Hava Durumu

Enerji savaşları ve dökülen kanlar 3

Yazının Giriş Tarihi: 23.04.2026 17:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.04.2026 17:03

Dünyada petrol rezervlerinin ilk sırasında Venezuela gelir. Venezuela petrollerinin en büyük alıcısı Çin'dir. Takriben %90'ı Çin'e ihraç edilir. Bundan 3 ay kadar önce ABD askeri bir hareket yaparak Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro'yu karısıyla birlikte alarak Amerika'ya götürüp yargılamaya başladı. Bu hareketi ile ABD, Çin ekonomisine ilk darbeyi vurdu. Dünyada en çok petrol üreten ikinci ülke Rusya'dır. Kendi ihtiyacını karşıladığı gibi büyük bir kısmını da Avrupa'ya satmaktadır. AB ülkeleri ambargo nedeniyle İran'dan petrol alamadıkları için, mecburen Rusya'nın istediği fiyattan petrol açığını kapatmak zorundalar. Ambargo nedeniyle Rusya Avrupa'ya ihraç ettiği petrolü bir psikolojik güç olarak da kullanmakta... Zira AB ülkeleri petrol ve doğalgaz ihtiyaçlarının çoğunu Rusya'dan temin etmektedirler. Bu mecburiyetleri onları Rusya'ya karşı bağımlı hale getirdiğinden siyaseten de Rus isteklerine boyun eğmek durumundadırlar. ABD'nin İran'a ekonomik ambargo uygulaması, Rusya'nın menfaatine olduğundan, dikkat edilirse, İsrail- İran savaşında, ABD ile ezeli düşman gibi görünmesine rağmen İran'ın yanında yer almamaktadır.

İran petrol üretiminde dünyada üçüncü sıradadır. ABD ambargosu nedeniyle devasa boyutlarda ürettiği bu petrolü dış ülkelere satamamaktadır. En büyük alıcısı da Çin'dir. Zira Çin'in kendi kendine yetecek petrolü yoktur. Ambargo olduğundan İran petrolünü çok ucuz fiyatla Çin'e satmakta, Çin de ucuz enerji maliyetleri nedeniyle ekonomik ve teknolojik alanda büyük atılımlar gerçekleştirmiştir.

Bu yüzden de Çin'deki ucuz iş gücü olduğundan dünyada isim yapmış büyük Amerikalı şirketler üretim merkezlerini Çin ve onun kontrolündeki Hong Kong'a kaydırınca bu durum ABD ekonomisi aleyhine işlemeye başladı. Bugün piyasadan aldığınız menşei ABD'de doğmuş, dünyanın isim yapmış markalarının üretim yerinde " Made in China" yazdığını görüyoruz.

Bu itibarla şu anda ortada gördüğümüz İran- İsrail savaşı adı altında görünse bile aslında ABD- ÇİN arasındaki rekabetten doğan bir vekalet savaşıdır. Cephede biz İran ve İsrail'i görsek de aslında sütre gerisinde harbedenler Çin ve ABD'dir. Bu iki devlet istemedikçe de bu İran- İsrail savaşı bitmeyecektir.

Pekala biz Türkiye olarak bu savaşın neresindeyiz? Her iki devlet gözümüzün önünde bombalar ve füzeler yağdırırken, çoluk çocuk, yaşlı- genç bir sürü insan evladı öldürülürken, bizler hem fert hem de devlet olarak hiçbir şey yapmıyoruz... Komşumuzdaki yangının eninde sonunda bizim evimize de sıçrayacağını bir türlü akıl edemiyoruz. Bu olaydan önce Suriye'de ilk olaylar patlamaya başladığı zaman da yangının bize dokunmayacağı zannı ile uzaktan seyrediyorduk. Komşuluk hukukundan doğan arabuluculuk,ve sulhen bu yangını söndürmek için hiçbir çaba sarf etmedik. Aksine o tarihlerde ABD ile birlikte hareket ederek "eğit- donat- gönder" adı altında Suriyeli radikal gençleri Türkiye'de eğittik, eline silah verip ismini de Özgür Suriye Ordusu altında Esad Rejimine karşı savaştırdık. Sonuçta elimize ne geçti, beş milyondan fazla göçmeni ağırlamak zorunda kaldığımız gibi Esad rejimini deviren o günkü Nusra örgütü oldu. Bugün Suriye hükümeti üzerinde hiçbir etkimiz olmadığı gibi halen de bu milletin parasıyla İdlip'teki Özgür Suriye Ordusunu beslemeye çalışıyoruz. Tarih hep tekerrür etmiştir. Komşu ülke içinde ayaklanma, harp ve kaos devam ederken, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile hareket ederek komşusunun bu kötü gününde yardımına koşmayan ülkeler, eninde sonunda komşusunun başına gelen kaderi yaşamak zorunda kalmışlardır.

İran- İsrail savaşında hükümetimiz güya tarafsız gibi görünüyor. Lakin gizli bir el Türkiye'yi de bu savaşa sürüklemeye çalışıyor gibi. Bizim iktidarımız da ne hikmetse tarafsızlık kisvesi altında, komşumuz İran'a yapılabilecek insani yardımları bile yapamıyor veya yapmıyor. En azından İran'ın kuzeyinde Tebriz bölgesinde otuz milyondan fazla Türk nüfusu yaşadığı halde, Bu soydaşlarımız da savaşın getirdiği zorluklar ve yıkımlardan zarar görmektedir. En azından bu soydaşlarımıza gıda- ilaç vs. Gibi insani yardımları yapamaz mıyız? Yetkililerin ağzından çıkanlara bakarsak bu hükümet alakamız olmadığı halde Suriye'de on binlerce ev, okullar, hastaneler ve hatta üniversite bile yaptırırken, onların elektrik ve internet hizmetlerini dahi bedava olmak üzere düşünürken, İran'daki soydaşlarımıza bir koli su bile göndermekten aciz mi ? Hükümet bu savaşta güya itidalli davranış sergiliyorum dese de bir yandan da İran'ın dışarısıyla olan ticaretinin can damarlarını kesmek için de yasal düzenlemeler yapmaktan da çekinmiyor.

DEVAM EDECEK…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.