Yıllarca “su hayattır” dedik ama hayatımıza sahip çıkamadık.

Bakın su kaynaklarımız tükeniyor işte… Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri sonucu; yağışlar azalıyor, kuraklık başlıyor. Sel ve kasırgalar çoğalırken, dünyanın normal mevsim geçişleri yerini olağanüstü olumsuz koşullara bırakıyor.

Bu felaketlerden en önemlisi; kuraklık ve susuzluk…

Şimdi biz “Bursa’da yaşıyoruz. Şanslıyız, suyumuz bol” desek de gerçek hiç de öyle değil… Suyun tasarruflu kullanmasını bilmiyoruz, israfın her türlüsünü yapıyoruz.

Evliya Çelebi’nin de dediği gibi “Bursa; bir su kenti” ve biz ne yazık ki bu suları yıllardır hesapsızca kullanıyoruz. Kentin Demiryolu altı denilen mahallerinde (Yeşilova, Bahar, Beşyol, Altınova, K.Balıklı, gibi) sokak başlarında kurulu bulunan artezyen suları boşa akarken, hiç kimse bunlara bir musluk koymayı akıl edemedi yıllarca… Yıllardır bu tür yeraltı sularımız bomboş aktı çeşmelerden su yalaklarına

Şimdi su fakiri bir ülke/bir kent olduğumuzu anlıyoruz. Ama biraz geç kaldık galiba… Değerini anladık boşa akan suların sonunda… Kentimize su sağlayan Doğancı Barajı geçtiğimiz yılın Aralık ayında yüzde 20 seviyelerine inince; 80 adet olan su kuyularımıza 75 tane daha ekledik kentin su ihtiyacını yeraltı sularından giderebilmek için…

Ama ana mesele; Bursa’nın boşa akan artezyen suları falan değil tabii ki… Şu anda sorun çok daha büyük… Tüm ülke çekiyor kuraklığın ve su bonkörlüğünün faturasını… Büyük kentlerin çoğunun 60-90 günlük suları kaldı. Yine bu sonbahar mevsiminde yoğun şekilde yağmur yağmazsa, acil bir su tasarruf tedbirine gidecek tüm yerel yönetimler…

Gazetemizin önceki günkü manşeti “Uluabat Gölü kuruyor” şeklinde değil miydi zaten..?

Derelerimiz, göllerimiz ve barajlarımızda su miktarları giderek azalıyor. İznik Gölü’ndeki su bile çekiliyor.

                        SU TASARRUF KAMPANYALARI SES GETİRMELİ

Öyleyse… Sağlıklı ve bilinçli bir şekilde su tasarrufuna gidilmeli bu kentte ve tüm ülkede…

Nasılsa “yağmur ve kar yağar, yeniden dolar” dediğimiz barajlar, şu anda alarm veriyor. Ve şu anda programlı su kesintileri yapılmadığı için, birçok vatandaşımız bu sorunun farkında bile değil…

Farkındalık yaratmak lazım ama öyle 40-50 saniyelik ve sadece gecenin geç saatlerinde sadece bazı TV’lerde yayınlanan kısıtlı spotlarla değil…

Her alanda bir su tasarruf kampanyası şarttır. Tarım Bakanlığı’nın “Su vatandır, suya ihanet etmeyin” mottolu kamu spotu, insanları etkilemektedir ama sadece o reklama ulaşabilenleri… Her kanalda yok bu spot… Billboardlarda ve insanların sıklıkta bulunduğu alanlarda da uyarıcı reklamlar yapılabilir.

İnsanlara; bulaşıkta ön yıkama yaparken, diş fırçalarken, traş olurken, sifonu çekerken yapmaları gereken şeyleri anlatan bu kamu spotu; tasarrufa yöneltebilir herkesi… Doğru zamanda iyi bir kamu spotu olmuştur bu… Hassas bir mesajla hem de… Ancak bu kampanyayı daha enerjik, daha etkili ve her alanda kullanmanın zamanı da gelmiştir artık…

Anlıyoruz ki; su sorunu büyüktür ve daha da büyüyecektir. Bu işe kimse sessiz kalmamalı, devlet su politikasını yeniden planlamalı ve gerektiğinde Su Bakanlığı kurulmalıdır. Bilinmeli ki; pabuç artık oldukça pahalıdır. Su kaynaklarının azalması nedeniyle kuraklık ve çölleşmeden en fazla etkilenen 7 ülkeden biridir artık Türkiye…

Kişi başına düşen su miktarı; yılda 1.400 metreküptür ülkemizde… Ama bu miktar, iklim değişikliği ve kuraklıklar nedeniyle giderek düşecektir.

Ne yapacağız peki o zaman?..

Bir gün bize diyecekler ki; “Kişi başına günde 25 litre su vereceğiz. Hepsi bu kadar”… Nasıl yetiştireceğiz bunca su ihtiyacımızı 25 litre sınırlı su ile…

Şimdiden o kötü günleri düşünmek ve gerekli önlemleri almak zorundayız.

Yoksa halimiz berbattır gelecek on yıllarda…

 

ÖZLÜ SÖZLER : Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak ama o gün de yağmur yağmayacak.  (Nicanor PARRA)

  

BİR SU BAKANLIĞI’NA İHTİYAÇ OLACAK YAKINDA!..

Tabii ki mesele; yalnızca çeşmelerden kontrolsüzce akan ve heba olan su değil… Tekstil fabrikalarının acımasızca yeraltından çektiği tonlarca su da değil…

Sorun; özellikle içilebilir nitelikte olan suların tarımda ve sanayide kullanımı…

Dünyada her yıl 4 bin 600 milyar metreküp su kullanılıyor. Bunun yüzde 70’i tarımda, yüzde 20’si sanayide ve yüzde 10’u da konutlarda…Toplam su rezervinin sadece yüzde 10’u evlerde kullanılıyor.

Esas sorun; tarım ve sanayide kullanılan sularla (toplam yüzde 90) ilgili… Çünkü dünya su rezervlerini incelediğimizde; kullanılabilir 3 tür suyun varlığını öğreniyoruz.

YEŞİL SU: Yağmur-kar suyudur ve içilebilir özelliktedir.

MAVİ SU: Yüzey ve yeraltı sularıdır. Sanayide-tarımda kullanılabilir.

GRİ SU: Daha önce kullanılmış kirli ama arıtılabilir sudur.

Şimdi de sizinle üretimde kullanılan su türleri ile ilgili bazı istatistiki verileri paylaşmak istiyorum. Çünkü bu çok önemli bir bilgidir. Sahip olduğumuz bazı gıdaların ve eşyaların üretiminde ne kadar su kullanıldığı da suyun geleceği açısından oldukça önem taşıyor.

- 1 Kilo dana eti üretimi için; tam 15 bin litre su kullanılıyor (yüzde 94 yeşil, yüzde 4 mavi ve yüzde 2 gri su)

- 1 Kg. çikolata üretimi için 17.196 litre su kullanılıyor (Yüzde 98 yeşil, yüzde 1 mavi ve yüzde 1 gri su)

- 1 Adet kot pantolon üretimi için 10.850 litre su kullanılıyor (Yüzde 45 yeşil, yüzde 41 mavi ve yüzde 14 gri su)

Bunun yanı sıra 1 adet pet şişe için 12 litre su, 1 kg. domates için 180 litre su, 1 kilo (4 adet) ekmek için 1.300 litre su, 1 külah dondurma için 1.500 litre su,1 kg. pirinç için 3.400 litre su, 1 kg. peynir üretmek için 5.000 litre su, 1 kg. koyun eti üretmek için 6.100 litre su ve 1 çift ayakkabı üretmek için 16.600 litre su kullanılıyor.

Görülüyor ki; tarım ve  sanayide su tüketimi had safhada… Evsel kullanımdan çok, tarımsal ve endüstriyel alanda kullanılıyor su… Ama üretim merkezlerinde mavi veya gri su yerine yeşil su kullanılınca, içilebilir özellikte sularımız çok ama çok azalıyor.

Sorunun ana boyutlarından biri de bu zaten… İçilebilir nitelikteki yeşil sular; üretimde ve tarımda asla kullanılmamalı…

Bunu önleyecek kapsamlı bir yasaya ve Su Bakanlığı’na ihtiyaç olabilir ülkemizde…

Bu yazının fotoğrafı; Pakistan’ın susuzluk çeken bir bölgesinde musluktan damla-damla gelen su ile serinlemeye çalışan bir çocuğun halini resmediyor.

Bir gün… Bizde de olabilir bu tür görüntüler… Bu israf ve bilinçsizlik sürdükçe…