Üzülerek ifade edebilirim ki bugünkü iktidarın başı, vatandaşın yaşadığı ekmek kavgasını geçim sıkıntısını gidermek şöyle dursun, en ufak bir adım dahi atmıyor. Bilinçsizce attığı adımlar ise ters tepki veriyor. Çoğu zamanda ülke ekonomisine çeki düzen vereceğim derken, çözüm olarak ileri sürdüğü fikirler, ekonomik sıkıntılar içindeki halkın savaştığı ekmek kavgasının üzerine su yerine benzin döküyor.
Ekmek kavgası geçmişte de vardı. Fakat bugünkü boyutlarda değildi.
Günümüzde, modern yaşamın ürettiği teknolojileri kullanıyoruz, hayatı kolaylaştıracak bir sürü alet edevata sahibiz, lakin yaşamımızı kolaylaştıran argümanlardan yoksunuz ki, eskiden geleneksel üretim araçlarını kullanarak ürettiklerimizle, gıdamızı karşılıyor ve bir kısmını da ihracat yapabiliyor iken, bugün tarımda gıdada her türlü teknolojik alet kullanmamıza rağmen, dışarıdan gıda maddesi ithal eden bir ülke haline geldik. Bugün savaşan iki devlet bize buğday vermese, ekmeği on liraya yiyeceğiz, daha da ileri giderse aç kalacağız. Hükümet hala iç piyasadaki açığı dışardan ithal etmekle kapatabileceğini zannediyor. Bu düşünce tarzı çok büyük hata . Üretimin önemini hala kavramış değil. Üretim olmazsa açlık ve kıtlık olur. Öyle zaman gelir ki paran olsa da gıdayı bulamazsın. Zira gıda yaşamın kaynağıdır. Bir ülke kendi halkı açken elindeki gıdayı kaç lira verisen ver, elinden çıkarmaz. Önce can sonra canan der.
Bugün Türk çiftçisi ağır girdi maliyeti nedeniyle üretememektedir. İflas bayrağını çekmek üzeredir. Çekilen gıda sıkıntısının sebebi budur. Çiftçimizin can çekiştiğini gören iktidar, sadece hamasi demeçler le çiftçiyi yeniden toprağı ile buluşturacağını zannediyor ama nafile. Çiftçiyi bir defa küstürdün mü ne yaparsan yap toparlanma süreci en az beş yıldır. Zira tarım uzun soluklu bir sektördür. hemen bir anda alınan günlük politikalarda çözüm bulamazsınız. Hele hele Türk çiftçisinin elinden toprak mahsülleri aracılığı ile buğdayın kilosunu 10 liradan alırda, Rus çitfçiden 15 liraya ithal ederek alırsınız, Türk çiftçini öldürürsün, yabancı çiftçiyi de ihya etmiş olursunuz.
Türkiye kendi çiftçisini, üreticisini öldürdüğü için bugün insanımız ekmek kavgasını da kaybetti . Onun içindir ki bir ev kirasını bile karşılayamayan milyonlarca insanla doldu yaşadığımız ülke. Oğluna önlük alamadığı için intihar eden babayı yazdı gazeteler. Gelişmiş ülkelerde, sınırsızca tüketim sonucu obezite büyük bir problem haline gelirken, bizim gibi ülkelerde Pazar yerlerinde akşam karanlığında kimseler girmesin diye, atılan gıdalarla karnını doyurmaya çalışan insan manzaralarını görmek normal hale geldi. Uyuşturucu, hırsızlık, kapkaç olayları sokakları sardı. Ekmek parası uğruna aile yapımız çöktü. Fuhuş kadın ticareti artık sektör haline geldi.
Seçim meydanlarında, kapalı toplantılarda yalaka ve yandaş medya huzurunda atılan nutuklar, söylenen yalanlar, küresel göz boyamalar.yabancı ülkelerdeki benzin ve gaz fiyatlarını kıyaslayarak Avrupa ülkelerin de gıda yokluğu ve enerji kısıtlama palavralarını her gün söylemekle, halk üzerinde mazeret ve haklılık algısı yaratarak, vatandaşın gözünü boyama taktikleri, hiçbir şeyi değiştirmiyor. Ekmek kavgası insanları öyle bir cendereye soktu ki, insanların manevi duygularını da köreltmeye başladı. Geçim derdine düşen insanımız kutsal değerlerini de unutmaya başladı.işin garibi iktidara oy veren ezilen gruplar, kendilerini bu bataklıktan çıkaracak çarelerin arkasına düşeceği yerde, Stokholm sendromuna yakalanmış gibi katillerine aşık olmuş kullar haline dönüşmüştür. Unutmayalım ki ekmek kavgasını kazanmanın tek yolu üretimdir. (SON)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
EKMEK KAVGASI (3)
Üzülerek ifade edebilirim ki bugünkü iktidarın başı, vatandaşın yaşadığı ekmek kavgasını geçim sıkıntısını gidermek şöyle dursun, en ufak bir adım dahi atmıyor. Bilinçsizce attığı adımlar ise ters tepki veriyor. Çoğu zamanda ülke ekonomisine çeki düzen vereceğim derken, çözüm olarak ileri sürdüğü fikirler, ekonomik sıkıntılar içindeki halkın savaştığı ekmek kavgasının üzerine su yerine benzin döküyor.
Ekmek kavgası geçmişte de vardı. Fakat bugünkü boyutlarda değildi.
Günümüzde, modern yaşamın ürettiği teknolojileri kullanıyoruz, hayatı kolaylaştıracak bir sürü alet edevata sahibiz, lakin yaşamımızı kolaylaştıran argümanlardan yoksunuz ki, eskiden geleneksel üretim araçlarını kullanarak ürettiklerimizle, gıdamızı karşılıyor ve bir kısmını da ihracat yapabiliyor iken, bugün tarımda gıdada her türlü teknolojik alet kullanmamıza rağmen, dışarıdan gıda maddesi ithal eden bir ülke haline geldik. Bugün savaşan iki devlet bize buğday vermese, ekmeği on liraya yiyeceğiz, daha da ileri giderse aç kalacağız. Hükümet hala iç piyasadaki açığı dışardan ithal etmekle kapatabileceğini zannediyor. Bu düşünce tarzı çok büyük hata . Üretimin önemini hala kavramış değil. Üretim olmazsa açlık ve kıtlık olur. Öyle zaman gelir ki paran olsa da gıdayı bulamazsın. Zira gıda yaşamın kaynağıdır. Bir ülke kendi halkı açken elindeki gıdayı kaç lira verisen ver, elinden çıkarmaz. Önce can sonra canan der.
Bugün Türk çiftçisi ağır girdi maliyeti nedeniyle üretememektedir. İflas bayrağını çekmek üzeredir. Çekilen gıda sıkıntısının sebebi budur. Çiftçimizin can çekiştiğini gören iktidar, sadece hamasi demeçler le çiftçiyi yeniden toprağı ile buluşturacağını zannediyor ama nafile. Çiftçiyi bir defa küstürdün mü ne yaparsan yap toparlanma süreci en az beş yıldır. Zira tarım uzun soluklu bir sektördür. hemen bir anda alınan günlük politikalarda çözüm bulamazsınız. Hele hele Türk çiftçisinin elinden toprak mahsülleri aracılığı ile buğdayın kilosunu 10 liradan alırda, Rus çitfçiden 15 liraya ithal ederek alırsınız, Türk çiftçini öldürürsün, yabancı çiftçiyi de ihya etmiş olursunuz.
Türkiye kendi çiftçisini, üreticisini öldürdüğü için bugün insanımız ekmek kavgasını da kaybetti . Onun içindir ki bir ev kirasını bile karşılayamayan milyonlarca insanla doldu yaşadığımız ülke. Oğluna önlük alamadığı için intihar eden babayı yazdı gazeteler. Gelişmiş ülkelerde, sınırsızca tüketim sonucu obezite büyük bir problem haline gelirken, bizim gibi ülkelerde Pazar yerlerinde akşam karanlığında kimseler girmesin diye, atılan gıdalarla karnını doyurmaya çalışan insan manzaralarını görmek normal hale geldi. Uyuşturucu, hırsızlık, kapkaç olayları sokakları sardı. Ekmek parası uğruna aile yapımız çöktü. Fuhuş kadın ticareti artık sektör haline geldi.
Seçim meydanlarında, kapalı toplantılarda yalaka ve yandaş medya huzurunda atılan nutuklar, söylenen yalanlar, küresel göz boyamalar.yabancı ülkelerdeki benzin ve gaz fiyatlarını kıyaslayarak Avrupa ülkelerin de gıda yokluğu ve enerji kısıtlama palavralarını her gün söylemekle, halk üzerinde mazeret ve haklılık algısı yaratarak, vatandaşın gözünü boyama taktikleri, hiçbir şeyi değiştirmiyor. Ekmek kavgası insanları öyle bir cendereye soktu ki, insanların manevi duygularını da köreltmeye başladı. Geçim derdine düşen insanımız kutsal değerlerini de unutmaya başladı.işin garibi iktidara oy veren ezilen gruplar, kendilerini bu bataklıktan çıkaracak çarelerin arkasına düşeceği yerde, Stokholm sendromuna yakalanmış gibi katillerine aşık olmuş kullar haline dönüşmüştür. Unutmayalım ki ekmek kavgasını kazanmanın tek yolu üretimdir. (SON)