HZ. ADEM in yeryüzüne gönderildiğinden beri insanoğlunun önündeki en büyük sorunlardan birisi her zaman aç karnını doyurabilme kavgası olmuştur. İnsanın doyumsuzluğu ve açgözlülüğü bu kavgayı başlatmıştır. Halbuki yaratılışın ilk günlerinde insanoğlunun nüfusu dünya coğrafyasında okyanustan bir damla mesabesinde bile değilken, dünya hayatı,nefsin en büyük hastalıklarından olan hırs ve tamah sebebiyle rızık mücadelesine sahne olmuştur. Hepimiz topraktan yaratıldığımız halde toprağa sahip olma hırsı aramızdaki husumetleri de körüklemiştir. Yeryüzünde ilk kardeş kanının toprağı sulaması da hep bu mülkiyet iddiasının eseridir.
Ekmek kavgası bugün modern hayatımızda da ihtiyaçlarımızın önceliğini de belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu kavganın içinde geçim sıkıntısı maişet derdi ve ihtiyaçlara ulaşmak hususunda ekonomik boğuşmayı ifade eder.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de yüz binlerce insan bu kavganın girdabında dönüp durmaktadır. Vatandaş bu döngünün içerisinde savrulup gitmekte, akıbetin ne olacağını da kestiremez hale gelmiştir. Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi yaşadığımız ülkede de sayılamayacak çok insan kendini bu kavgaya kaptırarak sorunun nedenlerini ve niçinlerine bile ulaşamadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ekmek kavgası süreci bazen toplumsal çürümeye ve yozlaşmaya kimlik ve kişilik kaybına, gönüllü köleliğe sebep olabilmektedir.
Ekmek deyipgeçmeyelim . Ekmek her devirde yoksulluğun ve zenginliğin sembolü olmuştur.Günün her saatinde ucuz ekmek alabilmek için halk ekmek büfeleri önünde, soğuk sıcak demeden kuyruğa giren insanların artması, yoksulluğun daimileştiğinin önemli bir göstergesidir.
Ekmek sadece bir karın doyurma aracı olmaktan uzak, bazı ülkelerin sembolü haline gelmiştir. Uzak Asya ülkelerinde pirinç sofralarının olmazsa olmazıdır. Çin de pirinç tüketimi geri kalan tüm dünya ülkelerinin tüketiminin üzerindedir yada İtalya için makarna adeta ulusal besin kaynağıdır. Bizim topraklarımız da ise ekmek sofralarımızın olmazsa olmazıdır. Çünkü ekmeğin ana maddesi buğdayın ilk üretildiği topraklar Anadolu coğrafyasıdır. Urfa Göbeklitepe kazıları bu gerçeği doğrulamaktadır. Çoğumuzun karnı sofrada ekmek olmazsa doymaz. Her ne kadar son dönemlerde ekmeğimizin GDO su değiştikten sonra sağlık kaygıları ile sağlık için ekmek tüketimi azalsa bile yine de fakirin bir numaralı en temel kaynağıdır ekmek.
Sabah kalkar kalkmaz annemizin kalk oğlum bakkal dan ekmek al gel diye seslenişidir. Üniversiteye gittiğimizde kuru yanında bol ekmekle karnımızı doyurduğumuz nimettir. Akşam yemeğinde ise yemek tabağını sıyırarak sünnettir dediğimizdir ekmek. Hatta modern beslenme dediğimiz fast-food anlayışımız da bile ekmek arası döner diye seslendiğimizdir ekmek.
Ekmek sadece sofralarımızı süslemekle kalmamış edebiyat riteratürümüze bile girmiştir. Ekmekle ilgili kitaplar yazılmış, çoğu sanatlar ekmek parası için icra edilmiştir.
(Devam edecek…)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
EKMEK KAVGASI (1)
HZ. ADEM in yeryüzüne gönderildiğinden beri insanoğlunun önündeki en büyük sorunlardan birisi her zaman aç karnını doyurabilme kavgası olmuştur. İnsanın doyumsuzluğu ve açgözlülüğü bu kavgayı başlatmıştır. Halbuki yaratılışın ilk günlerinde insanoğlunun nüfusu dünya coğrafyasında okyanustan bir damla mesabesinde bile değilken, dünya hayatı,nefsin en büyük hastalıklarından olan hırs ve tamah sebebiyle rızık mücadelesine sahne olmuştur. Hepimiz topraktan yaratıldığımız halde toprağa sahip olma hırsı aramızdaki husumetleri de körüklemiştir. Yeryüzünde ilk kardeş kanının toprağı sulaması da hep bu mülkiyet iddiasının eseridir.
Ekmek kavgası bugün modern hayatımızda da ihtiyaçlarımızın önceliğini de belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu kavganın içinde geçim sıkıntısı maişet derdi ve ihtiyaçlara ulaşmak hususunda ekonomik boğuşmayı ifade eder.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de yüz binlerce insan bu kavganın girdabında dönüp durmaktadır. Vatandaş bu döngünün içerisinde savrulup gitmekte, akıbetin ne olacağını da kestiremez hale gelmiştir. Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi yaşadığımız ülkede de sayılamayacak çok insan kendini bu kavgaya kaptırarak sorunun nedenlerini ve niçinlerine bile ulaşamadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ekmek kavgası süreci bazen toplumsal çürümeye ve yozlaşmaya kimlik ve kişilik kaybına, gönüllü köleliğe sebep olabilmektedir.
Ekmek deyipgeçmeyelim . Ekmek her devirde yoksulluğun ve zenginliğin sembolü olmuştur.Günün her saatinde ucuz ekmek alabilmek için halk ekmek büfeleri önünde, soğuk sıcak demeden kuyruğa giren insanların artması, yoksulluğun daimileştiğinin önemli bir göstergesidir.
Ekmek sadece bir karın doyurma aracı olmaktan uzak, bazı ülkelerin sembolü haline gelmiştir. Uzak Asya ülkelerinde pirinç sofralarının olmazsa olmazıdır. Çin de pirinç tüketimi geri kalan tüm dünya ülkelerinin tüketiminin üzerindedir yada İtalya için makarna adeta ulusal besin kaynağıdır. Bizim topraklarımız da ise ekmek sofralarımızın olmazsa olmazıdır. Çünkü ekmeğin ana maddesi buğdayın ilk üretildiği topraklar Anadolu coğrafyasıdır. Urfa Göbeklitepe kazıları bu gerçeği doğrulamaktadır. Çoğumuzun karnı sofrada ekmek olmazsa doymaz. Her ne kadar son dönemlerde ekmeğimizin GDO su değiştikten sonra sağlık kaygıları ile sağlık için ekmek tüketimi azalsa bile yine de fakirin bir numaralı en temel kaynağıdır ekmek.
Sabah kalkar kalkmaz annemizin kalk oğlum bakkal dan ekmek al gel diye seslenişidir. Üniversiteye gittiğimizde kuru yanında bol ekmekle karnımızı doyurduğumuz nimettir. Akşam yemeğinde ise yemek tabağını sıyırarak sünnettir dediğimizdir ekmek. Hatta modern beslenme dediğimiz fast-food anlayışımız da bile ekmek arası döner diye seslendiğimizdir ekmek.
Ekmek sadece sofralarımızı süslemekle kalmamış edebiyat riteratürümüze bile girmiştir. Ekmekle ilgili kitaplar yazılmış, çoğu sanatlar ekmek parası için icra edilmiştir.
(Devam edecek…)