Hava Durumu

NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ?

Yazının Giriş Tarihi: 04.04.2026 18:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.04.2026 18:18

İnsanlığımızı yitirdik, fakat hala demokrasinden, barıştan dem vurmayı marifet sayarak, kendi kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz. Ortalık da karanlık ruhlu insanlar cirit atıyor, ama biz hala kendi içimize kapanmış, güya sorunlarımızı çözmekle meşgulüz. Düşünmüyoruz ki bu sorunların kaynağı biz değiliz, bu sorunları çıkaran biz değiliz ki, çözümünü de bize bıraksınlar.

Ülkede yaşayan insanlarımız, kendi sorunlarına eğilmek yerine manasız bir particilik hastalığına yakalanmış, kendisinin ve ülkesinin bekası konusunda düşünme ve kaygılanmayı bir kenara bırakmış vurdum duymaz tavırlarını sürdürüyor. Geleceği,mantık gözüyle değil partisinin penceresinden görüyor ve değerlendiriyor. İktidarı arkasına alan kara para sermayesi; medya silahını milletin üzerine doğrultmuş, inancını, aklını düşünme melekelerini kültürünü, velhasıl manevi değerlerini bombalamakla meşgul. Bu amaçla sokaklarımız da, şehirlerimizde bombalar patlıyor, masum insanlar katlediliyor. Şehit cenazeleri ocaklara ateş düşürüyor. Analar ağlıyor, çocuklar yetim kalıyor, her gün öldürülen kadınlarımız ve göz yaşı, sanki kaderimiz olmuş gibi. Sınırlarımız da üçüncü dünya savaşı çıkarmak isteyen hain ruhlular, ülke içinde cirit atıyorlar. Bütün bunları önlemekle görevli iktidarımız ise yaklaşmak da olan felaket senaryosunu aval aval seyrediyor.

Birkaç efelenme ve hamaset şarkıları ile görevlerini yapmış zannediyorlar. Muhalefetimiz ise, iktidarın başının ortaya atığı gündemlerin peşinde sürüklenip gitmekte. Hele hele ana muhalefet ise var mı yok mu belli değil.Ana muhalefetimiz yaşanan felaketleri unutmuş, o hala Ekrem imamoğlunun peşine takılmış gidiyor. ülke yeni bir savaşın eşiğine gelmiş, iktidar ve muhalefet ise hala iç sorunlar ile meşgul, dünü bugünü ve geleceği değerlendirmekten aciz.

Velhasıl bugünler de memleketin hayati meseleleri, çözümsüzlük girdabı içine sokulmuş, dönüşü olmayan bir mecraya sürükleniyor. Çareler üretmesi için meclise seçip gönderdiğimiz parlamento ise kısır çekişme ve kavgalara odaklanmış, sen ben çekişmeleri ile meşgul. Neticeten, bugünün panoramasını çizecek olursak, Ankara devekuşu misali kafasını kuma sokmuş, kendisinin görmediği gibi, düşmanında kendisini görmediğini zannediyor.

Pekala, bu ülke insanı günümüzde kendi benliğinden ne oldu da bu kadar uzaklaştı?

Önce bu milletin zihninden iddia ve idealini aldılar. Bu insanların öncelikle “ümmet olma” iddiası ve ideali vardı. Atalarımız bu ideal için küfür karşısında göğüslerini siper ettiler. Ama bu iddiamız son zamanlarda yok olmaya yüz tuttu. Bu iddia bizim varlığımızın, hayatta olmanın bir sebebi idi. İddian yoksa sende yok olursun. Nitekim de batı ruhumuzda olan idealizm ateşini söndürmek için her şeyin varlık sebebinin dahi maddeden ibaret olduğunu ruhumuza kazıdı. Bizde nefes almayı, yiyip içmeyi, yediklerimizi sindirme eylemlerini var oluşumuzun sebebi saydık. Halbuki insan yiyip içmekle var olmaz. Sadece tüketmiş oluruz. Dikkat edersek öldüğümüzde varlık olarak kabul ettiğimiz beden çürüyüp kokuşuyor zamanla yok oluyor. Ama ahirette bizimle giden ruh dediğimiz varlıktır. Evet, ruhlar aleminde Yaradan’ımıza verdiğimiz “evet sen bizim rabbimizsin” diye cenabı Hakk’a verdiğimiz sözümüzü de tutmadık… Allah’ı bırakıp bu dünyada haşa başka başka rabler edindik. Kimimizi rabbi mal, mülk, kimimizin kadın, kimimizin makam mevki, hatta bir kısmımız da partisini , ABD yi, Rusya’yı, Batı’yı kendilerine rab edindiler. Allah (CC)’nin dediğini bıraktılar, iş ve amellerinde Amerika neder, Rusya neder diye sorar oldular.

Materyalist düşünce değer yargılarımızı da değiştirdi. Eskiden şeref, haysiyet, namus vs. gibi kavramların yerini artık para aldı. Şimdilerde insanların değeri elindeki telefonun fiyatıyla ölçülür oldu. Altındaki araba kullandığın ev pahalıysa değerin fazla yoksa sen bir hiçsin… Halbuki Allah (CC) nezdindeki insanın değeri “Eşrefi mahlukattır.” İnsanlar arasından çıkarılmış en hayırlı ümmettir.” Allah (CC) yerine maddeyi kendimize ruh olarak kabul ettiğimiz içindirki , kendi ellerimizle yaptığımız maddeden, onlar da bizler gibi insan oldukları halde, ABD’den Rusya dan korkar duruma düştük.

Artık bir Müslüman olarak, ruhumuza vurulan prangalardan kurtulmalıyız. Korkularımız Allah korkusu, değerlerimiz Kuran hakikatleri olmalı. Ruhumuza zerkedilen batı uygarlığını söküp atmalı, yerine kendi medeniyet değerlerimizi monte etmeliyiz. Yoksa hiçbir şeyi beceremeyen ucuz taklitçiler oluruz. Gözümüzü, kulağımızı ruhumuzu vahye açmalıyız ki, aklımız karışmasın. Malkolmx’in dediği gibi “insan iyi nişan almalı, kuklayı değil, kuklacıyı vurmalıdır.” Bizde artık ülkemizde cereyan eden bu olayların önündeki kuklaları değil, kuklanın iplerini ellerinde bulunduran kuklacıları hedef almalıyız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.