70’leri yaşayanlar bilir; siyaset gündeminde sağcılar ve solcular vardı.

Sağcılar içinde Akıncılar, Yeniden Milli Mücadeleciler, MTTB’ciler, Ülkücüler ve buna benzer gruplar vardı.

Bunlardan kimileri İslami ve dini duyarlılığı, kimileri de Türk milliyetçiğini öne alırlar hatta aralarında ufak tefek Kuva-yı Milliyeci Milli Kemalistler de olurdu.

Sol dediğimiz gruplarda ise Sovyetler Birliğini savunan İleri Gençler Derneği’nden (İGD), DEV-GENÇ’ten, devrimci yoldan, sol Kemalistlerden, milli demokratik devrimcilerden, tepeden inmecilerden, CHP’ye kadar hepsi vardı.

70’li yıllarda siyaset, sağda-solda mücadele edenler olarak adlandırılırdı.

Oysa 1980’li yıllarda İran İslam devriminden sonra Sovyetler Birliği’nin yıkılışıyla tüm bu kavramlar değişti, iç içe geçti, ters yüz oldu.

Hatta İdris Küçükömer’e göre ”Türkiye’deki sol sağ, sağ sol oldu.”

* * *

Son 20 yılda Ak Parti bugün taşların pembelerine, ezilen sınıflara, kasabalılara, işçilere, gecekonduda yaşayan insanlara bir sol partinin vermesi gerekenden çok daha fazla çözüm üretti.

Avrupa’daki sağ, Avrupa’daki muhafazakâr ve sol terimler bize göre farklılıklar gösterir elbet ama AK Parti yönetim liderliğinin de bunda katkısının olduğunu görmek gerekir.

Bu gelişme kendini, sol, sosyal demokrat olarak tanımlayan CHP’de de kırılmalar yarattı.

Sağ taklitçiliği başladı CHP’de...

Oysa CHP, önce kendisi olmak, sosyal demokrat ideolojisi doğrultusunda davranmak zorunda hiç kuşku yok ki...

Kendisi olmadığı, sağı taklit ettiği sürece seçimlerden başarılı çıkamadığı görüldü.
Hiç kuşkusuz seçmene farklı bir söylem sunmak durumunda CHP’nin...  

O ise bunu beceremedi, gittikçe de daha çok yalpalamakta...

CHP bugüne kadar sağa açıldı, sağ partilerin söylemlerine uygun bir dil kullandı, başarılı olamadı.

Milletvekili seçimlerinde sağ kökenli adayları milletvekili yaptı, kendi cefakâr ve vefakâr çocuklarını onlar için harcadı ama onların partiye de bir getirisi olmadı...

İstanbul, Ankara gibi yerlerde yerel seçimleri sağ eğilim geçmişi olan adaylarla kazandı.

* * *

Şimdi de 2023 seçimlerine hızla yol alınan süreçte CHP Genel Başkanı bambaşka bir yol izlemeye başladı.

Kimden, nasıl bir ‘helalleşme’ olacaksa bunun için yola çıktığını söyledi.

CHP dönemleriyle bile ilgisi olmayan süreçleri saydı helalleşme için adres olarak.

Bu da hiç kuşku yok ki parti içinde yeni bir tartışma başlattı ve Kılıçdaroğlu’na sert eleştiriler yöneltildi.

CHP sağ-sol’un bittiğini belki gördü ama yeni yerini saptayamıyor!

CHP'nin oyunu arttırması, genişletmesi, sağ-muhafazakâr seçmenden oy alabilmesi için kuşkusuz söylemini de değiştirmeli ama bunu HDP gibi bir partiyi de aynı şemsiye altına alarak başarması olası mı?

Sağ seçmen asılları varken taklitlerine oy verir mi?

CHP'nin yapması gereken, sağ partilere oy veren seçmenlerin de sınıfsal-sosyal-toplumsal-ekonomik bağlamda ve onların insanca yaşam sürmelerini sağlayacak politika ve projeler geliştirmek...

Ama O, bunu beceremiyor...

Yerel ölçekte günlük rutin işlerin yanında toplumsal projeler üretmesi gerekiyor ama bunda başarılı olamıyor.

Millet İttifakı’ öylesine savrulmalar yaşanıyor ki; HDP ile normal koşullarda Saadet, Demokrat ve İYİ Parti’nin bir araya gelebilme şansları yok ama bir araya gelmişler!

Bunu, karşı tarafa kaybettirme adına yapıyorlar, kazanmak için değil. 

Velhasıl işleri kolay değil...