Daha çocuk yaşta mesleği öğrenmek için işyerine giriyor. Sabah erkenden kalkıyor, ustasının yanında çalışıyor, üretime katkı sağlıyor, işin sorumluluğunu taşıyor.
SGK kaydı yapılıyor.
Ama yıllar sonra emeklilik hesabına geldiğinde karşısına şu çıkıyor:
“O tarih sigorta başlangıcın sayılmıyor.”
İşte yıllardır devam eden stajyer ve çırakların sigorta mağduriyeti tam olarak burada başlıyor.
Çünkü mesele yalnızca birkaç rakamdan ibaret değil. Mesele, çalışma hayatına hangi tarihte başlandığının kabul edilip edilmemesi.
Bugünkü sistemde stajyer ve çıraklar için sigorta yapılıyor. Ancak bu sigorta, normal çalışanların uzun vadeli sigorta kollarıyla aynı kapsamda değil. İş kazası ve meslek hastalığı gibi risklere karşı güvence sağlanırken, emeklilik açısından gerekli uzun vadeli primler aynı şekilde işlemiyor.
Sonuç?
Genç yaşta iş hayatına başlayan bir insan, yıllar sonra emeklilik hesabında o ilk günlerin karşılığını göremiyor.
İşte buna itiraz ediliyor.
“Çalıştım ama başlangıcım neden sayılmıyor?”
Stajyer ve çırakların yıllardır sorduğu soru aslında son derece basit:
“Ben o tarihte çalışıyordum. SGK kaydım vardı. Neden sigorta başlangıcım kabul edilmiyor?”
Bu sorunun cevabı mevzuatta var.
Ancak mesele yalnızca mevzuatın ne söylediği değil. Asıl mesele, bu sistemin çalışanlar açısından adil olup olmadığı tartışmasıdır.
Bugün TBMM'de staj ve çıraklık sürelerinin sigorta başlangıcı sayılması veya bu sürelerin borçlanılabilmesine yönelik çeşitli kanun teklifleri bulunuyor.
Fakat teklifler henüz yasalaşmış değil.
Yani milyonlarca insanın beklediği düzenleme hâlâ Meclis gündeminde.
Gençken çalış, yaşlanınca bekle!
Türkiye'de çalışma hayatına erken yaşta başlayan çok sayıda insan var.
Meslek lisesinde staj yapanlar…
Çıraklık eğitim merkezlerinde meslek öğrenenler…
Ustasının yanında yıllarca emek veren gençler…
O yıllarda amaçları çok basitti:
Bir meslek öğrenmek, para kazanmak ve hayata tutunmak.
Kimse 15-16 yaşında emeklilik hesabı yapmıyordu.
Ama bugün o insanlar yaşlarının ilerlemesiyle birlikte emeklilik hesabı yapıyor.
Ve geçmişteki çalışma dönemlerinin emeklilik başlangıcına dahil edilmediğini görüyor.
İtirazın temelinde de bu var.
“Yarım sigorta” tartışması
Burada önemli bir ayrımı da yapmak gerekiyor.
Stajyer ve çırakların hiç sigortası yok demek doğru değil.
Sigorta var.
Ancak kapsamı, normal çalışanların uzun vadeli sigorta kapsamıyla aynı değil.
Bu nedenle tartışmayı doğru kurmak gerekiyor:
Mesele sigortasızlık değil, sigortanın emeklilik bakımından eksik sonuç doğurmasıdır.
İşte “Yarım Sigorta Olmaz Olsun” sloganı da bu tepkiyi anlatıyor.
Bugün TBMM'de bu konuda farklı tarihlerde verilmiş kanun teklifleri bulunuyor.
Ancak tekliflerin bulunması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla staj ve çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcı sayıldığı yönündeki iddialara karşı dikkatli olmak gerekiyor.
Henüz böyle genel bir düzenleme yürürlüğe girmiş değil.
Fakat mesele artık görmezden gelinecek kadar küçük de değil.
Çünkü burada söz konusu olan insanlar, çalışma hayatına çok genç yaşta başlamış ve yıllarca üretimin içerisinde bulunmuş insanlar.
Bir gençten geriye ne kalır?
Bir insanın gençlik yıllarında yaptığı stajı, çıraklığı, meslek öğrenme sürecini yalnızca “eğitim dönemi” olarak görmek kolay.
Fakat o dönemde işyerinin kapısını açan, tezgâhın başına geçen, ustasının yanında çalışan genç açısından mesele farklı.
O genç çalışıyor.
Üretimin içinde.
İşyerinin bir parçası.
Ve bugün o gençlerin önemli bir bölümü, yıllar sonra dönüp aynı soruyu soruyor:
“Benim ilk çalışma günüm neden emeklilik hesabımda yok?”
Bu soruya verilecek cevap yalnızca teknik bir SGK açıklaması olmamalı.
Sosyal güvenlik sisteminin amacı, çalışma hayatındaki insanı korumaktır.
Dolayısıyla stajyer ve çırakların talepleri siyasi sloganlarla değil, mevzuat, maliyet ve sosyal güvenlik dengesi üzerinden açıkça tartışılmalıdır.
Çözümün nasıl finanse edileceği, hangi tarihler için uygulanacağı, borçlanma mı yoksa doğrudan başlangıç kabulü mü yapılacağı elbette ayrıca hesaplanmalıdır.
Ama sorun ortadadır.
Ve yıllardır aynı soru sorulmaktadır:
Çalışma hayatına erken başlayan bir insanın ilk sigorta kaydı neden emeklilikte yok sayılıyor?
Stajyerin de…
Çırağın da…
Alın terinin de…
Çalışılan günün de bir karşılığı olmalı.
Çünkü yarım sigorta, tam bir çalışma hayatını anlatmaya yetmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
OZAN ÖZTÜRK
Yarım Sigorta Olmaz Olsun
Bir genç düşünün…
Daha çocuk yaşta mesleği öğrenmek için işyerine giriyor. Sabah erkenden kalkıyor, ustasının yanında çalışıyor, üretime katkı sağlıyor, işin sorumluluğunu taşıyor.
SGK kaydı yapılıyor.
Ama yıllar sonra emeklilik hesabına geldiğinde karşısına şu çıkıyor:
“O tarih sigorta başlangıcın sayılmıyor.”
İşte yıllardır devam eden stajyer ve çırakların sigorta mağduriyeti tam olarak burada başlıyor.
Çünkü mesele yalnızca birkaç rakamdan ibaret değil. Mesele, çalışma hayatına hangi tarihte başlandığının kabul edilip edilmemesi.
Bugünkü sistemde stajyer ve çıraklar için sigorta yapılıyor. Ancak bu sigorta, normal çalışanların uzun vadeli sigorta kollarıyla aynı kapsamda değil. İş kazası ve meslek hastalığı gibi risklere karşı güvence sağlanırken, emeklilik açısından gerekli uzun vadeli primler aynı şekilde işlemiyor.
Sonuç?
Genç yaşta iş hayatına başlayan bir insan, yıllar sonra emeklilik hesabında o ilk günlerin karşılığını göremiyor.
İşte buna itiraz ediliyor.
“Çalıştım ama başlangıcım neden sayılmıyor?”
Stajyer ve çırakların yıllardır sorduğu soru aslında son derece basit:
“Ben o tarihte çalışıyordum. SGK kaydım vardı. Neden sigorta başlangıcım kabul edilmiyor?”
Bu sorunun cevabı mevzuatta var.
Ancak mesele yalnızca mevzuatın ne söylediği değil. Asıl mesele, bu sistemin çalışanlar açısından adil olup olmadığı tartışmasıdır.
Bugün TBMM'de staj ve çıraklık sürelerinin sigorta başlangıcı sayılması veya bu sürelerin borçlanılabilmesine yönelik çeşitli kanun teklifleri bulunuyor.
Fakat teklifler henüz yasalaşmış değil.
Yani milyonlarca insanın beklediği düzenleme hâlâ Meclis gündeminde.
Gençken çalış, yaşlanınca bekle!
Türkiye'de çalışma hayatına erken yaşta başlayan çok sayıda insan var.
Meslek lisesinde staj yapanlar…
Çıraklık eğitim merkezlerinde meslek öğrenenler…
Ustasının yanında yıllarca emek veren gençler…
O yıllarda amaçları çok basitti:
Bir meslek öğrenmek, para kazanmak ve hayata tutunmak.
Kimse 15-16 yaşında emeklilik hesabı yapmıyordu.
Ama bugün o insanlar yaşlarının ilerlemesiyle birlikte emeklilik hesabı yapıyor.
Ve geçmişteki çalışma dönemlerinin emeklilik başlangıcına dahil edilmediğini görüyor.
İtirazın temelinde de bu var.
“Yarım sigorta” tartışması
Burada önemli bir ayrımı da yapmak gerekiyor.
Stajyer ve çırakların hiç sigortası yok demek doğru değil.
Sigorta var.
Ancak kapsamı, normal çalışanların uzun vadeli sigorta kapsamıyla aynı değil.
Bu nedenle tartışmayı doğru kurmak gerekiyor:
Mesele sigortasızlık değil, sigortanın emeklilik bakımından eksik sonuç doğurmasıdır.
İşte “Yarım Sigorta Olmaz Olsun” sloganı da bu tepkiyi anlatıyor.
İnsanların beklentisi açık:
Çalışılan günün, sigorta kaydının ve ödenen primin emeklilik hesabında karşılığının olması.
Meclis'in önünde bekleyen mesele
Bugün TBMM'de bu konuda farklı tarihlerde verilmiş kanun teklifleri bulunuyor.
Ancak tekliflerin bulunması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla staj ve çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcı sayıldığı yönündeki iddialara karşı dikkatli olmak gerekiyor.
Henüz böyle genel bir düzenleme yürürlüğe girmiş değil.
Fakat mesele artık görmezden gelinecek kadar küçük de değil.
Çünkü burada söz konusu olan insanlar, çalışma hayatına çok genç yaşta başlamış ve yıllarca üretimin içerisinde bulunmuş insanlar.
Bir gençten geriye ne kalır?
Bir insanın gençlik yıllarında yaptığı stajı, çıraklığı, meslek öğrenme sürecini yalnızca “eğitim dönemi” olarak görmek kolay.
Fakat o dönemde işyerinin kapısını açan, tezgâhın başına geçen, ustasının yanında çalışan genç açısından mesele farklı.
O genç çalışıyor.
Üretimin içinde.
İşyerinin bir parçası.
Ve bugün o gençlerin önemli bir bölümü, yıllar sonra dönüp aynı soruyu soruyor:
“Benim ilk çalışma günüm neden emeklilik hesabımda yok?”
Bu soruya verilecek cevap yalnızca teknik bir SGK açıklaması olmamalı.
Sosyal güvenlik sisteminin amacı, çalışma hayatındaki insanı korumaktır.
Dolayısıyla stajyer ve çırakların talepleri siyasi sloganlarla değil, mevzuat, maliyet ve sosyal güvenlik dengesi üzerinden açıkça tartışılmalıdır.
Çözümün nasıl finanse edileceği, hangi tarihler için uygulanacağı, borçlanma mı yoksa doğrudan başlangıç kabulü mü yapılacağı elbette ayrıca hesaplanmalıdır.
Ama sorun ortadadır.
Ve yıllardır aynı soru sorulmaktadır:
Çalışma hayatına erken başlayan bir insanın ilk sigorta kaydı neden emeklilikte yok sayılıyor?
Stajyerin de…
Çırağın da…
Alın terinin de…
Çalışılan günün de bir karşılığı olmalı.
Çünkü yarım sigorta, tam bir çalışma hayatını anlatmaya yetmez.