Belki bu sözlerimizden alınan, başkanlar yine karşımıza geçerek, bursa için makro planları, vizyon projeleri olduğundan dem vurup ellerinden geleni yaptıklarını söyleyeceklerdir. Lakin vaziyet ortada. Sen plan, projeyi masa üzerinde yapmışsın ama uygulama safhasına hiçbir zaman sokmamışsın. Vatandaş işine geldiği gibi binasını yapmış, sen ise belediyenin balkonundan seyretmişsin. Uygulanmayan planın bu şehre hiçbir faydasının olmadığı, mevcut durumdan belli. Zaten Ortadoğu insanın ortak özelliğidir bu… çok konuşur ama iş yapmaz, konuştuğunu pratiğe geçirmez.
Merhum şairimiz Ziya Paşa’nın beyitlerinde şekil bulan “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, görünür rütbe-i aklı eserinde” şeklinde ifade ettiği bu beyit günümüze kadar güncelliğini korumuş, süre gelen aynı ifade biçimi halk nazarında kabul görerek atasözü şeklini almıştır. Bu atasözün açılımı bizlere ilk günde olduğu gibi bugün de tazeliğini korumakta ve yol göstermektedir. Kişi ve kişileri değerlendirip onların lehinde ve aleyhinde bir hüküm vermek istersen, öncelikle papağan gibi ağızlarından çıkan sözlerine göre değerlendirmeler yapma. Onların geçmişte ortaya koydukları eserlere bak değerlendirmeni, ona göre yap. Zira insanların, akılların da ve düşüncelerinde var olan olgular, müşahhas bir eser haline gelmedikçe değer ifade etmez. Olaylar karşısında hiçbir aksiyon göstermeyen, sadece bol bol laf üreten ve dünyayı sözlerle kurtaracağını zanneden demagoglar vardır. Bu tür karakterleri etrafımızda çok görürüz. Kafede, salonlarda hele hele arifesinde bulunduğumuz seçimin miting alanlarında bolca görüyoruz. Onları dinlediğimizde maalesef akıl ve mantığımızla değil, siyasi mülahazalarla ve kafamızda kendimizi şartlandırdığımız, siyaset gözlüğüyle baktığımız için, herkes bu vatanı kendi siyasi görüşünün kurtaracağını zannediyor. Söylenenleri akıl ve mantık süzgecinden geçirmiyor. Cenabı hakkın bize verdiği bu akıl nimetini kullanmıyoruz.
İşte önümüzdeki otuz bir martta yerel seçimler yapılacak… Yine bir sürü demagoglar ortaya çıktı… Hepsi de senin sorunlarını ben çözeceğim, kazancını ben bollaştıracağım, memleketin makus talihini ben değiştireceğim diyenlerle dolu… Siyasi partilerin vaatleri ortalarda almış başını gidiyor. Desteksiz atışlar gırla gitsin. Bu hengamede eğri ile doğruyu ayırmak zor.Hani sağanak yağmur altında ağlayanla gülen, siyahla beyaz kolay kolay anlaşılmaz derler ya,bizde Hangi liderin doğru, kimin yanlış söylediğini ayrıt edemiyoruz.
Onun içindir ki, bir seçmen olarak siyasilerin bugünkü söylediklerinin değerlendirmesini, geçmişteki söylem ve hizmetlerine bakarak değerlendirmeliyiz. Şuanda siyasiler vaatler yaparak önümüze yem atıyorlar, bizler de bu yemi ulufe ve lütuf olarak değerlendirmeyelim. Seçim arifesi bir av zamanıdır. Mevlana Celaleddin’in dediği gibi, “av sırasında, avcının kuşu avlamak için, tuzağa attığı arpa daneleri bir himmet değildir.” Sandığa giderken çok dikkatli olalım.
Artık Bursa’da yaşayan birisi olarak, kafamızı iki avcumuz arasına alarak, belediye başkanını seçerken, ben nerede yanlış yaptım? Önümüzdeki seçimde hangi adayı tercih edersem bana ve içinde yaşadığım şehre daha iyi hizmet eder? Küçüklüğüne ve büyüklüğüne bakmadan siyasi partilerin çıkardığı adaylar arasında arasın da en azından, çarşıdan bir çift çorap alırken gösterdiğimiz titizliği, aday seçiminde göstermeliyiz. Unutmayalım ki, nereye, nasıl gideceğimizi bilmezsek, o zaman da yollar bizi alarak kendi istedikleri ve bildikleri yerlere götürürler. Belki kentimizin geleceğini kurtarabiliriz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
ADAYLAR VE LİYAKAT(4)
Belki bu sözlerimizden alınan, başkanlar yine karşımıza geçerek, bursa için makro planları, vizyon projeleri olduğundan dem vurup ellerinden geleni yaptıklarını söyleyeceklerdir. Lakin vaziyet ortada. Sen plan, projeyi masa üzerinde yapmışsın ama uygulama safhasına hiçbir zaman sokmamışsın. Vatandaş işine geldiği gibi binasını yapmış, sen ise belediyenin balkonundan seyretmişsin. Uygulanmayan planın bu şehre hiçbir faydasının olmadığı, mevcut durumdan belli. Zaten Ortadoğu insanın ortak özelliğidir bu… çok konuşur ama iş yapmaz, konuştuğunu pratiğe geçirmez.
Merhum şairimiz Ziya Paşa’nın beyitlerinde şekil bulan “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, görünür rütbe-i aklı eserinde” şeklinde ifade ettiği bu beyit günümüze kadar güncelliğini korumuş, süre gelen aynı ifade biçimi halk nazarında kabul görerek atasözü şeklini almıştır. Bu atasözün açılımı bizlere ilk günde olduğu gibi bugün de tazeliğini korumakta ve yol göstermektedir. Kişi ve kişileri değerlendirip onların lehinde ve aleyhinde bir hüküm vermek istersen, öncelikle papağan gibi ağızlarından çıkan sözlerine göre değerlendirmeler yapma. Onların geçmişte ortaya koydukları eserlere bak değerlendirmeni, ona göre yap. Zira insanların, akılların da ve düşüncelerinde var olan olgular, müşahhas bir eser haline gelmedikçe değer ifade etmez. Olaylar karşısında hiçbir aksiyon göstermeyen, sadece bol bol laf üreten ve dünyayı sözlerle kurtaracağını zanneden demagoglar vardır. Bu tür karakterleri etrafımızda çok görürüz. Kafede, salonlarda hele hele arifesinde bulunduğumuz seçimin miting alanlarında bolca görüyoruz. Onları dinlediğimizde maalesef akıl ve mantığımızla değil, siyasi mülahazalarla ve kafamızda kendimizi şartlandırdığımız, siyaset gözlüğüyle baktığımız için, herkes bu vatanı kendi siyasi görüşünün kurtaracağını zannediyor. Söylenenleri akıl ve mantık süzgecinden geçirmiyor. Cenabı hakkın bize verdiği bu akıl nimetini kullanmıyoruz.
İşte önümüzdeki otuz bir martta yerel seçimler yapılacak… Yine bir sürü demagoglar ortaya çıktı… Hepsi de senin sorunlarını ben çözeceğim, kazancını ben bollaştıracağım, memleketin makus talihini ben değiştireceğim diyenlerle dolu… Siyasi partilerin vaatleri ortalarda almış başını gidiyor. Desteksiz atışlar gırla gitsin. Bu hengamede eğri ile doğruyu ayırmak zor.Hani sağanak yağmur altında ağlayanla gülen, siyahla beyaz kolay kolay anlaşılmaz derler ya,bizde Hangi liderin doğru, kimin yanlış söylediğini ayrıt edemiyoruz.
Onun içindir ki, bir seçmen olarak siyasilerin bugünkü söylediklerinin değerlendirmesini, geçmişteki söylem ve hizmetlerine bakarak değerlendirmeliyiz. Şuanda siyasiler vaatler yaparak önümüze yem atıyorlar, bizler de bu yemi ulufe ve lütuf olarak değerlendirmeyelim. Seçim arifesi bir av zamanıdır. Mevlana Celaleddin’in dediği gibi, “av sırasında, avcının kuşu avlamak için, tuzağa attığı arpa daneleri bir himmet değildir.” Sandığa giderken çok dikkatli olalım.
Artık Bursa’da yaşayan birisi olarak, kafamızı iki avcumuz arasına alarak, belediye başkanını seçerken, ben nerede yanlış yaptım? Önümüzdeki seçimde hangi adayı tercih edersem bana ve içinde yaşadığım şehre daha iyi hizmet eder? Küçüklüğüne ve büyüklüğüne bakmadan siyasi partilerin çıkardığı adaylar arasında arasın da en azından, çarşıdan bir çift çorap alırken gösterdiğimiz titizliği, aday seçiminde göstermeliyiz. Unutmayalım ki, nereye, nasıl gideceğimizi bilmezsek, o zaman da yollar bizi alarak kendi istedikleri ve bildikleri yerlere götürürler. Belki kentimizin geleceğini kurtarabiliriz.