Hava Durumu

Enerji savaşları ve dökülen kanlar 2

Yazının Giriş Tarihi: 22.04.2026 18:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 18:37

Bizim insani yönümüz ağır bastığı için, yüzümüze gülen nefsimize hoş gelen sözler sarf eden düzenbaz da olsa hemen inanıveriyoruz. İnandıktan sonra da her şeyimizi teslim ediyoruz. Eskilerin deyimiyle, “her gördüğümüz sakallıyı dedemiz zannetme” sözünü doğrularcasına karşımıza çıkanı da dost zannediyoruz. Bizdeki bu ruh hali hem iş politikada ve hem de dış politikamız da başımıza büyük sorunlar açıyor. Duygusallığımız, aklımızı perdelediği içinde sağlıklı kararlar alamıyoruz. Bundan önce ülkemizin başına büyük dertler açan, hiç yoktan sorunu, sorunlar yumağı haline getiren, bununla da kalmayıp gelecek yıllarımızı da tehdit eden sorunların başında gelen FETÖ, çözüm süreci, Irak ve Suriye olayları vs. gibi belalar, hep başımızdakilerin duygusallıkları sebebiyle gelmiştir. Bu duygusal tavrımız, bizi büyük girdapların içine sokunca da, aklımız başımıza geliyor. Hislerimiz mantık çizgisine giriyor ama bu sefer de iş işten geçiyor. Tavşan bayırı aşmış gidiyor, biz ise hiçbir şey yapmadan arkasından bakıp kalıyoruz. Duygularımızın önüne akıl hakim olunca da üzülüyor, hiç yoktan özür dilemek zorunda kalıyor, Kandırdılar aldatıldım gibi mazeretler arkasına sığınmak zorunda kalıyoruz. Halbuki devlet adamının hata yapma ve kandırılma gibi lüksü yoktur. Devleti idare ederken yaptığın en küçük bir hata devletin elden gitmesine sebep olur. Nitekim de 15 Temmuzdan önce yapılan hatalar, nedeniyle, neredeyse Türk Devleti elden gidiyordu. Bunu hepimiz gördük ve yaşadık.

Türkiye bugüne kadar dış politika da çok büyük yanlışlıklar yaptı. Komşularımız da meydana getirilen olayları değerlendirme konusunda komşuluk hukukuna pek riayet etmedi. Her konuda, önce komşuluk hukukun kendine yüklediği mükellefiyet olan iyi ilişkiler kurma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve önceliğini ona dayandırması gerekirken, dışarıdan bazılarının üflediği saiklere kanarak, dış güçlerin dümen suyu doğrultusunda hareket etti. İnsani ilişkilerde olduğu gibi devletlerarası ilişkilerde de komşu ve komşuluk çok önemlidir. Bugün birimizin başına kötü bir hal geldiğinde, bağırdığımız da, ilk duyan ve yardıma koşan komşularımızdır. Hatta komşularımız ,evladımızdan daha çok bizlere yakındır. Evlat evlenmiş gitmiştir ama komşumuz daima burnumuzun dibindedir. Hz peygamberimiz (SAV) bile “Cebrail (AS) komşuluk hukuku hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki; komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim” buyurmuştur. Bu günlerde Türkiye, komşu hukukuna riayet etmemenin cezasını çekiyor. Bugün komşularımızın tamamında yangın çıkmış vaziyette. Elbette ki bu ateş şimdiden önlem almaz isek bizlere de sıçrayacaktır

Pekala bugün ABD, İsrail ve İran arasında cereyan eden savaşın da, bir yer de enerjiye sahip olmak arzusunda olan ABD ile, inandığı kitabın kendisine vadettiğine inanan İsrail'in arzı muvuda hakim olması iadeline dayanmaktadır. Aklen malul, şımarık mahalle çocuğu hüviyetindeki bir başkan olan Trump ile, inancının gereğini gerçekleştirmeye yönelik BOP dediğimiz projeyi hayata geçirmek misyonunu kendinde gören Neten yahu denilen meczubun misyon üstlenmesi gibi görünüyor. Ancak bu iki liderin kendilerine biçtikleri görev anlayışının dışında, esas ana neden son zamanlar da Çin'in teknolojik ve ekonomik gelişmesi sonucu, şirazesi kayan ABD ekonomisinin güç savaşlarıdır. Zira ABD Ortadoğu petrol ve doğal gazının tek hakimidir. Dünya petrol piyasasında da fiyatları belirleyen bu ABD şirketleridir.

İran da şah rejiminin yıkılması ile birlikte iktidarı ele geçiren Humeyni rejimi, batılı şirketleri ülkeden kovup, petrol ve doğalgaz kaynaklarını millileştirdi. Bu durumu sindirmeyen ABD İran'a ekonomik boykot kararı aldı. Kararına bütün dünya devletlerini de ortak etti. Bu şekilde İran büyük bir ekonomik ambargo uygulamasına girdi. ABD o kadar ileri gitti ki, İran la her türlü alışverişi yasakladığı gibi, bu ambargoya uymayan ülkelerle şirketleri dahi cezalandırmaya kalktı. Şu günler de Türk-ABD ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen Halk bankası davası da bu yöndedir. Rıza Zarrab isimli bir İranlı üzerinden ilişkiye girerek, İran'la alışverişi Halkbank üzerinden yaptı diye, halk bank aleyhine ABD mahkemesinde davalar açılması ve bu davanın Türk ABD İlişkileri yönünden demoklerin kılıcı gibi üzerimiz de baskı unsuru olarak tutulması da, İranla ambargoyu deldiğimiz içindir. Türkiye bu ambargo yüzünden, İran dan varilini 20 dolara alabileceğimiz ham petrolün varilini başka ülkelerden 60-70 dolara almak zorunda kaldık. ABD'nin İran'a uyguladığı ekonomik ambargo yüzünden Türkiye bugüne kadar çok büyük bedeller ödedi. Halen de ödemeye devam ediyoruz. İçimizden şöyle bir delikanlı iktidar çıkıp da, "biz bağımısz bir ülkeyiz, kimse den emir ve talimat almayız istediğimiz ülke ile ticaret yapabilir" şeklinde bir harekete cüret edemedi. Hele hele şimdiki iktidar aklından bile geçirmedi. Aksine her ortamda" Dostum Trump" nidaları ile ABD'nin isteklerini emir telakki etti.

DEVAM EDECEK…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.