G20 zirvesinden önce lütfen de olsa Türkiye Uygurlara Çin Hükümetinin yaptığı zulümleri kınadı. Fakat bu zirve sırasında Çin Devlet Başkanı ile sayın Cumhurbaşkanın yaptığı ikili görüşmeler de, Filistin meselesi için şahin olan Erdoğan, maalesef soydaşımız olan Uygur Türklerinin haklarını savunmada, güvercin olma tarzını seçti, “Dünya barışı, güvenliği ve istikrarının korunması, çok taraflılığın teşvik edilmesi ve serbest ticaretin sürdürülmesi gibi alanlarda Çin ile aynı vizyonu paylaşıyoruz.” Diye makale yazdı. Hatta bir Müslüman’ın nasıl bir gayri müslümin dostu olacaksa, Çin devlet başkanına “değerli dostum” deyimini bile kullandı. Uygur Türklerine Çin’in yaptığı insanlık dışı muameleler konusunda da “karşılıklı hassasiyetleri dikkate alarak bir çözüm bulabileceğimize inanıyorum” şeklinde ucu açık bir beyanda da bulunuldu. Hatta Sayın Erdoğan o kadar ileri gitti ki, “3 Temmuz 2019 tarihli gazetelere bakarsanız” Türkiye tek Çin politikasına bağlıdır. Çinli dostlarımızın buna verdiği önemi biliyor ve bizde bu hassasiyetle adımlarımızı atıyoruz. Biz Uygur Özerk bölgesindeki soydaşlarımızın Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyor, barış huzur ve özgürlük içinde yaşamasını istiyoruz” gibi beyanlarını gördük. Bu beyanlar gösteriyor ki; bizim Sayın Dünya Liderimiz, asırlardır, kan ve gönül bağı ile bize bağlı bağımsız Uygur Türklerini tamamen Çin’in toprakları içine kattığını anlayabiliyoruz.
Belki Sayın Cumhurbaşkanını bu sözleri söylemesine sebep Çinle düşündüğü veya gerçekleşeceğini umduğu ticaret ve ulaştırma konularındaki işbirliği tasavvurlarını dikkate alarak böyle davrandığı açık. Yalnız şunuda unutmayalım, bizim Türkiye olarak satacağımız malımız pek yok. Zaten birkaç kalem tarım ürünü olsa da iki milyarlık Çin Nüfusunu düşünürsek devede kulak bile etmez. Esasında Çin bize yüklü miktarda mal satıyor. Türkiye piyasası tarımından, oyuncağına, bilgisayarından, arabasına varıncaya kadar Çin mallarının işgalinde. En iyimser rakamlarla Çin bize yirmi liralık mal satarsa belki biz ona bir tl lik bile mal satamıyoruz. Ticaret hacmimiz bizim çok aleyhimize işler durumda. Bu konuda Çin bizden çekinmesi gerekirken bizim onlara bu konuda taviz vermemiz niye ? Elbette ki, Dünya siyasetinde daha önceleri AB Liderlerine yaptığı hitap şekliyle “Ey Çin” diye meydan okumaya lüzum yoktur. Fakat Türkiye’nin ve soydaşlarımızın bu kadar istismar ve aşağılanmasına gerek yoktu.
Uygur Hükümetinin girişimleri ile birleşmiş milletlere üye 22 ülke, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı mezalimi ve şiddet hareketlerini kınayarak “Kitlesel gözaltıları derhal durdur, Uygurları serbest bırak” açıklamasını yaparak bir bildiri imzaladılar. İmzalayan ülkeler arasında, Japonya, İngiltere, Fransa vs. Gibi ülkeler var. Ama Türkiye de dahil olmak üzere hiçbir İslam Ülkesi bu mektubu imzalamadı. Türkiye’nin aralarında bulunmadığı bu 22 ülke BM. İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Kanalıyla Çin’in tutumunu eleştirdiler. Fakat Bizim dünya Liderimiz ve yeri geldiğinde “Ümmeti bölmeyelim” çığırtkanlığı yapan Sayın Cumhurbaşkanımız veya onun görevlendirdiği bir yetkilinin imzasının bu mektupta olmaması düşündürücü değil mi? Hadi diyelim Sayın Erdoğan ümmetçi ,olduğunu iddia ediyor da,milliyetçi bildiğimiz Sayın Devlet Bahçelinin bu konuda ki suskunluğuna ne demeli, Eh bunca hakikatler ortada iken bizim yandaş ve yağdanlıklarımız bu suskunluklara bir kılıf uydururlar.
Doğu Türkistan neresidir bilirmisiniz? Diyerek elimize bir mikrofon alıp yoldan geçenlere sorsak, eminim ki yüzde sekseni bugüne kadar ya adını duymamıştır yada coğrafyanın neresindedir bilmez. Halbuki adını bilmediğimiz o ülke bizim köklerimizin göç ettiği ata yurdumuzdur. Anadolu ya hicret etmeden önceki topraklarımız. Geçmişte büyük medeniyetler kurmuş ve aleme nizam tesisi için sergerdeleri bünyesinde barındıran, varlığı ile iftihar ettiğimiz, Süleyman şahların, Osman ve Orhan gazilerin velhasıl Osmanlının da ilk yurdu. Adı üzerinde Türk yurdu Türklerin yurdu. (Devam edecek)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
Doğu Türkistan ve biz…(2)
G20 zirvesinden önce lütfen de olsa Türkiye Uygurlara Çin Hükümetinin yaptığı zulümleri kınadı. Fakat bu zirve sırasında Çin Devlet Başkanı ile sayın Cumhurbaşkanın yaptığı ikili görüşmeler de, Filistin meselesi için şahin olan Erdoğan, maalesef soydaşımız olan Uygur Türklerinin haklarını savunmada, güvercin olma tarzını seçti, “Dünya barışı, güvenliği ve istikrarının korunması, çok taraflılığın teşvik edilmesi ve serbest ticaretin sürdürülmesi gibi alanlarda Çin ile aynı vizyonu paylaşıyoruz.” Diye makale yazdı. Hatta bir Müslüman’ın nasıl bir gayri müslümin dostu olacaksa, Çin devlet başkanına “değerli dostum” deyimini bile kullandı. Uygur Türklerine Çin’in yaptığı insanlık dışı muameleler konusunda da “karşılıklı hassasiyetleri dikkate alarak bir çözüm bulabileceğimize inanıyorum” şeklinde ucu açık bir beyanda da bulunuldu. Hatta Sayın Erdoğan o kadar ileri gitti ki, “3 Temmuz 2019 tarihli gazetelere bakarsanız” Türkiye tek Çin politikasına bağlıdır. Çinli dostlarımızın buna verdiği önemi biliyor ve bizde bu hassasiyetle adımlarımızı atıyoruz. Biz Uygur Özerk bölgesindeki soydaşlarımızın Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyor, barış huzur ve özgürlük içinde yaşamasını istiyoruz” gibi beyanlarını gördük. Bu beyanlar gösteriyor ki; bizim Sayın Dünya Liderimiz, asırlardır, kan ve gönül bağı ile bize bağlı bağımsız Uygur Türklerini tamamen Çin’in toprakları içine kattığını anlayabiliyoruz.
Belki Sayın Cumhurbaşkanını bu sözleri söylemesine sebep Çinle düşündüğü veya gerçekleşeceğini umduğu ticaret ve ulaştırma konularındaki işbirliği tasavvurlarını dikkate alarak böyle davrandığı açık. Yalnız şunuda unutmayalım, bizim Türkiye olarak satacağımız malımız pek yok. Zaten birkaç kalem tarım ürünü olsa da iki milyarlık Çin Nüfusunu düşünürsek devede kulak bile etmez. Esasında Çin bize yüklü miktarda mal satıyor. Türkiye piyasası tarımından, oyuncağına, bilgisayarından, arabasına varıncaya kadar Çin mallarının işgalinde. En iyimser rakamlarla Çin bize yirmi liralık mal satarsa belki biz ona bir tl lik bile mal satamıyoruz. Ticaret hacmimiz bizim çok aleyhimize işler durumda. Bu konuda Çin bizden çekinmesi gerekirken bizim onlara bu konuda taviz vermemiz niye ? Elbette ki, Dünya siyasetinde daha önceleri AB Liderlerine yaptığı hitap şekliyle “Ey Çin” diye meydan okumaya lüzum yoktur. Fakat Türkiye’nin ve soydaşlarımızın bu kadar istismar ve aşağılanmasına gerek yoktu.
Uygur Hükümetinin girişimleri ile birleşmiş milletlere üye 22 ülke, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı mezalimi ve şiddet hareketlerini kınayarak “Kitlesel gözaltıları derhal durdur, Uygurları serbest bırak” açıklamasını yaparak bir bildiri imzaladılar. İmzalayan ülkeler arasında, Japonya, İngiltere, Fransa vs. Gibi ülkeler var. Ama Türkiye de dahil olmak üzere hiçbir İslam Ülkesi bu mektubu imzalamadı. Türkiye’nin aralarında bulunmadığı bu 22 ülke BM. İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Kanalıyla Çin’in tutumunu eleştirdiler. Fakat Bizim dünya Liderimiz ve yeri geldiğinde “Ümmeti bölmeyelim” çığırtkanlığı yapan Sayın Cumhurbaşkanımız veya onun görevlendirdiği bir yetkilinin imzasının bu mektupta olmaması düşündürücü değil mi? Hadi diyelim Sayın Erdoğan ümmetçi ,olduğunu iddia ediyor da,milliyetçi bildiğimiz Sayın Devlet Bahçelinin bu konuda ki suskunluğuna ne demeli, Eh bunca hakikatler ortada iken bizim yandaş ve yağdanlıklarımız bu suskunluklara bir kılıf uydururlar.
Doğu Türkistan neresidir bilirmisiniz? Diyerek elimize bir mikrofon alıp yoldan geçenlere sorsak, eminim ki yüzde sekseni bugüne kadar ya adını duymamıştır yada coğrafyanın neresindedir bilmez. Halbuki adını bilmediğimiz o ülke bizim köklerimizin göç ettiği ata yurdumuzdur. Anadolu ya hicret etmeden önceki topraklarımız. Geçmişte büyük medeniyetler kurmuş ve aleme nizam tesisi için sergerdeleri bünyesinde barındıran, varlığı ile iftihar ettiğimiz, Süleyman şahların, Osman ve Orhan gazilerin velhasıl Osmanlının da ilk yurdu. Adı üzerinde Türk yurdu Türklerin yurdu. (Devam edecek)