Hava Durumu

DOĞU TÜRKİSTAN ve BİZ…

Yazının Giriş Tarihi: 04.01.2026 17:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 18:00

Sincan’ı bizler, Ankara’nın bir ilçesi olarak biliyoruz. Urumçi, kaşgar gibi sözcükleri duyduğumuz da aval aval bakıyoruz. Bize bir şey hatırlatmıyor. Yusuf Hac Hacip, Ahmet Yesevi, Edip Ahmet gibi isimleri gözden Irak gönülden de ırak misali unuttuk. Çocukluğumuz da okul sıralarında okuduğumuz, kaşgarlı Mahmut’un göç destanını çoğumuz hatırlamıyoruz. Türklerin tarih boyunca kullandığı dört alfa beden birisinin Uygur alfabesi olduğunu biliyor muyuz? Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügatüt Türk eserinde ne demişti? “Tanrının Devlet güneşini Türk burcunda doğdurmuş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hakim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin yularını onların eline verdi.”… cümleleri ile Türk’ün karakterini ve büyüklüğünü anlatır. Ama bizler bugün kaşgarlının bu tespitlerini ırkçı bir yaklaşım diyerek kaale almadık. Çünkü bugünün Müslümanı Arap kültürünü, Arapçayı inancından dolayı kutsallaştırdığı için Arap kültürünü din zannettik. Din ve Arap kültürünü özleşleştirdik. Tüm insanlığa gönderilmiş cihanşümul bir dini dar kalıplara sokarak hakikatten uzaklaştık. Oralara gitmesek de, belgesellerde gördüğümüz kadarıyla giyim kuşamları, inançları, yaşayış tarzları itibariyle, bu kadar zorluklara rağmen İslam ı yaşamaya çalıştıkları da aşikardır. Unutmayalım ki,Anadolunun islamlaşmasında manevi mimarlarının çoğu da bu bölgeden göç eden alimlerdir.

Türkistan, tarih boyunca defalarca istilalara, işgallere ve kıyımlara uğramıştır. İlk defa 1877 de Çin’in işgaline uğramış. Çin, Türkistan’ın adı ele geçirilmiş topraklar anlamına gelen Sincan koymuştur. 1933 tarihinde Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulur. SSCBirliği 1937 yılında ülkeyi istila eder ve Cumhuriyete son verir. Uygurlar yılmazlar, bağımsızlık mücadelesine devam eder 1944 de yeniden bağımsızlıklarını ilan ederler. Ancak bu idareleri 1955 yılına kadar devam eder, bu tarihte Çin bütün kurum ve kuruluşları ile yaşam tarzı ve kültürü ile, acımasızca Çinlileştirme sürecine girer. Kadim Türkçe yer isimleri değiştirilir. Eğitim ve resmi dil Çince olur. Karşı gelenler hapislere atılmış, akla hayale gelmeyen işkencelere maruz kalmışlardır. Giriş çıkışlar kısıtlı olup Doğu Türkistan ın dünya ile olan ilişkisi de kesilmiştir. Peki bu Çin işkencesi nedendir? Doğu Türkistan’ın yüzölçümü 1.829.418 km2 dir. Yani Türkiye’nin iki katı büyüklüğünde ve nüfusu da 30 milyondur. Topraklarının altı, petrol, doğalgaz, uranyum, altın ve gümüş madenleri ambarıdır. Dolayısı ile D. Türkistan, dünya ticareti ve enerjiyi ele geçirmeye çalışan Çin için bir ganimet sofrasıdır. En son gelen haberlere haberlere göre de Çin; ismi gayet insani gibi görünen kardeşlik uygulaması altında çok büyük bir zulme imza atılmıştır. Bu uygulamaya göre, her Müslüman ailenin evine bir Çinli erkek yerleştirilmek suretiyle Müslümanların aile mahremiyetleri ayaklar altına alınmıştır. Çinli erkekler, Müslümanların evlerine yerleştirilmiş, bütün dünya anayasalarında korunan aile yapısının asimile edilmesi amaçlanmıştır. Bu uygulama ile Çinli erkek o aile içindeki istediği kadınla beraber olabilmekte olup böylece Müslümanların mahremiyetlerinin ayaklar altına alınmasına namuslarına el uzatılmasına alışmaları ve bu olayı da zamanla normal görmeleri amaçlanmaktadır. Böylece kontrol altına alınmış olan aileler, aynı zamanda din, iman, namus gibi kutsal sayılan mefhumlarından uzaklaştırılmış olacaklar. Asimilasyona kaşı sığınak olan bu dinamikleri Müslümanların elinden alırsanız, geriye madden ve manen bir şey kalmaz. Neslin ve kutsal değerlerin ortadan kaldırılması demek; Çinliler ve Doğu Türkistanlı Müslümanlar arasındaki farkın ortadan kalkması demektir. Bu uygulama Müslümanlar için bir yok oluş demektir.

Bugün bir Müslüman Türk olarak Doğu Türkistan davasına sahip çıkmalıyız. Onlarla aramızda mesafe olsa bile hiç olmazsa gönül bağımızı kurmalıyız. Dünya Kamu oyuna bu zulmü haykırmalıyız. Hiçbir şey elimizden gelmese bile en azından, beş para etmeyen Çin mallarına boykot etmeli ve evimize sokmamalıyız. Temelde halkı Müslüman olan devletlerin, farklı farklı emperyalist zalimlere yaslanarak onların boyunduruğu altına girme politikası devam ettikçe, Müslümanlara yapılan zulümlerde devam edecektir. Unutmayalım ki aklı başında İslam davasını kendine şiar edenler, başlarındaki iktidarlarına karşı gafil davranırlarsa, herkesin emperyalisti, celladı ve zalimi ayrı ayrı olur. Eğer bizler ümmet olup, ümmet fikriyle dünyaya bakmazsak emperyalist güçlere baş kaldırıp da Müslüman kardeşlerimize sahip çıkamayız. Ümmet bilincine sahip olma yolunda mesafe kat etmek istiyorsak, temel vizyon ve politikalarımızı ümmet mefkuresi temeline oturtmalıyız. Aksi takdirde Müslümanlar, rüzgar önünde sorumsuzca sağa sola savrulan yapraklar gibi dağılıp gidecektir. (SON)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.