Sağlıklı beslenme ve güvenli gıdanın bir ütopya olduğunu söyleyen insanlarla karşılaşıyorum artık sanal ortamda…

Israrla… Organik tarımın bir hikaye olduğunu söylüyorlar, mucize gıdaların ise bir hayal!..

Ama yine de geleceğe dair umutlarımızı tüketmeden doğru ve sağlıklı gıdaların püf noktalarının üzerinden geçmek ve sık-sık hatırlamak gerek sürdürülebilir beslenmenin ana hatlarını…

Dünyanın sağlıklı ve mutlu geleceği için şart bu iş…

Beslenme Uzmanı Merve Saatçi’nin görüş ve önerilerine yer vereceğim bugünkü yazımda işte bu ayrıntıları anlatmak istiyorum. Sonbahar mevsiminin iyice yüzünün göstermeye başladığı, gündüz saatlerinde 26-28 dereceleri gördüğümüz ama geceleri üşüdüğümüz günler içindeyiz.

Vücutlarımızın bu hava değişikliklerine karşı dimdik durması ve bağışıklık gücümüzün artması gerek…

Artık dünyanın başına bela olmaya başlayan küresel ısınmaya karşı doğru beslenerek de bir karşı duruş sergilenebileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Merve Saatçi bakın bu önemli konuda bizlere ne öneriler getiriyor.

                             BU ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN MUTLAKA

Önce bir tanımla başlıyor uzmanımız… Sürdürülebilir beslenmenin “Bireylerin sağlığını ve iyilik halini tüm yönleriyle geliştiren, düşük çevresel baskıya ve etkiye sahip olan, ulaşılabilir, karşılanabilir, güvenli, yeterli ve kültürel olarak kabul edilebilir diyet örüntüleri” olduğunu belirten Merve Saatçi, bu yönteme dair önemli ipuçlarını şöyle anlatıyor.

* Hayatlarınızda kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini azaltın. Haftanın belirli günlerini “etsiz günler” olarak belirleyin. Artan et tüketiminin atmosfere daha fazla metan gazı salacağını unutmayalım.

* Sürdürülebilir balıkçılık yöntemleri ile avlanmış balıkları tercih edin. Mevsimine ve avlanma yöntemlerine dikkat edin.

* Beslenmenizde hayvansal protein yerine yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye, karabuğday ve yağlı tohumlar gibi karbon izi daha düşük olan bitkisel proteinlere yönelin.

* Mevsimine göre meyve-sebze tüketin. Uzak mesafelerden gelen besinler, nakliye sırasında ciddi bir karbon ayak izi oluşturuyor. Karbon ayak izi; birim karbondioksit cinsinden ölçülen ve üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür.

* Paketlenmiş gıdalar atık ve plastik kullanımını artırmaktadır. Paketlenmiş gıdaları azalttığınızda; israfın azalmasına ve genel sağlığınıza katkı sağlayacaksınız.

* İsrafı önlemek için haftalık menüler oluşturun. Evdeki eksiklerinizi mutlaka listelerle belirleyerek alışverişinizi planlı yapın.

* Tencerede az kalan yemeği atmayın. Ertesi gün yapacağınız başka bir yemekte bunu değerlendirin. Bir porsiyondan daha az kalan yemekleri; makarnalara sos, kalan sebze yemeklerini türlü olarak, yumuşayan meyveleri meyve suyu olarak, sebzeleri de çorbaların içinde değerlendirin.

* Satın aldığınız gıdaların bir bölümünü kullanacak iseniz, geri kalanını dondurun. Bu şekilde hem israfı önlemiş, hem de yorgun olduğunuz günler için pratik bir öğün yemeği sağlamış olursunuz.

* Alışverişlerde bez torba tercih edin.

* Yerel üreticileri destekleyin.

* Mümkün olduğunca yürüyün ya da bisiklet kullanın. Bu sayede hem enerji tasarrufu yapmış olursunuz, hem de çevreyi korursunuz. Günlük yaşamınıza da bir hareket katarsınız.

*Diş fırçalarken, traş olurken ve bulaşık yıkarken suyu israf etmeyin.

*Çöplerinizi ve geri dönüştürülebilir atıklarınızı birbirinden ayırın. Böylece geri dönüşüm sistemine katkı sağlarken, çevre kirliliğini de önlemiş olursunuz.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------                       

Özlü sözler: Artık  parçaları kaybolmuş PUZZLE gibi insanlar… Kiminin ruhu, kiminin beyni ve birçoğunun kalbi yok. (Chuck PALAHNIUK)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                               BESİNLERİMİZ İLAÇLARIMIZ,

               İLAÇLARIMIZ BESİNLERİMİZ OLMALI

Şimdi yan sütunlardaki sürdürülebilir beslenme görüşlerine netlik kazandırabilecek bir kaynaktan bahsedeceğim. Sağlıklı ve güvenli beslenme konusunda kafanızdaki çelişkileri azaltmak için; “ Ye, iç ve sağlıklı ol” isimli kitabın ünlü yazarı Dr. Walter Willet’in görüşlerini sunmak istiyorum sizlere…

Bu tıp uzmanı görüşlerinde; “sağlıklı beslenmenin BİR ÜTOPYA olabileceği” tezini de içerebilecek ayrıntılar ve bugün yaşadığımız çelişkilerin kısa özeti de bulunuyor. Dr. Walter Willet kamuoyundaki kafa karışıklığına dikkat çektiği yorumunda, kronik hastalıkların önlenmesine yönelik notunu da iletiyor: “Beslenme ve gıda üzerinde yapılan araştırmalar ‘gittikçe kötüleşen bir devamlılıkla’ kendi kendileriyle çelişkiye düşüyor. Yüksek lif içerikli beslenmenin kolon kanserini önlediği savına dayanarak, kahvaltıda kepekli ekmek yemeye başlıyorsunuz. Sonra lifin kolon kanserini önlemediği şeklinde bir başka haberle karşılaşıyorsunuz. Bazı araştırmalar balık yemenin kalp krizini önlediğini, bazıları da ilgisinin olmadığını söylüyor. Şaşırıp kalıyorsunuz. Balık yeseniz mi iyi, yemeseniz mi?.. Bilime dayalı sağlıklı bir beslenme planı yapılmadıkça, kilo sorunu çözülüp rafine tahılların tüketimi önlenmedikçe, daha sağlıklı protein kaynakları seçilip meyve-sebze tüketimi artırılmadıkça, alkol tüketimini azaltmadıkça kronik hastalıkları önlemek mümkün değildir. Ama bunları cesur bir şekilde söyleyecek bilgili insanlar giderek azalıyor. Gıda ürünlerinin reklam pastası büyüdükçe, gıdalar ve insan sağlığı arasındaki doğru orantı da çözülüyor. Kim ne yiyeceğine karar veremiyor şu anda... Bu işe birilerinin ‘dur” demesi gerek artık.”

Ama… Kim ne derse desin… 3 tarafı denizlerle çevrili bulunan bu ülkede; balık yemek her açıdan sağlıklıdır. Gerçi bu yıl musilaj nedeniyle çok kimse Marmara ve Karadeniz balığı tüketmek istemeyecektir ama av serbestliğinin başladığı bu ay ile birlikte balıkseverler bu tür ürünlere yer vereceklerdir sofralarında mutlaka…

Bir güneş ülkesi olmanın avantajını da dile getirmek gerek… Domates dahil birçok tarım ürününü mevsiminde ve doğru bir şekilde tüketirsek, hastalıklara karşı daha dirençli olabileceğimizi söylemek için doktor olmaya bile gerek yok.

Yeter ki; tüm tarımsal ürünleri zamanında (yaz mevsiminde yaz sebze-meyvesi, kış mevsiminde kış meyve ve sebzesi) tüketelim.

Besinlerimiz ilaçlarımız, ilaçlarımız da besinlerimiz olur o zaman!..