Örgüt militanlarının ,Günlük yiyecek ve giyecekleri de düşünülürse yıllık milyonlarca dolarlık bir nakit maliyeti ortaya çıkar. Militanların çoğu da dünyanın çeşitli bölgelerinden toplanmış milislerdir. Örgütün herhangi bir geliri olması da mümkün değildir. Pekala 2017 yılından bugüne kadar bu örgütleri hangi ülkeler finansa etti, kimler para ve silah yardımı yaptı da bu örgüt bugüne kadar ayakta kalabildi? Hiç düşündünüz mü? Suriye’nin parçalanması planlarını kimler yaptı? Kimin menfaatine yaradı? İyi düşünmek gerekir. Suriye devletinin parçalanmasında hangi devletlerin parmağının olduğunu anlamak için istihbarat analizcisi merhum Prof. Dr. Mahir KAYNAK’IN şu sözlerinde aramalıyız. “bir olayın failinin kim olduğunu anlayabilmek için, öncelikle bu olay kimin işine yarıyor? Sorusunu sormak gerekir”. Esad’ın devrilmesi ile şimdiler de darmadağın olmuş bir Suriye’nin bu hale gelmesi BOP’un ihyası için atılmış en önemli bir adımdır. Esad zamanında ara sıra Şam üzerine hava saldırıları yapan İsrail, Esad’ın ülkeden kaçışından sonra alelacele, Suriye için hayati önem taşıyan suların bulunduğu GOLAN tepelerini işgal etti. İşgal etmekle de kalmayarak, kara harekatını sürdürerek, dürzilerin yaşadıkları köyleri kendine ilhak etti. Buraları da kendi işgalcilerini yerleştirerek İskan’a açtı. Zaten İsrail sınırına yakının da olan dürzi köyleri bu işgale dünden razıydılar. Esad rejimini zamanında korkularından ses çıkarmıyorlardı. İsrail bundan sonra da bu işgalini devam ettirecek ve hiçbir ülkede bu işgale ses çıkaramayacaktır. Bölgeden gelen haberlere bakılırsa İsrail şuanda Şam’a yirmi beş kilometre yaklaşmış ve Şam İsrail’in top menziline girmiş, durumdadır. Adam Suriye’yi adım adım işgale başlamış, bizimkiler de hala Emevi camiinde namaz kılma pozları vermekle meşguller. ABD yetkilileri çoktandır COLANİ ile görüşmelere başladı. Biz ise hala bir randevu bile koparabilmiş değiliz. İsrail’in Suriye’yi işgale başlamasını da, kınama gibi yuvarlak demeçlerle geçiştirip, kendimizi de bayağı bir ş yapmış gibi tatmin olmuş zannediyoruz. Türkiye acilen Suriye deki yeni oluşan rejim güçleri ile kontak kurarak, yeni Suriye rejiminin şekillenmesinde birinci dereceden rol almalı. Zira Suriye’nin darmadağın olmasından en çok etkilenen ve bundan sonra da etkilenecek olan Türkiye’dir. Eğer birinci derece de insiyatif almayıp konuyu milletlerarası anlaşmalara bırakılırsa, bu kaostan çırak çıkacağımız açıktır. Zira Suriye meselesi artık Türkiye’nin beka meselesi haline gelmiştir. Üzülerek ifade edelim ki Suriye’nin yeniden şekillenmesi hususunda iktidarımız ciddi adımlar atmadı. Bu konuda muhalefetin tutumu da içler acısı… bir sonraki seçimler de iktidar hayalleri yaşayan ana muhalefetimizde, hala iktidarın oluşturduğu suni gündemlerle meşgul… sadre şifa olabilecek bir Suriye planı bile yok.
Suriye de oynanan bugünkü senaryo, artık ülkemizin geleceğini olumsuz manada etkileyecek, Allah korusun ülkemiz de kaos ortamının ilk adımları olabilir. Olayların başladığı 2011 yılından bugüne kadar, ülkemiz göçmenleri kabul ederek misafir ettik.. bugünkü sayıları gayri resmi rakamlara göre on milyona ulaştı.. bizde misafirlik üç gündür ama, onüç yıldan beridir uzun bir zamandır, hanemizi ve kapılarımızı açtık. Bu kadar bir göçmeni barındırmak her ülkenin karı değildir. Herkes bundan sonra doğduğu topraklara dönmeli ve ülkelerine sahip çıkmalıdır. Seksen milyonluk bir ülkede sığınmacıların nüfusu yüzde onu geçtiği takdir de, artık o ülkenin demografik yapısı bu ağırlığı kaldırmaz ve ülke de çözülme de başlar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RECEP ACAR
SURİYEDE BUGÜNE NASIL GELİNDİ? (4)
Örgüt militanlarının ,Günlük yiyecek ve giyecekleri de düşünülürse yıllık milyonlarca dolarlık bir nakit maliyeti ortaya çıkar. Militanların çoğu da dünyanın çeşitli bölgelerinden toplanmış milislerdir. Örgütün herhangi bir geliri olması da mümkün değildir. Pekala 2017 yılından bugüne kadar bu örgütleri hangi ülkeler finansa etti, kimler para ve silah yardımı yaptı da bu örgüt bugüne kadar ayakta kalabildi? Hiç düşündünüz mü? Suriye’nin parçalanması planlarını kimler yaptı? Kimin menfaatine yaradı? İyi düşünmek gerekir. Suriye devletinin parçalanmasında hangi devletlerin parmağının olduğunu anlamak için istihbarat analizcisi merhum Prof. Dr. Mahir KAYNAK’IN şu sözlerinde aramalıyız. “bir olayın failinin kim olduğunu anlayabilmek için, öncelikle bu olay kimin işine yarıyor? Sorusunu sormak gerekir”. Esad’ın devrilmesi ile şimdiler de darmadağın olmuş bir Suriye’nin bu hale gelmesi BOP’un ihyası için atılmış en önemli bir adımdır. Esad zamanında ara sıra Şam üzerine hava saldırıları yapan İsrail, Esad’ın ülkeden kaçışından sonra alelacele, Suriye için hayati önem taşıyan suların bulunduğu GOLAN tepelerini işgal etti. İşgal etmekle de kalmayarak, kara harekatını sürdürerek, dürzilerin yaşadıkları köyleri kendine ilhak etti. Buraları da kendi işgalcilerini yerleştirerek İskan’a açtı. Zaten İsrail sınırına yakının da olan dürzi köyleri bu işgale dünden razıydılar. Esad rejimini zamanında korkularından ses çıkarmıyorlardı. İsrail bundan sonra da bu işgalini devam ettirecek ve hiçbir ülkede bu işgale ses çıkaramayacaktır. Bölgeden gelen haberlere bakılırsa İsrail şuanda Şam’a yirmi beş kilometre yaklaşmış ve Şam İsrail’in top menziline girmiş, durumdadır. Adam Suriye’yi adım adım işgale başlamış, bizimkiler de hala Emevi camiinde namaz kılma pozları vermekle meşguller. ABD yetkilileri çoktandır COLANİ ile görüşmelere başladı. Biz ise hala bir randevu bile koparabilmiş değiliz. İsrail’in Suriye’yi işgale başlamasını da, kınama gibi yuvarlak demeçlerle geçiştirip, kendimizi de bayağı bir ş yapmış gibi tatmin olmuş zannediyoruz. Türkiye acilen Suriye deki yeni oluşan rejim güçleri ile kontak kurarak, yeni Suriye rejiminin şekillenmesinde birinci dereceden rol almalı. Zira Suriye’nin darmadağın olmasından en çok etkilenen ve bundan sonra da etkilenecek olan Türkiye’dir. Eğer birinci derece de insiyatif almayıp konuyu milletlerarası anlaşmalara bırakılırsa, bu kaostan çırak çıkacağımız açıktır. Zira Suriye meselesi artık Türkiye’nin beka meselesi haline gelmiştir. Üzülerek ifade edelim ki Suriye’nin yeniden şekillenmesi hususunda iktidarımız ciddi adımlar atmadı. Bu konuda muhalefetin tutumu da içler acısı… bir sonraki seçimler de iktidar hayalleri yaşayan ana muhalefetimizde, hala iktidarın oluşturduğu suni gündemlerle meşgul… sadre şifa olabilecek bir Suriye planı bile yok.
Suriye de oynanan bugünkü senaryo, artık ülkemizin geleceğini olumsuz manada etkileyecek, Allah korusun ülkemiz de kaos ortamının ilk adımları olabilir. Olayların başladığı 2011 yılından bugüne kadar, ülkemiz göçmenleri kabul ederek misafir ettik.. bugünkü sayıları gayri resmi rakamlara göre on milyona ulaştı.. bizde misafirlik üç gündür ama, onüç yıldan beridir uzun bir zamandır, hanemizi ve kapılarımızı açtık. Bu kadar bir göçmeni barındırmak her ülkenin karı değildir. Herkes bundan sonra doğduğu topraklara dönmeli ve ülkelerine sahip çıkmalıdır. Seksen milyonluk bir ülkede sığınmacıların nüfusu yüzde onu geçtiği takdir de, artık o ülkenin demografik yapısı bu ağırlığı kaldırmaz ve ülke de çözülme de başlar.