Kendim bugün Türkiyedeki şehirlerin yarıya yakınını gezdim ve gördüm. Yurt dışında da ona yakın ülkeyi gezdim. Hadi diyelim ki, Dubai Abudabi şehirlerinin şehirciliği, para dertleri olmadığı için bursa ile kıyaslayamayız. Ama bundan yirmi gün önce, 1924 yılında Sovyetlerin istilasına uğramış 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış olan, bizler gibi Türk yurdu Özbekistan’ı ziyaret ettik. Ruslar burada 68 sene kalmışlar ve şehirlerin tarihini yok etmişler, giderken de ne kadar tarihi eser varsa bombalayarak Hak ile yeksan etmişler. Ruslar gittikten sonra otuz sene içerisinde halk ve yönetim bu şehirleri, tarihi dokusuyla birlikte tabiri, caizse yeniden kurmuşlar ve ihya etmişler. Hele bu şehirlerin içinde Hive şehri var ki, Kalesinin duvarları tamamen yenilenmiş içinde 3 bin kişi yaşamakta, medrese, cami, türbe mezar ve alışveriş merkezleri ile birlikte kartpostallık bir şehir… Tarih şehri Bursa diye tabela yazdıran sayın belediye başkanlarımıza bu şehri görmelerini ve örnek almalarını tavsiye ederim. Gezdiğim diğer şehirleri Buhara, Taşkent, Semerkant şehircilik açısından çok gelişmiş… Şehirlerin içi boydan boya dört gidiş, dört gelişli bulvarlarla süslenmiş, parklar, bahçeler, tarihi mekanlar, çevresi ile birlikte yeniden düzenlenmiş ve bütün bunlar da 68 sene içinde yapılmış. Hele hele Başşehirleri Semerkant’a turizm sahası diye bir alan ayrılmış, turistik oteller, alışveriş merkezleri, golf sahaları tenis sahaları, spor tesisleri, hatta içinde amatör balıkçıların balık tuttukları göletler bile var. O kadar geniş bir saha ayrılmış ki, içinde ancak ATM’ler ve belediye otobüsleri ile gezebiliyorsunuz. Özbekistan’daki şehirleri gördükten sonra, içinde yaşadığımız Bursa, imar ve şehircilik açısından tam bir büyük köy olduğunu göreceksiniz.
Güzel Bursa’mız maalesef, liyakatsiz beceriksiz belediye başkanları elinde köykent haline getirildi. Belediye başkanları bırakalım yurt dışını, yurt içinde bile imar ve şehircilik alanında gelişmiş Konya, Kayseri, Eskişehir gibi illeri de örnek almadılar. Gezdiğim yerler içinde doğu ve güneydoğu diyerek geri kalmış zannedilen Diyarbakır, Mardin, Van gibi illerimiz dahi şehircilik ve planlamada Bursa’yı fersah fersah geride bırakmışlar. Örneğin komşumuz Eskişehire ben ilk defa 1966 yılında Konya’ya okurken gittim. O tarihte Eskişehir porsuk çayı kıyısında küçük bir otogar ve etrafında üç beş tane apartman vardı. Gerisi tamamen köy halinde idi.Bursa ise o tarihte bir şehir havasında ve Eskişehir den kat be kat ileride idi.
Ama şimdi Eskişehir’e bir gidin de görün, şehircilik gelişimi açısından akıllı belediye bakanları sayesinde Bursa dan çok ileri de bir konumdalar.
Bursa’yı bugüne kadar milliyetçi ve kendini muhafazakar zanneden belediye başkanları yönetti. Bursa halkı da hep bu iktidarlara ve onların adamlarına oy verdi. Hepsi de başkan seçilmeden önce, vatandaşın zihnini bulandırmak ve oyları kendilerine kanalize etmek amacıyla sağcılık ve muhafazakarlık jargonunu kullandılar. Mahalli seçimler de seçmeni etkilemek için de bin bir türlü vaatler de bulundular. Ama bu sağ ve muhafazakar zihniyet söylediklerine ve vaatlerine hiçbir zaman sahip çıkmadılar. Her şey lafta kaldı. Sonuç ta güzel Bursa’mız yaşanabilir mekan olmaktan çıktı. Şehirde yaşamak artık insanlar için eziyet olmaya başladı. Bursa’nın ana omurgasını oluşturan Yıldırım ve Osmangazi ilçelerimizin durumunu, havaya bir dron atıp da izlemiş olsak, kentin nasıl bir köy görünümünde olduğu ortaya çıkar. Osmangazi ilçemizde, nerdeyse tamamına yakını, şehrin kan damarları mesabesin de olan yollar, caddeler ve sokaklardan yoksun. Birkaç cadde yeniler de açılsa da yetersiz. Hele hele Bursa’nın göbeği sayılan Altıparmak, Elmasbahçeler, Uludağ etekleri, Ankara asfaltının alt kısmı tamamen dehliz gibi dar sokaklarla çevrelenmiş. Otopark sorunu had safhada olduğu için de, araçlar sağlı sollu park ettiğinden, Allah muhafaza bir yangın olsa itfaiye bile giremeyecek derece de daralmış durumda. Yıldırım ilçemiz de aynı durumda..bir yerden bir yere ulaşmak artık eziyet haline dönüşmüş, bazı saatler de ise trafik felç olmuş durumda. Allah muhafaza bazı acil hastan olsa, bazı sokaklardan çıkmak bile mümkün değil. Şurası bir gerçek ki Bursa daki sağ iktidarlar dediğimiz zihniyet Bursa’yı yaşanmaz hale getirdi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
ADAYLAR VE LİYAKAT(3)
Kendim bugün Türkiyedeki şehirlerin yarıya yakınını gezdim ve gördüm. Yurt dışında da ona yakın ülkeyi gezdim. Hadi diyelim ki, Dubai Abudabi şehirlerinin şehirciliği, para dertleri olmadığı için bursa ile kıyaslayamayız. Ama bundan yirmi gün önce, 1924 yılında Sovyetlerin istilasına uğramış 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış olan, bizler gibi Türk yurdu Özbekistan’ı ziyaret ettik. Ruslar burada 68 sene kalmışlar ve şehirlerin tarihini yok etmişler, giderken de ne kadar tarihi eser varsa bombalayarak Hak ile yeksan etmişler. Ruslar gittikten sonra otuz sene içerisinde halk ve yönetim bu şehirleri, tarihi dokusuyla birlikte tabiri, caizse yeniden kurmuşlar ve ihya etmişler. Hele bu şehirlerin içinde Hive şehri var ki, Kalesinin duvarları tamamen yenilenmiş içinde 3 bin kişi yaşamakta, medrese, cami, türbe mezar ve alışveriş merkezleri ile birlikte kartpostallık bir şehir… Tarih şehri Bursa diye tabela yazdıran sayın belediye başkanlarımıza bu şehri görmelerini ve örnek almalarını tavsiye ederim. Gezdiğim diğer şehirleri Buhara, Taşkent, Semerkant şehircilik açısından çok gelişmiş… Şehirlerin içi boydan boya dört gidiş, dört gelişli bulvarlarla süslenmiş, parklar, bahçeler, tarihi mekanlar, çevresi ile birlikte yeniden düzenlenmiş ve bütün bunlar da 68 sene içinde yapılmış. Hele hele Başşehirleri Semerkant’a turizm sahası diye bir alan ayrılmış, turistik oteller, alışveriş merkezleri, golf sahaları tenis sahaları, spor tesisleri, hatta içinde amatör balıkçıların balık tuttukları göletler bile var. O kadar geniş bir saha ayrılmış ki, içinde ancak ATM’ler ve belediye otobüsleri ile gezebiliyorsunuz. Özbekistan’daki şehirleri gördükten sonra, içinde yaşadığımız Bursa, imar ve şehircilik açısından tam bir büyük köy olduğunu göreceksiniz.
Güzel Bursa’mız maalesef, liyakatsiz beceriksiz belediye başkanları elinde köykent haline getirildi. Belediye başkanları bırakalım yurt dışını, yurt içinde bile imar ve şehircilik alanında gelişmiş Konya, Kayseri, Eskişehir gibi illeri de örnek almadılar. Gezdiğim yerler içinde doğu ve güneydoğu diyerek geri kalmış zannedilen Diyarbakır, Mardin, Van gibi illerimiz dahi şehircilik ve planlamada Bursa’yı fersah fersah geride bırakmışlar. Örneğin komşumuz Eskişehire ben ilk defa 1966 yılında Konya’ya okurken gittim. O tarihte Eskişehir porsuk çayı kıyısında küçük bir otogar ve etrafında üç beş tane apartman vardı. Gerisi tamamen köy halinde idi.Bursa ise o tarihte bir şehir havasında ve Eskişehir den kat be kat ileride idi.
Ama şimdi Eskişehir’e bir gidin de görün, şehircilik gelişimi açısından akıllı belediye bakanları sayesinde Bursa dan çok ileri de bir konumdalar.
Bursa’yı bugüne kadar milliyetçi ve kendini muhafazakar zanneden belediye başkanları yönetti. Bursa halkı da hep bu iktidarlara ve onların adamlarına oy verdi. Hepsi de başkan seçilmeden önce, vatandaşın zihnini bulandırmak ve oyları kendilerine kanalize etmek amacıyla sağcılık ve muhafazakarlık jargonunu kullandılar. Mahalli seçimler de seçmeni etkilemek için de bin bir türlü vaatler de bulundular. Ama bu sağ ve muhafazakar zihniyet söylediklerine ve vaatlerine hiçbir zaman sahip çıkmadılar. Her şey lafta kaldı. Sonuç ta güzel Bursa’mız yaşanabilir mekan olmaktan çıktı. Şehirde yaşamak artık insanlar için eziyet olmaya başladı. Bursa’nın ana omurgasını oluşturan Yıldırım ve Osmangazi ilçelerimizin durumunu, havaya bir dron atıp da izlemiş olsak, kentin nasıl bir köy görünümünde olduğu ortaya çıkar. Osmangazi ilçemizde, nerdeyse tamamına yakını, şehrin kan damarları mesabesin de olan yollar, caddeler ve sokaklardan yoksun. Birkaç cadde yeniler de açılsa da yetersiz. Hele hele Bursa’nın göbeği sayılan Altıparmak, Elmasbahçeler, Uludağ etekleri, Ankara asfaltının alt kısmı tamamen dehliz gibi dar sokaklarla çevrelenmiş. Otopark sorunu had safhada olduğu için de, araçlar sağlı sollu park ettiğinden, Allah muhafaza bir yangın olsa itfaiye bile giremeyecek derece de daralmış durumda. Yıldırım ilçemiz de aynı durumda..bir yerden bir yere ulaşmak artık eziyet haline dönüşmüş, bazı saatler de ise trafik felç olmuş durumda. Allah muhafaza bazı acil hastan olsa, bazı sokaklardan çıkmak bile mümkün değil. Şurası bir gerçek ki Bursa daki sağ iktidarlar dediğimiz zihniyet Bursa’yı yaşanmaz hale getirdi.