Türkiye enerji kaynakları açısından yoksul bir ülke.

Kalkınma ve sanayileşmesini sürdürebilmek için enerjiye gereksinimi var.

Bunun da çoğunluğu doğalgaz ve dövizle alınmakta... Bu durum da dış ödemeler dengesizliğini arttırmakta. Bu gün yuvarlak olarak elektrik üretimimizin, yüzde 37’si kömürden, yüzde 30’u doğal gazdan, yüzde 20’si hidrolik enerjiden, yüzde 8’i rüzgârdan, yüzde 3 buçuğu güneşten, yüzde 2,5'i jeotermal enerjiden ve yüzde 1,4'ü diğer kaynaklardan elde edilmekte. Karadeniz’de bulduğumuz dış alımın biraz düşmesine yarayacak ama yeterli değil yani... İstikrarlı ve sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma için ülkelerin kendi enerji politikalarını geliştirmeleri ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmaları gerektiği açık... Öte yandan dünya düzeni içerisinde ekonomik ve sosyal bakımdan daha güçlü olmak isteyen ülkelerin, enerji kaynaklarının konumlandığı bölgelere yönelik askeri güç politikaları da enerjinin ne kadar önemli olduğunun göstergesi.

* * *

Dünyada giderek artan enerji isteminin de etkisiyle enerji alanında yaşanan gelişmeler hem ekonomik hem de toplumsal yapıyı derinden etkilemekte.

Bu, bu günlerde çok daha yakıcı olarak yaşanmakta...

Sanayileşme ve teknolojik ilerlemeler sonucunda, Türkiye ekonomisinin enerjide dışa bağımlılığı giderek artmakta.

Türkiye’nin son dönemdeki enerji politikalarının ötesinde öncelikle yenilebilir enerji potansiyelini dikkate alarak diğer seçenek kaynakları daha çok değerlendirmek durumunda.

Nükleer enerji gibi...

Türkiye dünyanın ikinci en büyük toryum rezervine sahip olan bir ülkesi ve yeni teknolojilerin kullanıldığı bir nükleer enerjiye politikası yaşamsal önemde...

Türkiye'nin yenilenebilir enerji üretimi payı artmakta ama bunun kısa ve orta süreçte sorunu tümüyle çözecek bir etkisinin olacağı öngörülemiyor.

O nedenle nükleer enerji ciddi olarak ele alınmak durumunda...

Türkiye ile Rusya arasında 2010 yılında NGS (Nükleer Güç Santrali) kurulumuna yönelik imzalanan anlaşma sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya devlet başkanı Putin’in katılımlarıyla nükleer santralin temeli atıldı.

Mersin Akkuyu Nükleer Santrali'nin birinci etabının 2023 Mayıs ayında bitecek

Öte yandan Sinop ve Kırklareli İğneada nükleer santralleri de arkasından devreye girecek.

Dünyada 32 ülkede 443 nükleer santral faaliyette, 19 ülkede 51 nükleer santral inşa safhasındayken Türkiye'yi bundan mahrum bırakmak isteyenlerin derdi nedir acaba?

Türkiye’nin altmış yıllık nükleer serüvenine bakıldığında bu gelişmeler tarihi bir adım neden sayılmaz?

* * *

Dünyadaki nükleer reaktör dağılımına bakıldığında ABD 99 reaktör ile birinci, Fransa 58 reaktör ile ikinci sırada yer almaktadır.

Japonya 42, Çin 39, Rusya 37, Güney Kore ise 24 adet reaktörle bu ülkeleri takip etmektedir.

Aynı zamanda elektrik üretimi açısından dünya genelinde nükleer enerji ortalamasının yüzde 11 olduğunu ve bu oranın Fransa’da yüzde 72, İngiltere, Rusya ve ABD gibi ülkelerde ise yüzde 20 civarlarında olduğunu görürüz.

Öyle ki OECD ülkelerinde de nükleer enerji kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir.

Bununla birlikte petrol ve doğal gaz zengini olan ABD, Kanada, Rusya, İran ve Meksika gibi ülkelerde nükleer santral bulunurken yüzde 75 oranında tükettiği enerjiyi dışarıdan almak zorunda olan Türkiye’nin bu kaynaktan bu güne değin yoksun kalması kimin çıkarınadır?