Hava Durumu

HUKUK DEVLETİNDE Mİ YAŞIYORUZ

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2026 16:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 16:56

Bazı değer ifade eden kavramlar vardır ki, beynelmileldirler. Dünyanın her yerinde aynı mahiyette anlaşılır ve aynı değer yargılarını ifade ederler. Bu kelimelerden en önemlisi de hukuk dediğimiz kavramdır. Toplum içinde yaşayan insanların birbirleri ile ve yaşadığı toplumla kişisel ilişkilerini düzenleyen, kendilerine uyulması için zorlayıcı gücü ile güvence altına alınan kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını amacı; insanların, çevresiyle barış ve güven içerisinde yaşayabileceği bir toplum düzeni kurmayı ve bu düzeni korumayı amaç edinmiştir. Hukuk devleti olmanın gereği de, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almak ve bunları geliştirmek, yönetilenlerinin haklarını aramalarının önündeki tüm kısıtlamaları kaldıran ve aynı zamanda tabii hukuka bağlı olan devlettir.

Kapsadığı ifade ve çağrıştırdığı bilgiler, konumu ne olursa olsun, ister fakir, ister zengin, ister dindar, isterse dinsiz, ister özel ve isterse devlet olsun aralarında hiçbir renk, din, dil farkı olmadan, herkesin aynı hukuk rejimine tabi olduğu düzenin adıdır hukuk devleti.

Elbette ki, kamu hizmetlerinin mahiyeti itibariyle gerektirdiği durumlarda, devlet kurumlarına bazı istisnalar tanınabilir. Mahallenize bir okul çok elzem, veya insanların rahatça seyahat edebilmeleri için yol açılacak vs gibi hizmetlerin gerçekleşmesi için, özel menfaat ve anayasadan kaynaklanan bu hürriyetler ve haklar, geçici veya devamlı olarak kısıtlanabilir. Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde kamu yararı varsa devlet kurumlarına bazı imtiyazlarda tanınabilir. Ama bu imtiyazlar daima istisna olmalıdır. İstisnalar dışında devlet ve vatandaş hak ve özgürlükler alanında aynı hukuka tabidir. Ancak mensubu olmaktan iftihar duyduğumuz bu günkü hukuk düzeni içinde artık istisnalar esas, oldu. Devlet ve ona bağlı kamu kurumlarının imtiyazları hayatımızın tamamını kuşatmış vaziyette.

En basitinden, fert olarak ticari ve insanı münasebetlerden dolayı şahıslarla, devlet ve belediyelerle bir alacak borç ilişkisi olabilir. Ki günümüz çarpık düzeninde vatandaşın en fazla alacak borç ilişkisine girdiği kurumlar kamu kurumları oldu artık.

Vatandaştan bir alacağınız olduğu takdirde izleyeceğin prosedür bellidir. Öncelikle elimizdeki senet veya belgeyi tahsil için usulüne uygun bir dosya hazırlayıp icra dairesine başvuruyorsunuz icra iflas kanunda yazılı prosedürleri işletiyorsunuz. Alacaklı ve borçlu, kanunun koyduğu kurallar dairesinde, alacak ve borç hukuku içinde alacaklarınızı tahsil etmeye çalışıyorsunuz. Gerçi eskiden icra iflas kanununda alacaklı ve borçlu hakları hususunda bir denge vardı ama, maalesef hükümetimiz kanunda yaptığı değişikliklerle bu dengeyi hukuk da tamamen borçlu lehine, ceza hukukunda tamamen sanık lehine çevirdi. Artık alacağınızı icra kanalıyla yasal yoldan almak, nerdeyse bir hayal oldu. Bu düzende borçlu olmak ve ceza davasında sanık sandalyesinde bulunmak bir avantaj hale geldi. Onun içindir ki son zamanlarda piyasa da bir sürü faktöring ve forest şirketleri mantar gibi çoğaldı. Alacaklı artık alacağını tahsil için devlet yerine bu firmaları tercih ediyor.

Peki devletten bir alacağınız varsa ne yapacaksınız? O zaman normal vatandaştan alacağınızı tahsil için kullandığınız yola başvuramayacaksınız. Çünkü devlet borcu karşılığında vatandaşa senet-çek vs gibi belge vermiyor. Önce alacağınızı isbat edip mahkemeden lehinize bir karar çıkaracaksınız, sadece bu kararı çıkarmak yetmez, kesinleştireceksiniz. Devlet aleyhine dava açmanız kesinleştirmeniz, bugünkü ağır aksak yürüyen adalet sistemi içinde ortalama 3 ila 5 yıl sürer. Bu süre içinde bir sürü masraf yaptınız, sonuç da aldığınız kararı kesinleştikten sonra icra dairesine başvurdunuz, icra takibini de kesinleştirdiniz diyelim, pekala ne işe yarar bu takibi kesinleştirmeniz? Maalesef hiçbir işe yaramaz. Borçlu devlet olduğu için yasa gereği devletin malları haczedilemez. Borçlu belediye ise oda aynı… Belediyeler tüm mal ve gelirlerini kamu hizmetine tahsis ettik diye bir karar aldı mı onlar aleyhine de haciz uygulaması mümkün değil. O zaman yapılacak şey bekleyeceksiniz. Borçlu devlet kurumunun yöneticileri insaf edip de paranızı ödemedikçe hiçbir şey yapamazsınız.

Pekala alacaklı devlet olursa ne oluyor?

İşte o zaman yandınız, Allah yardımcınız olsun. Vergi veya SGK prim borcunuz varsa hepten yandınız. 6183 sayılı Amme alacaklarının tahsilini dair kanun yakanıza yapışır, haberiniz dahi olmadan tüm malvarlığı ve hesaplarınıza el konulur. Eliniz ayağınız bağlanır, artık memurun insafına kalmışsınızdır. Bugün, devlet ve belediyeler bünyelerinde kurdukları icra daireleri ile alacaklarını elektronik ortamdan rahatça tahsil yoluna gitmektedirler. Sizin gibi gidip icra dairesine başvurmaz. Alacaklı olması için de mahkemeye falan başvurmaz. Alacaklı olduğunu söyleyen kurumun kendisini alacaklı kabul etmesi kafidir. Araçlarınıza, tapu kayıtlarınıza ve bankadaki hesaplarınıza konulan hacizler nedeniyle mağdur olmuşsunuz, batmışsınız, ticari itibarınız gitmiş önemli değildir.

Devletin alacakları ile borçları aynı hukuk rejimine tabi olmadıkça, yaşadığımız düzene hukuk düzeni diyemeyiz. Devlet vatandaşına karşı borçlu olmamalı. Alacağına kartal borcuna da serçe olan bir devlet anlayışından sıyrılmalıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.