Sarıkamış benim hafızamda çocukluğumda dinlediğim bir seferberlik türküsü ile yer alır.

Oltu'dan girdik de Sarıkamış'a

Akıl ermez orda yatan üleşe

Askeri kırdıran Enveri Paşa

Kitlendi kapılar, mekan ağladı.

Cihan Harbi'nin en geniş cephelerinden biri olan Kafkasya'da, Alman karargahınca belirlenen harekat planına göre, Türk kuvvetlerinin temel görevi Rusların Avrupa cephelerine güç kaydırmasına engel olmaktı. Diğer yandan Enver Paşa, Rusların bu cephedeki herhangi bir başarısının Doğu Anadolu'yu tamamen ele geçirme teşebbüslerini hızlandıracağını hesap ederek 93 Harbi'nde Ruslar tarafından zapt edilen Kars, Ardahan ve Batum'un kesinlikle geri alınması gerektiğini düşünüyordu. Enver Paşa Kafkas Cephesi'ndeki sayısal üstünlüğün sağlamış olduğu avantajı da hesap ederek Sarıkamış’ta bir çevirme harekatı ile Rus kuvvetlerini imha etmeyi planladı. Bu planı Türk orduları genelkurmay başkanı Friedrich Bronsart Paşa da onayladı.

Kafkas Cephesi'nde Hasan İzzet Paşa'nın komutasında 9. 10. ve 11. kolordular ile bir süvari tümeninden oluşan 3. Ordu vardı. Genelkurmay kayıtlarına göre Jandarma hariç bu ordunun mevcudu 97 bin kişi civarındaydı. 1 Kasım 1914'te Ruslar, Sarıkamış üzerinden saldırıya geçtiler. 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa Rus saldırısını püskürttükten sonra ikmal desteği olmayan donanımsız orduyu cepheye sürmedi Köprüköy'de savunma hattı oluşturup beklemeye başladı. Enver Paşa 13 Aralık'ta 3. Ordu Karargahına geldi. Durum değerlendirmesi yapıldı. 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, 10. Kolordu Komutanı Ziya Paşa ile 9. Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa mevcut şartlarda bir harekat yapılmasına karşı çıktılar. Aralarında şu şekilde bir konuşma geçti;

Hasan İzzet Paşa; “3. Ordu, Sarıkamış'ta Ruslara karşı bir harekata hazır değildir. Çok eksikleri zayıflıkları vardır yeterli yiyecek de yoktur. Sıcaklık eksi 40 derecedir bu şartlar altında askere yazıktır telef ederiz” dedi.

Enver Paşa; “Köprüköy ve Azap'ta Rusları yenenler bu askerler değil mi? Kimse ‘giyeceğimiz, yiyeceğimiz yok' demiyor! Hepsi ‘saldıralım' diyor” deyince Hasan İzzet Paşa, Enver Paşa'nın sözünü keserek “Senden korkuyorlar da ondan!” dedi.

Bu sözler üzerine çok sinirlenen Enver Paşa, “Dua edin Harbiye'den hocamsınız! Yoksa sizi Divan-ı Harbe verirdim!” diyerek toplantıyı sona erdirdi.

Hasan İzzet Paşa istifa etti. Ahmet Fevzi Paşa emekliliğe sevk edildi. Enver Paşa, 3. Ordu Komutanlığı'nı bizzat kendi üstlendi. Genelkurmay İkinci Başkanı Hâfız Hakkı Bey’in "Oltu-Bardiz hattında başarılı bir kuşatma harekatı yapılabilir" raporu üzerine kesin karar verildi. Harekatın bir diğer önemli nedeni önce Kafkasya ardından Türkistan’a uzanacak stratejik bir hat oluşturmaktı. Bu hem Kafkas cephesinde Rusların omurgasını kıracak hem de Türklerin Asya içlerine nüfuz etmesini sağlayacaktı. 22 Aralık'ta Sarıkamış Harekatı başladı. 11. Kolordu Aras Vadisi’ndeki Rus karargahına saldırdı. 9. Kolordu Bardız, 10. Kolordu Oltu yönünde taarruza geçti. Oltu ve Bardız alındı fakat Sarıkamış’a ulaşılamadı. Hafız Hakkı Paşa harekat planını değiştirdi. Kars üzerinden Sarıkamış’a ulaşabilmek için askeri Allahuekber Dağları’na sürdü. Ordu dağlarda çakıldı kaldı bir yandan amansız soğuk bir yandan Tifüs askeri eritmeye başladı. Ordunun sevk ve idaresinde büyük hatalar yapılıyordu iletişimsizlik yüzünden 31. ve 32. Tümenler karanlıkta tam dört saat birbirleri ile çatıştılar. Çatışma bittiğinde 2000 kişilik bir zayiat vardı.

Askerin kışlık giysisi de yoktu. 100 bin takım kışlık giyecek getiren gemiler Karadeniz'de Rus donanması tarafından batırılmıştı. Ruslar demiryolu ile lojistik destek alıyorlardı. Rus Çarı 2. Nikola savaştan iki gün önce trenle Moskova’dan Sarıkamış’a gelmiş, ordusunu denetlenmiş, eksiklikleri var mı diye kontrol etmiş, askerlerine moral vererek Rusya'ya dönmüştü. Bizim demiryolu bağlantımız yoktu çünkü Rusya Ankara’nın doğusuna bir hat döşenmesi halinde bunu savaş sebebi sayacağını bildirmiş ve Abdülhamid her zamanki korkaklığı ile boyun eğmişti. Türkler ancak kağnı arabaları ile sivil halk tarafından ulaştırılan sınırlı sayıda malzeme ile ikmal ediliyordu.

Allahuekber Dağları'na 13.000 kişi olarak tırmanan 10. Kolordu 27 Aralık'ta Sarıkamış'a geldiğinde geride sadece 3000 kişi kalmıştı. Karşı saldırıya geçen General Yudaniç, Bardız-Sarıkamış üzerinden bir kuşatma harekatı başlattı. Enver Paşa 9. ve 10. kolorduları birleştirip Hafız Hakkı beyi Paşa yaptı ve harekatın başına geçirdi kendisi İstanbul’a döndü. Hafız Hakkı Paşa ricat emri verdi ordu Erzurum’a çekildi ve ardından tifüse yakalanıp öldü. Enver Paşa İstanbul’da ordunun Ruslara karşı zafer kazandığını ilan etti. Türk kamuoyu Sarıkamış felaketini ancak aradan 7 yıl geçtikten sonra 9. Kolordu Kurmay Başkanı Emekli Yarbay Köprülülü Şerif (İlden)'in 1922'de, önce Akşam Gazetesi'nde tefrika edilen, daha sonra da kitap olarak basılan “Sarıkamış” adlı eserinden öğrenebildi.

Sarıkamış harekatındaki şehit sayısı kesin değildir rakamlar farklılık gösterse de bir felaket olduğu ortadadır. 90.000 şehit verildiği bir uydurmadır. Genelkurmaya göre Türk ordusunun şehit sayısı 60.000 civarındadır. Diğer yerli ve yabancı kaynaklar 23.000 ile 78.000 kişi arasında olduğunu iddia ediyorlar. General Yudaniç'in günlüğüne göre Sarıkamış'ta Rus ordusu toplam 26 bin civarında kayıp vermiştir. Net bir rakam verilememesinin esas nedeni yürüyüş sırasında büyük kayıp veren tümen ve alaylara ait harp ceridelerinin kaybolmasıdır.

Elbette bu felaketin baş sorumlusu vatanseverliğinden kuşku duyulmayacak ama liyakat bakımından yetersiz olan Enver Paşadır. Bırakın bir ordu idare etmeyi o tarihe kadar bir Alaya bile kumanda etmemiş Enver Paşa çok ciddi askeri hatalar yapmıştır. Hafız Hakkı Paşa’nın cepheyi 100 kilometre kadar genişletmesi ve eksi 30 derecede yarı aç yarı çıplak bir orduyu Allahuekber Dağları’na çıkartması bozgunun ikinci önemli nedenidir. Üçüncü neden ise ordunun donanımsızlığı ile ikmal ve iaşe yollarının kullanılamamasıdır. Bu çapta bir harekatın başarılı olabilmesi için fiziki ve taktik sorunlarla başa çıkabilecek şekilde eğitilmiş ve teçhiz edilmiş dağ birliklerine ihtiyaç vardı, tıpkı  İtalyan cephesinde İtalyanların Arditi ve Avusturyalıların Gebirgstruppen tümenleri gibi.

Makaleyi 1. Dünya savaşında Osmanlı ordusunda görev yapmış Alman Mareşali Goltz Paşa’nın konu ile ilgili günlüğüne düştüğü notla tamamlayalım; “Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden birçok cahil adam vardı. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır.”