Ülke olarak enteresan bir dönemden geçiyoruz.
Bir yandan hayat pahalılığı diğer yandan dünyayı kasıp kavurduğu gibi sürekli değişim gösteren salgın varyantları yaşam biçimimizi değiştirmemize, alışkanlıklarımızdan vazgeçmemize neden olmuştur.
Her şeyden önemlisi günlük yaşamımızın gereği temel gıdalara gelen fahiş fiyat artışları vatandaşın en önemli gündem maddesi.
Mesela akaryakıta gelen zamlar özel aracımıza bilmemize bir nevi kısıtlamamıza neden olmaktadır.
Bunun şu şekilde anlayabiliyoruz.
Akaryakıt satışlarının düşmesiyle benzin satışı yüzde 28, motorin satışı yüzde 31 azalmış.
Bu durum vatandaşın özel araçlarını kullanmamak ya da daha az kullanmak anlamına geliyor.
Bu durumun net anlaşılabilmesi için şu iki tespiti yapabiliriz.
Zamanlardan önce şehir merkezindeki trafik yoğunluğu zamlardan sonra ki duruma bakılabilinir.
Bir diğeri de özel aracını kullanmayan vatandaş toplu taşıma araçlarına yönelip yönelmediğidir.

Bunun en doğru cevabını verebilecek kişi kentin toplu taşımasından sorumlu BURULAŞ Genel Müdürü Kürşat Çaba’ya sordum.
Genel müdürün yanıtı çok ilginçti.
Belediye otobüsleri ve Bursaray anlamında son bir hafta da toplu taşıma sayısında aralık ayına göre 100 bin kişi azalma olduğu yönündeydi.
O halde ortaya şu soru çıkıyor.
Peki bu durumda vatandaş ne yapıyor?
Genel Müdürü Çaba, bunun da yanıtını şu şekilde verdi.
Genel anlamda toplumsal hareketliliğin azaldığıdır.
Yani vatandaş aracına binip akaryakıt almadığı gibi evinden de dışarıya çıkmıyor demektir. Aynı durum şehirlerarası otobüs yolculuğunda da yüzde 40 dolayında yolcu azalması söz konusuymuş.
Geçmiş yıllarda da yaşanan yanlış ekonomik politikaları neticesi benzer durumlarla karşı karşıya kalan Türk halkı o günlerde yaşadıklarını çoktan unutmuş durumda.
Dolayısıyla bunlarda gelip geçecek unutulacaktır.