Asıl tehlike: borç tuzağı
Bugün özellikle öğrencileri bekleyen en ciddi risklerden biri de borç ilişkileridir.
Ailesinden uzakta yaşayan bir genç, bazen maddi sıkıntı yaşayabilir.
Kira, yurt, yemek, ulaşım ve sosyal yaşam giderleri düşünüldüğünde öğrencilerin ekonomik olarak zorlanması şaşırtıcı değildir.
İşte tam bu noktada bazı kötü niyetli kişiler devreye girebilir.
“Şimdilik sen al, sonra ödersin…”
“Banka hesabını kullanalım, sana para verelim…”
“Bir arkadaşına borç para gönderiyoruz, senin hesabını kullanalım…”
“Biraz para verelim, sonra halledersin…”
Basit gibi görünen bu teklifler, ilerleyen süreçte ciddi sorunlara dönüşebilir.
Özellikle gençlerin banka hesaplarını başkalarına kullandırması, kimlik ve hesap bilgilerini paylaşması veya ne için kullanılacağını bilmeden para transferi yapması ciddi hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Üniversite çağındaki genç artık çocuk değildir.
Ancak henüz hayat tecrübesi sınırlı bir gençtir.
Bu nedenle ailelerin yapması gereken şey, sürekli denetim kurmak değil, sağlıklı bir iletişim köprüsü oluşturmaktır.
Ara ara konuşun.
Nasıl yaşadığını sorun.
Maddi durumunu öğrenin.
Borcu olup olmadığını konuşun.
Kimlerle vakit geçirdiğini merak edin.
Ancak bunları bir sorgu havasında değil, güven ilişkisi içerisinde yapın.
Çünkü baskı arttıkça gençler sorunlarını gizlemeye başlayabilir.
Gizlenen sorunlar ise çoğu zaman büyüyerek geri döner.
Üniversite hayatı özgürlük demektir, sahipsizlik değil