Türkiye’de ürün fiyatlarını inceleyen çok sayıda kuruluş olmakla birlikte, ülke çapındaki genel fiyat gelişmelerini hesaplayan kurum Türkiye İstatistik Kurumu’dur.

Yani kısa adı TÜİK olan bu kurum Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ve son olarak Tüketici Fiyat Endeksi gibi fiyat hareketlerini izler, açıklar.

Bütün bu endekslerden vatandaşları en çok ilgilendiren, tüketilen ürünlerin fiyatlarını gösteren Tüketici Fiyat Endeksi yani TÜFE’dir. Enflasyon dediğimizde büyük çoğunluk tarafından anlaşılan şey de işte bu tüketici fiyat endeksindeki artıştır.

TÜFE’deki bir aylık artış aylık enflasyonu, bir yıllık artış da yıllık enflasyonu vermektedir.

Belirli bir takvim yılının enflasyonu ise bir önceki yılın Aralık ayı ile cari yılın Aralık ayı TÜFE değerleri arasındaki farka bakarak hesaplanır.

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE), hane halklarının tüketimine yönelik mal ve hizmet fiyatlarının zaman içindeki değişimini ölçmektedir.

* * *

TÜİK, enflasyon sepeti içerisinde yer alan ürünleri ve bunların ağırlıklarını kamuoyu ile paylaşır.

Yine TÜİK, enflasyon sepeti seçiminde yapmış olduğu değişiklikleri de duyurur sürekli.

Sonra da bu rakamlara göre ücretler, maaşlar, faizler belirlenir.

 Ancak bu açıklamaların enflasyon hesabının güvenilirliğine ilişkin kaygıları giderilmesi gerekirken durum tam olarak bu şekilde gerçekleşmez ve çoğu kez kuşku uyandırır.

Açıklanan enflasyon rakamı hatalı olunca da alınan bütün kararlar yanlış olur doğal olarak.

 

Kimi kez enflasyon sepeti içerisindeki bazı ürünlerin gereksiz olduğu ifade edilir, kimi zaman da kimi diğer ürünlerin çok daha yüksek ağırlıklara sahip olması gerektiği ileri sürülür, kim zaman ise sepette olmayan bazı absürt ürünlerin enflasyon sepetinde yer aldığı savlanır.

Söz gelimi şubat ayında yeşil sivri biberin, domatesin ve hatta karpuzun yer alması gibi!

* * *

Oysa her meyve ve sebzenin zamanında tüketildiği, tüketilmesi gerektiği açıktır.

Bilim de, inancımız da, alışkanlıklarımız da her gıdanın mevsiminde yenmesi gerektiği doğrultusundadır.

Evet, bugün artık hemen her gıdayı reyonlarda her mevsim bulabilmek olanaklı hale gelmiştir.

Teknolojik gelişmelerin ve tohum ıslahlarının da yardımıyla sera marifetiyle hemen her ürün bugün her mevsim yetiştirilebilmektedir.

Ancak asıl mevsimi dışında bu gıdaların aynı tat ve renkte olmadığı, insan vücudu için de çok fazla bir yarar sağlamadığı hem tüketiciler ve hem de bilim insanlarınca açıklanmaktadır.

Aylık ve yıllık fiyat artışları oranlarının çok yanlış olarak ortaya çıkmasına neden olan bu uygulamanın sürdürülmesi TÜİK ve hükümetin açıkladığı enflasyon oranları hakkındaki kuşkularında sürmesine neden olmaktadır.

Bu uygulamalar açıklanan enflasyon oranlarının kimi kez gerçek rakamların altında, kimi kez de gerçek rakamların üzerinde olması gibi absürt bir sonuç doğurmaktadır.

Bu da toplumda TÜİK ve hükümete duyulan güveni zedelemekte

hem de ücret ve maaşların belirlenmesinde hiç de adil olmayan kararların alınmasına yol açmaktadır.