2020 yılı bütün dünya için çok zor ve ön görülemez bir yıl olmuştu.

11 Mart 2020’de Türkiye’de ilk vakanın görüldüğünün açıklanması üzerine herkesin yaşamı büyük ölçüde değişti.

Dünyada bazı ülkeler salgın sürecinde gıda arzı güvenliğinde zorluklar yaşarken Türkiye zamanında aldığı önlemlerle gıda arzını iyi yönetti.

Üretimde artışlar yaşanırken, gıda fiyatlarının artış göstermesi çelişki yarattı!..

Kuşkusuz bunun kimi yapısal nedenleri vardı...

Ama raflardaki fiyat artışlarını, dövizin yükselişini normal ekonomi bilimiyle açıklamak olası değil.

Merkez Bankası’nın dövizin artışına müdahale ettiği günün akşamı dövizin inadına, bir önceki günün üzerine çıkmasını nasıl gerekçelendirmek gerekir?

Akıl alacak gibi değil!..

Muhalefet bütün bu gelişmeleri iktidarın beceriksizliğine bağlıyor.

O vakit sormak gerekmiyor mu, ‘19 yıl becerdi de, şimdi mi beceremiyor?’

Başka hiç mi neden yok?

* * *

Kuşkusuz salgın sürecinin belirsizliğini koruması, dünyada yeni vakaların gelişmesi ve yeni kısıtlamalar insanların tüketim alışkanlıklarında değişikliklere yol açmakta.

Salgın nedeni ile tüketicilerin raf ömrü daha uzun olan paketli ürünlere ve temel gıda ürünlerine olan talebi arttı...

Döviz fiyatlarındaki artış ile birlikte bu durumu istismar edenlerin de etkisiyle fiyatlarda artarak süren bir artış yaşanmaya başlandı.

Stokçuluk örnekleri görünmeye başladı...

Yanı sıra sağlık endişesi nedeniyle tüketiciler bağışıklık sistemini güçlendiren ürünlere de yöneldiler.

Vitaminler ve minerallerle zenginleştirilmiş, protein içeriği artırılmış ürünler ön plana çıktı.

Dışarıda geçirilen zamanın kısıtlanması ve evden çalışmanın artması ile yaşamın evlere sığdırıldığı bu dönemde atıştırmalık ürünlere olan talep de arttı.

2020’de yeniden şekillenmeye başlayan değerler sonucunda hepimizde oluşan “birlikte atlatacağız” duygusu tüketicilerin yerel ürünlere olan ilgisini artırdı.

* * *

Bütün bunlar tamam...

Ne ki, hemen bütün ürünlerde dünden bu güne hızlı fiyat artışlarını nasıl açıklamak gerekir?

Dahası dövize müdahale edildiği gün inadına döviz değerinin artmasını nasıl açıklamak gerekiyor?

Kim, nasıl bir gerekçelendirebilir?

Bu bana 70’li yıllarda Ecevit hükümetine karşı yürütülen kampanyaları aklıma getirdi.

O dönem fiyat artışlarını daha da arttırarak piyasada mal bulunmaması ve hükümeti daha da zor durumda bırakmak için stok yapmaya başlamışlardı.

Hatta akaryakıt stokunda kimilerinin evde ne kadar varil, bidon, tas ve tencere varsa mazot doldurdukları görülmüştü.

Şimdi de yapılmak istenen bu mu acaba, diye düşünüyor insan.

Yoksa üretim ve dış satım artışları yaşanıyorken döviz fiyatının artışı ve ürün fiyatları artışı nasıl yorumlanabilir?

 

* * *

Sebze ürünleri üretim miktarının 2021 yılında bir önceki yıla göre salt binde 3 azalarak yaklaşık 31,1 milyon ton olacağı öngörülüyor. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden salçalık biberde yüzde 8,4, sivri biberde yüzde 7,3, sakız kabakta yüzde7,3 oranında artış olurken, domateste yüzde 1,5, karpuzda yüzde 2,6, hıyarda yüzde 1,9 oranında azalış olacağı öngörülmekte.

Yine meyve üretiminin 2021 yılında bir önceki yıla göre artacağı öngörülüyor.

Üretim miktarları açıkça böyle iken artan fahiş fiyatları ve dövizin hızla, inadına tırmanmasını kim nasıl açıklayabilir?

Yarın sürecek...