O tarihlerdeki bizdeki medya ve basında, Saddam'ın nükleer başlı füzeleri boy boy teşhir edildi. Sözde bu füzelerin menzili İstanbul'u vuracak kapasiteydi. Irak zehirli gaz üretiyor propogandası ile ABD'nin Irak'ı işgaline zemin hazırlandı. Yalnız o tarihte Saddam'ın güçlü bir ordusu ve ağır silahları olduğu için ABD doğrudan silahlı mücadeleyi göze alamadı. Bizdeki fetö benzeri bir yapılanmaya sahip olan Kesnizani tarikatını paraya boğarak satın aldı. Zira bu tarikat mensupları Saddam'ın sarayına kadar ordu, devlet daireleri ne varsa teşkilatlanmış ve sızmıştı.
Saddam'ın hanımı Sacide Hayrullah, özel kuvvetler komutanı oğlu Uday ve kardeşleri Vatban ve Barzan bu şeyhin muritleri arasında idi. Hatta Saddam'ın ikinci adamı olan İbrahim İzzet Elduri, Kesnizani tarikatı liderinin elini ayağını öpen müritlerdi.
Kesnizani tarikatı, kadiriliği bir kolu olan, zikirlerini vücutlarına şiş ve kılıçlar sokarak zikir yaptıklarını zanneden rufailiğin bi kolu idi. Ancak bu tarikatın lideri Muhammet Kesnizani, Mossad tarafından ele geçirilmiş, kendine ve müritlerine sınırsız ABD dolarları saçılarak ikna edilmiş birisidir. Hatta günlerce İsrail hahamları tarafından eğitilmiş, zikirden ziyade beyine siyaset işlenmişti. Muritlerine de Kuran ve sünnet yerine Kerbela ve Tevrat mistisizmi öğretiyordu. Bu şeyhin kitabında,islam yerine yahudi Kabalasının öğretileri açıkça yer almaktadır. Müritleri de Kuran'ın aydınlık yolundan, akıl yolundan saparak, körü körüne sorgulamadan inanma yolunu yeğlediklerinden, küfür ateşini nur zannederek gözleri kapalı felakete sürükleniyordu.
Tarikatın asıl hedefi Irak Ordusu idi. Öncelikle ordunun üst tabakasını oluşturan komuta kademesi, tarikatın muritleri haline getirildiler. Irak'ın işgalini hatırlayanlar bilirler. ABD askerleri ilk önce Basraya inerek konuşlandılar. Fakat burada ufak tefek sokak hareketleri dışında fazla mukavemetle karşılaşmadılar.
ABD'nin bu hareketini değerlendirmeden aciz ve her akşam TV ekranlarında arzı endam eden sözde askeri strateji uzmanları, Saddam'ın ordusunun ABD askerlerini Bağdat yolunda çöle çekecek, ve çöl savaşında tecrübesi olan Irak ordusu, çölde ABD ordusunu imha edecek şeklinde millete akıl veriyordu. ABD'nin gerçek stratejisini bir türlü akledemiyorlardı.
CİA olayı çözmüştü. ABD Ordusu karadan Bağdata hareket ettiğinde, Tarikatın lideri Kesnizani "ABD'den bir zarar gelmez, bugün eviniz de oturmak sizin için daha hayırlıdır." şeklindeki mesajını ordu komutanlarına iletmişti. ABD ordusu karadan çölü geçerek Bağdat önlerine kadar yaklaştı, başında Saddam'ın oğlu Uday'ın bulunduğu 30 bin kişiden oluşan özel kuvvetlerden, hava ve kara kuvvetlerinden hiçbir ses çıkmadı. Irak'ın tek bir uçağı bile havalanmadı. Basından takip ettik. ABD kuvvetleri hiçbir mukavemet görmeden Bağdat'ı ele geçirdi. Saddam'ın önce heykellerini yıktı, sonra da kendisini yakaladı.
Irak bizim komşumuzdur. Orada cereyan eden her olay Türkiye'yi de etkiler. Yerleşik hayatımız da bile komşu evinde bir yangın çıksa, o ateş er veya geç etrafındaki diğer evlere de sıçrayarak kül eder. Türk dış siyaseti komşu ülkeler de meydana gelen iç savaşları iyi değerlendiremedi. Komşusundaki yangını söndürme yerine, daha da ileri giderek benzin dökme yolunu seçti. Ne hikmetse aylardır şişirilen Irak ordusunun hiçbir silah atmadan ülkeyi teslim etmesinin nedenlerini , bizim siyasetçilerimiz , hükümetimiz ve istihbarat birimlerimiz hiç araştırmadı. Eğer o tarihte bizim istihbarat birimlerimiz bu olayı çözselerdi , Türkiyenin başına 15 temmuz olayı gelmezdi. Irak'ın düşmesi , Suriyenin de bölünmesini tetikledi. Zira Saddamın özel kuvvetlerindeki askerleri ile Kesnizanın emrindeki kaçak askerleri daha sonra ABD bol paralar harcayarak suriyenin çeşitli bölgesine silahlar dağıtarak yerleştirdi. Maksat bu gücü ileride siyonizim amaçları doğrultusunda yeniden kullanmaktı. Nitekim de ortadoğuda DAİŞ denilen yapının ilk temelleri böylece atıldı. ABD sadece Suriyeye Saddamın özel kuvvetlerini yerleştirmekle kalmadı, dünyanın heryerinde aşırı örgüt militanları ile selefi hareketin terör gruplarınıdaki paralı askerleri suriyeye getirerek eğitti. Nihayet 2011 yılı 15 martında, suriyenin Dera şehrinde rejim karıştı bir kısım gençleri ayaklandırarak gösteriler başlattı. Önceleri adı özgürlük ve barış olan bu gösteriler daha sonra ajanların kışkırtması ile Suriyenin diğer şehirlerine de sıçradı. Suriye ordusu bu gösterileri silahla bastırmak isteyince , DAİŞ ' in uyuyan hücreleri harekete geçerek bölge bölge suriyeyi işgale başladılar. DAİŞ ' in yaptıklarını ve yıktıklarını 2011 yılından sonra hepimiz gördük. 1999 ve 2000 yılları hem Türkiye ve hemde ortadoğu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Irak ın işgaline zemin hazırlayan Kesnizani tarikatı mensupları siyonizmle işbirliği içine girerek Irakın parçalanmasına sebep oldukları gibi,DAİŞ dediğimiz terör örgütünün temelleri de atılmıştır. Aynı CİA kesnizaninin Irakta uyguladığı taktiğin aynısını , FETÖ üzerinden Türkiyeyede uyguladı. Kesnizani ve FETÖ teşkilatlarının yaptıklarına ve çalışma şekilleri ile uyguladıkları taktiklere bakarsak , çok büyük benzerlikler olduğu görülür.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
15 TEMMUZ ve CEVABI VERİLMEYEN SORULAR (3)
O tarihlerdeki bizdeki medya ve basında, Saddam'ın nükleer başlı füzeleri boy boy teşhir edildi. Sözde bu füzelerin menzili İstanbul'u vuracak kapasiteydi. Irak zehirli gaz üretiyor propogandası ile ABD'nin Irak'ı işgaline zemin hazırlandı. Yalnız o tarihte Saddam'ın güçlü bir ordusu ve ağır silahları olduğu için ABD doğrudan silahlı mücadeleyi göze alamadı. Bizdeki fetö benzeri bir yapılanmaya sahip olan Kesnizani tarikatını paraya boğarak satın aldı. Zira bu tarikat mensupları Saddam'ın sarayına kadar ordu, devlet daireleri ne varsa teşkilatlanmış ve sızmıştı.
Saddam'ın hanımı Sacide Hayrullah, özel kuvvetler komutanı oğlu Uday ve kardeşleri Vatban ve Barzan bu şeyhin muritleri arasında idi. Hatta Saddam'ın ikinci adamı olan İbrahim İzzet Elduri, Kesnizani tarikatı liderinin elini ayağını öpen müritlerdi.
Kesnizani tarikatı, kadiriliği bir kolu olan, zikirlerini vücutlarına şiş ve kılıçlar sokarak zikir yaptıklarını zanneden rufailiğin bi kolu idi. Ancak bu tarikatın lideri Muhammet Kesnizani, Mossad tarafından ele geçirilmiş, kendine ve müritlerine sınırsız ABD dolarları saçılarak ikna edilmiş birisidir. Hatta günlerce İsrail hahamları tarafından eğitilmiş, zikirden ziyade beyine siyaset işlenmişti. Muritlerine de Kuran ve sünnet yerine Kerbela ve Tevrat mistisizmi öğretiyordu. Bu şeyhin kitabında,islam yerine yahudi Kabalasının öğretileri açıkça yer almaktadır. Müritleri de Kuran'ın aydınlık yolundan, akıl yolundan saparak, körü körüne sorgulamadan inanma yolunu yeğlediklerinden, küfür ateşini nur zannederek gözleri kapalı felakete sürükleniyordu.
Tarikatın asıl hedefi Irak Ordusu idi. Öncelikle ordunun üst tabakasını oluşturan komuta kademesi, tarikatın muritleri haline getirildiler. Irak'ın işgalini hatırlayanlar bilirler. ABD askerleri ilk önce Basraya inerek konuşlandılar. Fakat burada ufak tefek sokak hareketleri dışında fazla mukavemetle karşılaşmadılar.
ABD'nin bu hareketini değerlendirmeden aciz ve her akşam TV ekranlarında arzı endam eden sözde askeri strateji uzmanları, Saddam'ın ordusunun ABD askerlerini Bağdat yolunda çöle çekecek, ve çöl savaşında tecrübesi olan Irak ordusu, çölde ABD ordusunu imha edecek şeklinde millete akıl veriyordu. ABD'nin gerçek stratejisini bir türlü akledemiyorlardı.
CİA olayı çözmüştü. ABD Ordusu karadan Bağdata hareket ettiğinde, Tarikatın lideri Kesnizani "ABD'den bir zarar gelmez, bugün eviniz de oturmak sizin için daha hayırlıdır." şeklindeki mesajını ordu komutanlarına iletmişti. ABD ordusu karadan çölü geçerek Bağdat önlerine kadar yaklaştı, başında Saddam'ın oğlu Uday'ın bulunduğu 30 bin kişiden oluşan özel kuvvetlerden, hava ve kara kuvvetlerinden hiçbir ses çıkmadı. Irak'ın tek bir uçağı bile havalanmadı. Basından takip ettik. ABD kuvvetleri hiçbir mukavemet görmeden Bağdat'ı ele geçirdi. Saddam'ın önce heykellerini yıktı, sonra da kendisini yakaladı.
Irak bizim komşumuzdur. Orada cereyan eden her olay Türkiye'yi de etkiler. Yerleşik hayatımız da bile komşu evinde bir yangın çıksa, o ateş er veya geç etrafındaki diğer evlere de sıçrayarak kül eder. Türk dış siyaseti komşu ülkeler de meydana gelen iç savaşları iyi değerlendiremedi. Komşusundaki yangını söndürme yerine, daha da ileri giderek benzin dökme yolunu seçti. Ne hikmetse aylardır şişirilen Irak ordusunun hiçbir silah atmadan ülkeyi teslim etmesinin nedenlerini , bizim siyasetçilerimiz , hükümetimiz ve istihbarat birimlerimiz hiç araştırmadı. Eğer o tarihte bizim istihbarat birimlerimiz bu olayı çözselerdi , Türkiyenin başına 15 temmuz olayı gelmezdi. Irak'ın düşmesi , Suriyenin de bölünmesini tetikledi. Zira Saddamın özel kuvvetlerindeki askerleri ile Kesnizanın emrindeki kaçak askerleri daha sonra ABD bol paralar harcayarak suriyenin çeşitli bölgesine silahlar dağıtarak yerleştirdi. Maksat bu gücü ileride siyonizim amaçları doğrultusunda yeniden kullanmaktı. Nitekim de ortadoğuda DAİŞ denilen yapının ilk temelleri böylece atıldı. ABD sadece Suriyeye Saddamın özel kuvvetlerini yerleştirmekle kalmadı, dünyanın heryerinde aşırı örgüt militanları ile selefi hareketin terör gruplarınıdaki paralı askerleri suriyeye getirerek eğitti. Nihayet 2011 yılı 15 martında, suriyenin Dera şehrinde rejim karıştı bir kısım gençleri ayaklandırarak gösteriler başlattı. Önceleri adı özgürlük ve barış olan bu gösteriler daha sonra ajanların kışkırtması ile Suriyenin diğer şehirlerine de sıçradı. Suriye ordusu bu gösterileri silahla bastırmak isteyince , DAİŞ ' in uyuyan hücreleri harekete geçerek bölge bölge suriyeyi işgale başladılar. DAİŞ ' in yaptıklarını ve yıktıklarını 2011 yılından sonra hepimiz gördük. 1999 ve 2000 yılları hem Türkiye ve hemde ortadoğu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Irak ın işgaline zemin hazırlayan Kesnizani tarikatı mensupları siyonizmle işbirliği içine girerek Irakın parçalanmasına sebep oldukları gibi,DAİŞ dediğimiz terör örgütünün temelleri de atılmıştır. Aynı CİA kesnizaninin Irakta uyguladığı taktiğin aynısını , FETÖ üzerinden Türkiyeyede uyguladı. Kesnizani ve FETÖ teşkilatlarının yaptıklarına ve çalışma şekilleri ile uyguladıkları taktiklere bakarsak , çok büyük benzerlikler olduğu görülür.
Devam edecek
-----------------------------------------------------------------------------------